Bu final çok konuşulacak
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Bu final çok konuşulacak

Bu sezonun 13. final bölümü Prison Break’e yakışır bir şekilde sona eriyor. Baş karakterlerden biri dehşet verici bir ölümle diziye veda ederken, diğeri bir kurşunla karşı karşıya kalacak. Herkesin yakından tanıdığı T-Bag’se müthiş bir geri dönüş yapacak.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 12:43 TSİ 08 Mayıs 2008 Perşembe

İSTANBUL - Michael Scofield, bu yollardan daha öncede geçmişti. Dizinin ilk sezonu, bir Amerikan hapishanesinde ölüm kalım savaşı veren vücudu dövmelerle kaplı kahramanımızın zekice hazırlanmış kaçış planını başarıyla uygulamasıyla sonuçlanmıştı. Fakat bu sezon işler değişti. Bakalım Michael, bir yandan belalı mahkumlarla mücadele ederken bir yandan da gizemli mahkum Whistler’ı Panama’nın cehennem hapishanesi Sona’dan çıkarmayı ve yeğenini ölümden kurtarmayı başarabilecek mi? Sezon finali yaklaşırken akıllarda bir soru daha var: Acaba Whistler’ı, Şirket’in şeytani ajanı Susan B. Anthony’nin eline teslim etmek gerçekten de birilerinin hayatını kurtaracak mı?
Haberin devamı

“İleriki bölümlerde ne olacağını söylememek için kendimi zor tutuyorum” diyor Susan’ı canlandıran Jodi Lyn O’Keefe.
Bu sezonun 13. final bölümü, tam da Prison Break’e yakışır bir şekilde sona eriyor. Baş karakterlerden biri dehşet verici bir ölümle diziye veda ederken, diğer bir tanesi hayatını tehlikeye sokan bir kurşunla karşı karşıya kalacak. Bunun yanında, herkesin yakından tanıdığı ve nefret ettiği T-Bag müthiş bir geri dönüş yapacak.
Peki ya kaçış? Size tek söyleyebileceğimiz dizinin final bölümünde, Sona hapishanesinin nüfusunun aynı kalmayacağı.

Meşhur yazarlar grevi yüzünden, yapımcılar 13. bölümü, seyirciyi merak içinde bırakacak ve yepyeni hikayelere yön verecek olaylarla dolu ve en az bir karakterin ölümüyle sonlanacak sezon finali olarak tasarlamışlar. Michael’ın ağabeyi Lincoln’ü canlandıran Dominic Purcell, “Bazı karakterlerin hikayeleri çözüme ulaşırken, bazılarının hikayeleri daha yeni başlayacak” diyor.



Yeni başlayacak hikayelerden biri de Susan’la Michael’ınki. Bakalım Susan, Michael’la yüzleşmek zorunda kalınca ne yapacak?
“Susan, Michael’la yüz yüze geldiğinde, ona diğer herkese davrandığından çok daha farklı davranacak. Bence insanlar onun Michael’a olan tavrına çok şaşıracaklar. Susan şu ana kadar baş edemediği biriyle karşılaşmamıştı. Michael ise tam onun kalemi. Bu sefer işler onun istediği gibi gitmediği için Susan daha da hırçın olacak” diyor O’Keefe.

Purcell bu konuda O’Keefe’yle hemfikir. “Michael onunla kapışabilecek birisi. Lincoln, değişken, içgüdüleriyle hareket eden ve patlamaya hazır biri. Fakat Michael istediğini elde etmek için içgüdüleri yerine daha çok mantığıyla hareket ediyor. Susan kartlarını akıllıca oynamak zorunda.”
Bazı hikayeler çıkmaza girse de O’Keefe, dizide keşfedilecek daha birçok hikaye olduğu konusunda Prison Break hayranlarına garanti veriyor. “Susan’ın Whistler’la olan geçmişini biliyorum. Size tek söyleyebileceğim onların mazilerinin çok eskiye dayandığı.”

Öyle görünüyor ki Prison Break bu sezon finalinde de bizi cevaplanmayı bekleyen birçok soruyla baş başa bırakacak. Bakalım Michael, Whistler’ı hapishaneden kaçırıp yeğenini kurtarabilecek mi? Cevabı final bölümünde. Sakın kaçırmayın.


