IMF ile 48 yıldır stand-by imzalayan Türkiye önemli bir kararın eşiğinde. Hükümet normal stand-by düşünmüyor. Ekonomistler Türkiyenin önündeki seçenekleri NTVMSNBCye değerlendirdi.
Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni (sağda) başkanlığındaki IMF heyeti Türkiye'deki temaslarını tamamladı.
İSTANBUL - Uluslararası Para Fonuyla (IMF) 1 Ocak 1961den bu yana 19 kez stand-by düzenlemesi gerçekleştiren Türkiye yeni bir kararın eşiğine geldi. 2001 krizinin ardından Kemal Dervişin ekonomi yönetimine geçmesi sonrasında yapılan program halen sürdürülüyor. Önümüzdeki ay sona erecek 19. stand-by sonrasında Türkiyenin IMF ile yola nasıl devam edeceği henüz netlik kazanmadı.
Türkiyenin bu konuda önünde ihtiyati stand-by ve program sonrası izleme seçenekleri bulunuyor. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, IMF ile yürütülecek program hakkında 1-2 hafta içinde karar verileceğini belirterek, Türkiyenin normal stand-bya artık ihtiyacı kalmadığını söyledi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poors Türkiye analisti Farouk Soussa, Türkiye için IMF çıpasının gerekli olduğunu kaydetmişti.
NTVMSNBC piyasaların yakından izlediği kararı ekonomistlere sordu. Bakan Şimşekin aksine normal stand-byla devam edilmesini söyleyen ekonomistlerin yanı sıra ihtiyati stand-byın doğru karar olacağını belirtenler de var. Siyasi belirsizliklerin sürdüğü, dışarıda dalgalanmanın dinmediği bir ortamda program sonrası izlemenin doğru seçenek olmayacağı belirtiliyor. Ekonomistlerin görüşleri şöyle:
ALTUĞ: NORMAL STAND-BY YAPILMALI Raymond James Başekonomisti Özgür Altuğ: Siyasi risk ortamı ve yurtdışı global piyasalardaki dalgalanma hesaba katıldığında -her ne kadar Türkiyenin IMFye borcu 24 milyar dolardan 7 milyar dolara düşmüş olsa da- normal bir stand-by anlaşması yapılması gerekir. Eğer normal bir stand-by anlaşması olamıyorsa o zaman ihtiyati stand-byın en uygun seçenek olduğunu düşünüyoruz. Program sonrası izlemeyi ise zaten normal şekilde tamamlanan bir stand-by anlaşmasının sonrasında yapılan doğal bir uygulama olduğu için seçenek olarak görmediğimiz bir düzenleme. İhtiyati stand-byda kredi kullanımı üye ülkenin kararına bırakıldığı için, nasıl kredi kullanıldığında kötü mesaj veriliyorsa kredi kullanılmadığında da piyasaya iyi mesaj verilmiş olacak. Piyasaya mesaj açısından ihtiyati stand-byın getirisi ve götürüsü arasında çok büyük bir fark yok. Normal stand-by daha güçlü bir çıpa, ihtiyati daha gevşek. IMF gibi kredibilitesi yüksek bir kurumla daha güçlü bir ilişki içerisinde olmak daha doğru bir seçenektir.
TOKALI: İHTİYATİ STAND-BY DOĞRU TERCİH OLUR Finans Invest Başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı: Hem dış, hem iç belirsizliğe bakınca IMFyle ilişkiler açısından daha sıkı hangisi olacaksa onun tercih edilmesi uygun olur. Hükümetin eğilimi daha esnek bir ilişkiden yana görünüyor. Hükümet program sonrası izleme taraftarı gibi. Hangisi seçilirse seçilsin orta vadeli maliye politikaları korunuyorsa ikisi de piyasayı desteklemeye devam eder. Merkez Bankasının rezervleri güçlü, sermaye girişleri sürüyor; ekstra bir fon ihtiyacı yok. Normal stand-byın devam etmesi çok tercih edilmesi gereken bir seçenek değil. İhtiyati stand-byda kredi talebi olunca piyasayı negatif etkileme riski var. Normal stand-by da borcu artırma anlamına gelir. Bizim tercihimiz ihtiyati stand-by olurdu. İhtiyati stand-byda da yine sıkı bir ilişki devam edecek. Bu nedenle normal stand-byın devam etmesi gerekli değil. Şu ortamda program sonrası izleme biraz daha riskli olur.
CEBECİ: BULGARİSTAN İHTİYATİ UYGULADI, SORUN OLMADI JP Morgan Başekonomisti Yarkın Cebeci: Normal stand-bya gerek yok. İhtiyati stand-by piyasanın en hoşuna gidecek seçenek olacaktır. Program sonrası izleme ise IMF ile daha zayıf bir ilişkiye işaret ediyor. İç koşullar ve global ortam normal olsaydı program sonrası izleme olabilirdi ancak şu ortamda ihtiyati stand-by daha iyi olacaktır. Bulgaristan yıllardır ihtiyati stand-by yürütüyor, orada da aynı eleştiriler oldu. Hiç kredi kullanma gereği duymadılar. İhtiyati stand-by seçeneği Türkiye için daha güçlü bir çıpa olur.
