Birliğin sınırları nereye kadar? şeklindeki bir soruya karşılık da Rehn, yeni AB reform sözleşmesine göre, isteyen her ülkenin ABye girmek için başvuruda bulunabileceğini, ancak kendilerinin her ülkeyi kabul etmek zorunda olmadıklarını belirterek, Haritada bir çizgi çekerek ya da yeni bir perde kurarak kapıyı tümüyle kapatmak yanlış olacaktır. Avrupanın sınırlarını sonsuzluğa kadar belirleyemeyiz. Böyle bir durumda AB stratejik seçeneklerini kaybeder ifadesini kullandı.
ABnin, haziran ayında Türkiyeyle 2 yeni başlığın daha açılmasını planladığını kaydeden Rehn, şunları söyledi:
Fransanın AB dönem başkanlığında, bu yılın ikinci yarısında, özellikle enerji konularında yeni başlıkların açılması planlanıyor. ABnin, zor zamanlarda da Türkiyenin üyelik perspektifinden yana olduğunu göstermesi önemli. Ancak bunun için de Türkiyenin reformları inandırıcı şekilde sürdürmesi şart.
TÜRKİYE HİÇ OLMADIĞI KADAR KRİTİK DÖNEMDE
ABnin Türkiyeden neler beklediğinin sorulması üzerine de Rehn, şunları kaydetti:
Türkiye 2005 yılında üyelik müzakerelerine başlandığından bu yana hiç olmadığı kadar kritik bir dönemden geçiyor. Tüm taraflar, bir uzlaşma kültürü geliştirdikleri ve gerekli reformlar yapıldığı takdirde ülke bu krizden daha güçlenmiş demokratik kuruluşlarla çıkabilir.
Rehn, somut olarak beklentilerin sorulması üzerine de, Herkes için konuşma özgürlüğü bekliyoruz. Kadın ve azınlık haklarının korunmasını bekliyoruz. Bunun için yoğun çaba gerekli. Hiç kimse çözümün kendiliğinden gelmesini beklememeli dedi.
AK Partinin kapatılması durumunda ABnin nasıl tepki göstereceği sorusuna da Rehn, Yasak reform sürecine zarar verir şeklinde karşılık verdi.