NEFRET ETMEYE DOYAMADIĞIMIZ CANİ

Geçtiğimiz üç yıl boyunca Prison Break’in belkemiği olan T-Bag, sezon finalinde de önemli bir rol oynayacak. Diziye kısa süreliğine veda ederken, T-Bag’e hayat veren Robert Knepper karakteri, kendisi ve Prison Break hakkında CNBC-e Dergi’ye konuştu.

Aktör olmaya nasıl karar verdiniz?
Ben küçükken annem Ohio’da Maumee adlı küçük bir kasabada halk tiyatrosunda dekor hazırlıyordu. Ben de o tiyatro her ne kadar amatör bir tiyatro olsa da sahnelenen oyunlara bayılıyordum. En sevdiğim oyunlardan da biri de Agatha Christie’nin Ten Little Indians adlı oyunuydu. Ön sırada oturup, tüm o cinayetleri işleyen kişinin kim olduğunu bildiğim hissine kapılıp içim içimi yerdi. Dokuz yaşındayken halk tiyatrosu ve kasaba halkı birleşip çocuklar için bir tiyatro programı oluşturdu... Tam dört yaz boyunca operetler yazdık. Oyunculuğa başlamak için çok eğlenceli bir yoldu. Bu kadar sevdiğim bir şeye bu kadar kolay bir şekilde başlayabilme olanağım olduğu için kendimi hep çok şanslı hissettim.

Film listeniz bir hayli uzun. Şu ana kadarki en favori rolünüz neydi?
T-Bag kesinlikle en sevdiklerim arasında. Böylesine bir “canavarın” birçok yönünü gösterme şansım oldu. Dizinin her bölümü, adeta harika ve uzun bir sinema filminin küçük bir parçasını çekmek gibi. En sevdiğim rollerimden diğeri Jackie, Ethel, John: Women of Camelot’ta canlandırdığım Bobby Kennedy. Hâlâ o rolün etkisinde kurtulabilmiş değilim. Onun tüm hayatı boyunca birçok farklı insana yardım etmesi beni çok etkiledi. Sevdiğim rollerden diğerleri, geçenlerde vizyona giren Hitman’de canlandırdığım Rus adam ve 90’lı yılların başında rol aldığım Gas, Food, Lodging adlı filmde oynadığım küçük bir İngiliz çocuk rolü. Belki bu söylediğime inanmayacaksınız ama şu ana kadar canlandırdığım yaklaşık 125 karakterin her biri benim için bambaşkaydı ve bana çok şey kattı. Her tiyatro oyunu, film veya televizyon dizisi sona erdikten sonra, canlandırdığım karakterin “ölümü” gerçekleşince hep tuhaf bir üzüntü duyuyorum. Oynadığım her role tamamen kendimi veriyorum ve şu ana kadar hayatımı sanki o rol canlandıracağım son rolmüş gibi düşünerek geçirdim.

CNBC-e izleyicisi sizinle daha önce Carnivale adlı dizide buluşmuştu. Bize biraz oradaki deneyimlerinizden bahseder misiniz?
Carnivale benim için harika bir yolculuktu. Dizi ekibi harika yazarlar, yapımcılar ve oyuncularla doluydu. Hepimiz tıpkı Prison Break’te olduğu gibi dizinin harika bir kurguya sahip olduğunu düşünüyorduk.

Yeni filminiz Hitman’in bazı sahneleri Türkiye’de çekilmişti. Siz de Türkiye’ye geldiniz mi?
Hitman filminde benim İstanbul’da çekim yaptığım hiçbir sahne yoktu. Ancak daha önce karım İstanbul’a gitmişti ve çok sevmişti. Ben de bir gün mutlaka şehrinize geleceğim!

T-BAG’DEN OYUNCULUK DERSİ
T-Bag gibi kötü bir adamı canlandırmak nasıl bir his? Bu rol teklif edildiğinde tereddüt ettiniz mi?
Oyunculuk dersi 101: Asla kötü bir karakteri o gerçekten kötüymüş gibi oynamayın. Tam tersini yapın. Ben de T-Bag’e böyle yaklaştım ve onu “çekici” bir karakter olarak canlandırmaya çalıştım. Ben artık bir babayım ve bir çocuğun ilk yıllarının onun için ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlıyorum. Ebeveyn olarak çocuklarımızın karakterini şekillendiren bizleriz. Çocuk Teddy Bagwell’in başına neler geldiğini öğrenmeden önce küçüklüğünde ona korkunç bir şey olduğunu hissetmiştim. Kendime şu soruyu sordum: “Böyle bir canavarı nasıl sorgulamadan oynayabilirim?”