TOĞUÇ: YEREL SEÇİM VAR DİYE İHTİYATİ DÜŞÜNÜLÜYOR Ata Yatırım Başekonomisti Nurhan Toğuç: Normal stand-by yapılmasını tercih ederim. Kredi koşullarının daraldığı bir dönemde piyasa yerine IMFden borçlanılması daha düşük maliyetli olacaktır. Hükümetin ihtiyati stand-by yapmak istemesindeki amacın önümüzdeki yerel seçimler olduğunu düşünüyorum. Maliye politikasının gevşetilmesi söz konusu olabilir; o yüzden ihtiyati stand-by düşünüyorlar. Hükümet kamuda harcama esnekliği ve faiz dışı fazlada rahatlama istiyor.
SALAR: RADİKAL KARARA GEREK YOK, İLİŞKİ SÜRMELİ A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar: IMF ile devam etmek doğru. Global konjonktür ve Türkiyede yaşanan süreç, bir programın tam sonucunu almadan radikal kararlar almaktan uzak durmayı gerektiriyor. 2001de uygulamaya başladığımız programda bugün için bir takım revizyonlara ihtiyaç var. IMF yabancı yatırımcı açısından bir çıpa görevi görüyor; bu nedenle önümüzdeki dönemde IMF ile ilişkileri tamamen kesmemek gerekiyor. İçinden geçilen süreçte global dalgalanmanın ne kadar derinleşeceği konusunda net fikir olmadığı için uygun kredi koşullarıyla devam etmek çok önemli bir emniyet sibobu görebilir. Sadece siyasi tarafını düşünmeyip ekonomik boyutu analiz etmek gerekiyor.
İŞTE IMF İLE SEÇENEKLER İhtiyati stand-by seçeneğinde, IMF ile bir stand-by anlaşması yapılacak. Bu kapsamda yine programlanmış gözden geçirmeler olacak. Ancak bu düzenlemede yer alacak olan kredi, kullanılması taahhüt edilen bir kredi olmayacak. Yani gözden geçirmeler sonrasında Türkiyenin hak edeceği kredi hakkını kullanıp kullanmaması, Türkiyenin inisiyatifinde olacak.
Program sonrası izleme seçeneği kabul edilirse, normal bir düzenleme kapsamında olduğu gibi, yılda birkaç defa (bu Türkiye ile IMF arasında uzlaşılacak bir ziyaret programı çerçevesinde gerçekleştirilecek) IMF heyeti Türkiyeye gelerek, çalışmalar yapacak ve Türkiye ekonomisine ilişkin raporlar düzenleyecek. Bu raporlar, uluslararası yatırımcılar ve finans kuruluşları tarafından takip edilecek ve Türkiyenin uyguladığı ekonomik programın kredibilitesi açısından önem taşıyacak. Bunu daha çok, stand-by düzenlemesini tamamlayan ülkeler uyguluyor.
Türkiyenin halen uygulamış olduğu ve gözden geçirmelerin ardından kredi dilimlerinin serbest bırakıldığı mali destek içeren stand-by anlaşması, normal stand-by anlaşması çerçevesinde yürütülüyor.
İMF"ye dünyada ençok borçlu ülkenin
ABD olduğunu biliyorum. Faizi uygun
gelir devem ederiz. Gelmez devam
etmeyiz. İMF"den önce bizim borç
stoğumuzu azaltmamız gerekiyor. Borç
stoğunuzu azaltırsanız İMF"ye ihtiyaç
duymazsınız. Bu da ancak planla olur.
Etrafınıza bakın yapılan işlerin ömür
biçiliyormu. yoksa aynı iş tekrar
tekrar yapılıyormu. Türkiyede yapılan
bir işin gerekliliği sorgulanmayıp,
gerekli görülen işede ömür
biçilmiyor.Bu yüzden sürekli İMF"ye
ihtiyaç duyarız.Bu yüzden öncelikle
hepimizin kendi geleceğimize sahip
çıkmamız gerekiyor.
FAHRETTİN CEYLAN - İzmir
10 Nisan 2008, Perşembe 12:57
Bilindiği üzere İMF"in günümüzdeki en
iyi müşterisi Türkiye"dir ve elbette
İMF Türkiye gibi bir müşterisinide
kaybetmek istemez,ancak son malum
parazitlerle gelişmekte olan Global
Kriz ile durumu Darboğaza giren ve
neredeyse sarsılma noktasına gelen İMF
bu ve olası şekli ile ne kadar yararlı
olabilir işte o tartışılır,görünen o
ki Türkiye"nin şu an ki tablo ile İMF
ile arasındaki ilişkiler önceki gibi
olmaz olamaz.