Satıcının açıkladığı verilere göre, Ocak-Nisan döneminde Türkiyenin ihracatı yüzde 36.9 artışla 42 milyar 788 milyon dolara ulaştı. Nisan ayı itibariyle son 1 yıllık ihracat ise yüzde 27.61 artışla 117 milyar 496 milyon dolara çıktı.
Türkiyenin Nisan ayında yaptığı ihracatın sektörler bazında yüzde 88.42si sanayiden, yüzde 9u tarımdan, yüzde 2.59u ise madencilikten geldi. Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 70.15 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 21.97 payla taşıt araçları ve yan sanayi oluşturdu.
Nisan ayında sadece zeytin ve zeytinyağı ihracatında gerileme oldu. Zeytin ve zeytinyağındaki düşüş yüzde 23.13 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı, yüzde 80.69 ile çimento ve toprak ürünleri, ikinci olarak da yüzde 61.98 artışla demir çelik ürünlerinde oldu.
Miktar olarak en fazla ihracatı aynı ay, 10 milyar 71 milyon 488 bin dolarla sanayi sektörü gerçekleştirdi. Nisan ayında tarım sektöründe 1 milyar 24 milyon 748 bin dolar, madencilik sektöründe ise 294 milyon 543 bin dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı.
1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren alt sektörler ise 2 milyar 502 milyon 824 bin dolarla taşıt araçları ve yan sanayi, 1 milyar 614 milyon 691 bin dolarla demir çelik ürünleri, 1 milyar 309 milyon 309 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1 milyar 258 milyon 646 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri olarak sıralandı.
Nisan ayında Türkiye ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, İtalya, İngiltere, Rusya Federasyonu, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya, Romanya, ABD, Yunanistan, Irak, Hollanda, Bulgaristan, Ukrayna, İsrail, Polonya, Belçika, Suudi Arabistan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Azerbaycan-Nahcıvan olarak sıralandı. İlk 20 ülke, toplam ihracatın yüzde 6852sini oluşturdu. Türkiyenin nisan ayında 1 milyar dolar üzerinde ihracat gerçekleştirdiği tek ülke yine Almanya oldu.
SATICI: EN ÖNEMLİ SORUN CARİ AÇIK
TİM Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiyenin ve ekonomisinin yapısal sorunları olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: Konu kriz ve dalgalanma gibi meseleler olduğunda, Türkiye ekonomisinin en önemli yapısal sorunu, cari açığıdır. Cari açık, Türkiye ekonomisini depreme karşı çaresiz bırakan en büyük zafiyetidir. Bu günü kurtarmak için riskimizi artırıyor ve geleceğimizi ipotek altına sokuyoruz. Cari açığı fonlamak için bu gün ödediğimiz faiz, çocuklarımızın rızkını çalıyor, yalnızca geleceğini değil bu gününü de kalitesiz hale getiriyor.
Artık Türkiyede ister koalisyon ister tek başına iktidar olsun, kimsenin ekonomiyi eskisi gibi popülist tarzda yönetmesi imkansızdır diyen Satıcı, siyasi istikrarsızlıktan ekonomi adına korkmaya gerek olmadığını kaydetti.