İnsanlar sizi sokakta gördüklerinde nasıl tepki veriyorlar?
İnsanlar beni yolda gördüklerinde bir an için nefeslerini tutuyorlar, fakat birkaç saniye sonra HERKES yanıma gelip oyunculuğumu ve diziyi ne kadar çok beğendiklerini söylüyor. Biraz konuştuktan sonra, benim aslında sadece o karakteri canlandıran bir aktör olduğumu anladıklarında, insanların yüzünde bir rahatlama ifadesi beliriyor.

Dizi başladığında Michael ve Lincoln’a eşlik eden altı mahkum vardı. Sadece T-Bag ve Sucre dizide kalmayı başardı. T-Bag zaman içinde dizinin belkemiği oldu. Sizce karakterinizin bu kadar popüler olmasının nedeni nedir?
Sanırım insanlar T-Bag’ten nefret etmekten hoşlanıyorlar. Hem onun ölmesini istiyorlar hem de istemiyorlar! Her iyi hikayede olduğu gibi, ki bizim bence hikayemiz bunlardan bir tanesi, kötü adamlar, en az kahramanlar kadar önemli ve çok seviliyor.

T-Bag’in kendi elini keseceğini öğrendiğinizde ne düşündünüz?
Elinin kesilmesi… Senaristlerden sadece orijinal bir şey yapmalarını rica ettim.

Çekimler arasında oğlunuza resimler çizip faks çektiğiniz söyleniyor. Bir anda sevecen bir babadan bir caniye dönüşmeyi nasıl beceriyorsunuz?
Daha önce de söylediğim gibi kötü karakterin tam tersini oynamaya çalışıyorum. Özellikle dizinin ilk senesinde, T-Bag’in aile kavramına önem verdiğini düşünüyordum. Ayrıca çok komik bir karakter. Dizinin en komik replikleri bana veriliyor. Bu arada, oyunculuğum hakkındaki sözleriniz için çok teşekkür ederim! Hep insanlardan “Ondan nefret ediyorum. Onu öldürmek istiyorum” gibi sözler duyuyorum. Hepimiz aslında birer hayvanız. Bence insan öldürmek dahil, birçok ilkel davranışı sergileyecek kapasiteye sahibiz. Çoğumuz bir insanı öldürmememiz gerektiğini biliyoruz. Sosyopatların nasıl öyle davrandığı konusunda ben de diğer herkes gibi şaşkınlık ve merak içerisindeyim. Sanki bir tren kazası izliyor gibiyiz. Bunu izlemememiz gerektiğini biliyoruz fakat böyle bir şeyi her gün görmediğimiz için ilgimizi çekiyor. Ben biliyorum ki bu sadece oyunculuk. Ben bir babayım. Ama olay T-Bag’i canlandırmaya gelince o karaktere bürünmek için hazırım. Özellikle ikinci sezonda T-Bag’in neredeyse her bölüm birini öldürdüğünde, evden işe gelirken, itiraf ediyorum ki çok moralim bozuluyordu. Fakat hiçbir şey siz kapıdan girdiğinizde, oğlunuzun “Baba!” diye bağırdığını duymaktan güzel olamaz. Böyle bir durumda, insanın sevgiye karşılık vermekten ve işi unutmaktan başka seçeneği kalmıyor.

Mayıs ayında Prison Break’te sezon finali gerçekleşecek. Bize finalde ve dördüncü sezonda olacaklar hakkında ipucu verebilir misiniz?
Açıkçası bir sonraki haftanın senaryosunu okuyana kadar T-Bag’e ne olacağını bilmek istemem. Bu karakterle anı yaşamak istiyorum. Ayrıca ne olacağını bilsem bile bunu size söylemem, çünkü bu tıpkı size hediyeyi doğum gününüzden önce vermek gibi bir şey olur! İnsanlar bana gelip, “Gelecek haftaya kadar bekleyemeyeceğim! Ne olacağı konusunda bana bir ipucu vermen gerek” diyorlar. Ben de onlara her zaman aynı cevabı veriyorum: “Her ne kadar siz ne olacağını bilmeyi istediğinizi düşünseniz de aslında hiçbir şey bilmek istemiyorsunuz. Bu bir işkence fakat siz sürprizleri seviyorsunuz!”

