Türkiye, Suriye-İsrail arasında arabuluculuk rolü oynayarak, ulusal çıkarlarını korumanın yanı sıra, Ortadoğuda esaslı taraf olmak istediğini de gösteriyor. Bu yeni rol ile Türkiyenin medeniyetler arasındaki köprü olabilmesi mümkün.
ABU DABİ - Türkiyenin Suriye ile İsrail arasında yaptığı ve bazı ayrıntıları, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın geçen hafta Suriyeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ortaya çıkan arabuluculuk, sebepleri ve gelecek dönemde Ortadoğuda yaratacağı etkileri ile birçok analize alan açtı. Bu arabuluculukla Ortadoğuda kendisine yeni rol arayan Türkiye, bölgede merkezi güç olduğu yaklaşımından hareket ediyor. Velhasıl Türkiye, Ortadoğuda merkez rol oynamak istiyor. Kendisini Suriye ile İsrail arasında bu rolü oynamaya iten başka sebepler de var.
Bu sebeplerin başında, etrafını kuşatan bölgedeki İran rolünün genişlemesinden duyduğu endişe geliyor. İran rolünün genişlemesinin sebeplerinden biri de Suriye-İsrail sürecindeki gerginliğin sürmesi, Suriye ve İranı içeren direniş ekseninin kurulması.
Bu noktadan hareketle Türkiye, Suriye-İsrail sürecindeki donukluk halinin sona ermesinin, İranı izole etmenin veya bölgedeki rolünü sınırlandırmanın aracı olabileceğini düşünüyor. Suriye, Golanı geri alabileceğini düşündüğü vakit, İranla koalisyonunu bozabilir çünkü bu koalisyonun Golanı geri alma ihtimalini ortadan kaldıracağını veya süreci sekteye uğratacak Amerikan vetosunu canlandıracağını görebilir.
Türkiye bu sürecin canlandırılmasının, Ortadoğudaki merkezi role soyunma araçlarından biri olmasından önce, ulusal çıkarlarının gereklerinden olduğu düşüncesinde. Buna, AKPnin bu arabuluculuk kanalıyla Batılı ülkelere, Ortadoğuda önemli rolü olduğunu vurgulamak istemesi de eklenebilir.
Dolayısıyla Batılı ülkelere düşen, Ortadoğu bölgesinde kendi çıkarlarını korumak için, laik elit çevrelere AKPyi kapatma girişimlerini durdurmaları yönünde baskıda bulunmaktır. Bugünkü durum, iktidardaki AKP İslamcı arka plandan gelmiş olmasına rağmen, Türkiyenin Arap ve İsrail taraflarınca kabul edilebilir bir arabuluculuk rolünde bulunabileceğini teyit ediyor. Yani Türkiyenin bu parti gölgesinde medeniyetler arasındaki bağlantının köprüsü olabilmesi mümkün.
Bu durum zımnen, Türk rolünün Ortadoğu bölgesinde Batılı çıkarlarını koruyabileceği anlamına geliyor. Türkiye İran rolünü sınırlayarak kendi ulusal çıkarlarını korumaya çalışmış olsa da, aynı zaman zarfında Ortadoğuda da esaslı taraf olmak istiyor.
Geçmişte oynadığı tarafsız rolden sonra, artık Türkiyenin yeni rolü bu. Özellikle de Arap-İsrail çekişmesiyle ilgili konularda Türkiye geçmişte Batı dünyası kapsamında ve NATO paktı içinde bir taraf olarak bu rolü oynuyordu. Bu durum Arap dünyasını, Türkiye ile bir Batı ülkesi gibi ilişki kurmaya sevk ediyordu.
Doğal olarak Türkiyenin bugün arabuluculuk rolü oynaması, kendisine yarıyor ve konumunu güçlendiriyor. Fakat Suriyenin bu arabuluculuğa ihtiyacı olmasaydı bu rol oynanamazdı. Zira Lübnan cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik tutumu nedeniyle uluslararası izolasyon tehdidiyle karşı karşıya olan Suriye, bu izolasyondan kaçmak için bir umut ışığı arıyordu ve Türk arabuluculuğu Suriyenin beklediği umut oldu.
Bu noktadan hareketle gözlemciler Türkiyenin bu rolde başarılı olmasının, Batının birçok talebini yerine getirmesi noktasında Suriyeyi ikna edeceğini düşünüyor.
Türkiye, Ortadoğunun etkileşimleri içinde merkezi rol oynamak istiyorsa- ki eğilimi bunu gösteriyor- aynı zamanda başka etkenlere de maruz olacaktır. Bu etkenlerin başında bazı çevrelerin de bu role direnmesi gelmektedir. Şu ana kadar İrandan Türkiyenin kendi rolünü sınırlama veya bölgesel uzantılarını durdurma girişimleriyle ilgili bir yanıtın nasıl geleceğini bilemiyoruz. Fakat ortada İranın kullanabileceği bir etken var: Türkiye bu rolü İsrailin onayı ve hatta desteğiyle oynuyor. Bu durum Arap güçleri tarafından, Türkiyenin Suriyeyi İrandan uzaklaştırmasını engelleme amacıyla baskı unsuru olarak kullanılabilir. Çünkü Türkiyenin bu amacı, İsrail ve dolayısıyla Amerikan çıkarlarına yarayacaktır.
Keza bölgedeki başka Sünni güçler, Türkiyenin bu yeni role soyunmasından pek mutlu olmayacaklardır. Sünni güçlerden kastımız ise Mısır ve Suudi Arabistandır. Bu iki ülke Türkiyenin soyunduğu role Arap rejimlerinin acziyetinin kanıtı ve sorunun Arap bölgesel sisteminden bir başka bölgesel sisteme yani Ortadoğu sistemine geçmesinin kanıtı olarak bakacaklardır. Yani Türkiyenin merkez rol düşüncesi hala şüphe konusudur ve birçok çevrenin bu rolü istemesine ve rıza göstermesine bağlıdır.
* Birleşik Arap Emirliklerinde yayımlanan El Beyan gazetesi, 6 Mayıs 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik