Avrupa Birliği medyumlara dava açılabilmesine olanak tanıyan bir yönerge çıkardı. Buna göre, artık Avrupada, geleceğe dair verdiği haber doğru çıkmazsa medyum mahkemeye verilebilecek. NTVMSNBC, yasayı protesto eden İngiliz medyumların başkanıyla konuştu.
İSTANBUL/LONDRA - İngilterenin önemli gazetelerinden Independent, medyumlara yönelik AB yönergesinin yürürlüğe girmesinin İngilterede 10 bin medyum tarafından protesto edildiğini yazdı. Söz konusu yönerge, hizmetten memnun olmayan müşterinin, medyumu dava etmesi hakkı getiriyor. NTVMSNBC, İngilteredeki Ulusal Spritüel Birliğinin Bakan ve Basın Sözcüsü olan medyum Steven Upton ile konuştu. AB yönergesini desteklediğini belirten Upton, İnşaatçı yanlış yapınca dava açtığınız gibi, ölmüş babanızla konuştuğunu söyleyip konuşmayan medyuma da dava açılmalı ve ekliyor: Tabii biz hizmet garantisi veremiyoruz!..
İngilterede 1735 yılında çıkan Büyücülük Kanunu ile cadı olarak suçlanıp ölümle cezalandırılan, 1951de çıkan kanunla ise itibarları iade edilen medyumluk, bugün İngilterede bir meslek. Ulusal Spiritüel Birliğine bağlı eğitim merkezinde 3 yıl eğitim gören ve sonunda sınavı geçen medyum oluyor. Türkiyede ise ceza yasalarının suç saymasına, İslama göre günah olmasına rağmen falcılar, medyumlar çok ilgi görüyor.
NTVMSNBCnin sorularını yanıtlarken, 1852den bu yana bir din olarak National Spritualismi anlatan, ilkelerini sıralayan Steven Upton, 700 kiliseleri olduğunu, kiliselerde cemaate medyumla görüşme hizmeti verdiklerini söyledi.
Steven Upton, İngilterede uzun yıllardır yasal olan ve hesap sorulamayan medyumluk için, Avrupa Birliğinin bugün hizmette kusuru olan medyumların, mahkemede hesap vermesi amacıyla yönerge çıkarmasına neden olan gelişmeleri ise şöyle anlattı:
MEDYUM DOĞRUYU SÖYLEMELİ 1735 yılında Büyücülük Kanunu vardı ve bu yasayla medyumların aleyhine dava açılabiliyordu. 1951de yeni bir yasa yürülüğe girdi. Bu yasayla medyumlar tanındı. Fakat yasanın içeriğinden dolayı sahte medyumlar aleyhine dava açılamıyordu. 1951den bugüne dek sadece 10 dava açılabildi.
Avrupa Birliği yönergesi aslında çok mantıklı. Hiçbir şekilde medyumları suçlu yerine koymuyor. Bizim inancımızda iyi bir insan olmak ve gerçeği söylemek ilkelerimizden biri. Örneğin bir medyum, rahmetli babanızla iletişim kuracağına söz veriyorsa ve bu sözünü yerine getirmiyorsa, o zaman dava açmak sizin hakkınızdır. Babanızla ilgili söylediği şeyler tamamen yalan ise o zaman da dava açabilirsiniz.
TABİİ YÜZDE 100 DOĞRU OLAMAZ Bizim medyumlarımızın her görüşmeden önce müşteriyi uyarması ve Söyleyeceğim herşeyin yüzde yüz doğru olacağını dair söz vermiyorum demesi şarttır. Ama sahte medyumlar bunu umarsamıyor. Siz bir müşteri hizmeti veriyorsunuz, inşaatçı ya da garson gibi hizmet veriyorsunuz. Nasıl ki inşaatçı verdiği sözü tutmazsa ona dava açabiliyorsunuz, bir medyuma da açılabilir. Çünkü bir anlaşma yapıyorsunuz ve bu anlaşmaya uymayanı dava edebilmelisiniz.
HİZMET GARANTİSİ VEREMİYORUZ Adalet olması gerekiyor. Ama tabii bizim sunduğumuz hizmet deneysel olduğundan, garanti veremiyoruz. Biz medyumları çok sıkı bir eğitimden geçiriyoruz. Bu eğitim 3 yıl sürüyor ve sınavlar çok zor. Tabii herkes başarılı olamıyor. Ancak birkaç kişi, bu dünyadan ayrılmış insanlarla başarılı iletişim kurabiliyor.