Prison Break’te şu ana kadarki en sevdiğiniz sahne hangisiydi?
Her şeyden önce ben komediyi çok seviyorum. O yüzden komik replikli sahnelerin hepsi! En sevdiğim sahneler hâlâ birinci sezonda. Bayan Hollander’ın hapishaneye T-Bag’i görmeye geldiği sahneye bayılıyorum. T-Bag ona dönüp şöyle demişti: “Yakında buradan çıkacağım ve çıktığımda unutma ki hâlâ giriş kapınızın neye benzediğini hatırlıyor olacağım.” Bu sahneyi her izlediğimde çok etkileniyorum.
Bir de Abruzzi’yi oynayan Peter Stormare’yle olan bir sahneyi çok seviyorum. Abruzzi ve izleyiciler T-Bag’in kaçış planına dahil olmamayı kabul ettiğini sanıyor. Abruzzi, T-Bag’ten kaçış planına dahil olmayacağına dair İsa üzerine yemin etmesini istiyor, aksi takdirde onu öldüreceğini söylüyor. T-Bag ona söz veriyor, fakat birden sakladığı jileti çıkarıyor ve Abruzzi’nin boğazını kesiyor. Bir de üstüne “John, İsa’ya benim yerime selam söyle, olur mu?” diyor. Hem Peter hem de replikler harikaydı.

Ekiple aranız nasıl? Özellikle çalışmaktan zevk aldığınız bir oyuncu var mı?
Açıkçası, tüm oyuncuları farklı sebeplerden dolayı çok seviyorum. Üçüncü sezonu sorarsanız, kesinlikle Bill Fichter (Mahone) derim! O, gerçekten de olağanüstü bir oyuncu.

Sara Tancredi’nin dördüncü sezonda geri geleceği söyleniyor. Bu konuda bilginiz var mı?
Ortada her zaman bir sürü dedikodu dönüyor, o yüzden ben de bunun doğruluğundan emin değilim. Ama Sarah’yı çok seviyorum. Her koşulda size sahnenin enerjisini veriyor.

Kötü adam T-Bag’in bütün gün ne yaptığını biliyoruz. Peki Robert Knepper’in bir günü nasıl geçiyor?
Ailem benim her şeyim. Zaman ayırabildiğimde, işim tüm hayatımı kaplıyor. İkisi de benim için vazgeçilmez. Bu aralar oğluma ağaçtan bir ev yapıyorum. Sanırım bu iş beni bir süre oyalayacak.

Yakın zamanda yeni projelerinizi izleyebilecek miyiz?
Transporter 3 filminin çekimleri daha yeni bitti. Hitman’deki aynı harika ekiple hem Bulgaristan’da hem de üç ay Paris’te bir film çekmek gerçekten çok eğlenceliydi. Şu an dizinin gelecek seneki aralığında çalışmak için yeni proje arayışı içerisindeyim.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak Türkiye’deki izleyicilerinize söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Benimle ve T-Bag’le bu kadar ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederim. Hayranlarıma gerçekten çok minnettarım. Prison Break sayesinde bu kadar tanındım. Laurence Olivier’ın da dediği gibi “çalışkan bir aktör” olarak tanınmak istiyorum. Türkiye’deki arkadaşlarımın; “Vay canına! Bu T-Bag’i canlandıran adam değil miydi? Bu rolde ne kadar da farklı!” demelerini umuyorum.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

gülten mutlu  - Bursa
08 Mayıs 2008, Perşembe 19:01  
yaa bitmesin yaa bayılıorum ya bu diziye   4-5 ay nası sabretcem ben yaa :( wentworth miller sız :(

Özgür Yavuz  - İzmir
08 Mayıs 2008, Perşembe 18:10  
O gerçekten mükemmel bir aktör. Bill Fichter (Agent Mahone) ve onu aynı filmde görmek mükemmel olurdu diye düşünüyorum. Bu arada Prison Break"teki rolü teklif edilmeden önce bir parkta bekçi olmak için başvurmuş ama rol gelince PB"yi seçmiş tabi :) Hayat böyle işte...

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları