İSTANBUL - Hrant Dink, Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi isimlerin Türklüğü aşağılama suçlamasıyla sanık sandalyesine oturmaları, linç girişimine sahne olan yargılamalar, Hrant Dinkin mahkum olması ve sonunda öldürülmesi, Orhan Pamukun tehditler arasında ülkeden ayrılmak zorunda kalması Türk ve dünya kamuoyunun hafızasındaki tazeliğini koruyor. MHPye göre, AK Partinin hazırladığı 301. madde değişikliğiyle Türklüğe hakaret serbest kalacak. Hukukçular ise öyle düşünmüyor.
AK Partinin sunduğu değişiklik TBMM Genel Kurulundan geçerse, 301. maddeden ancak cumhurbaşkanının izniyle dava açılabilecek. Türklüğü yerine Türk Milleti, Cumhuriyeti yerine Türkiye cumhuriyeti devleti ifadesinin konduğu düzenlemeyle, suça verilecek cezanın üst sınırı da 3 yıldan 2 yıla indiriliyor. Temel milli yararlara karşı hareket başlıklı 305. madde değişikliğiyle de, bu suçun savaş hali dışında işlenmesi halinde kovuşturma yapılmasının adalet bakanının iznine tabi olduğu belirtiliyor. NTVMSNBC, yürürlükteki 301in en önemli sanıklarından Hrant Dinkin avukatı Ergin Cinmen ve Erdal Doğan ile yazdığı romanla 301lik olan Elif Şafakın avukatı Fikret İlkize, Değişiklik, benzer davaların açılmasını engeller mi diye sordu. Yanıtları şöyle:
Avukat Ergin Cinmen
GÜL VEYA SEZER FARK ETMEZ... Hangi cumhurbaşkanı olursa olsun bence Elif Şafak ve Orhan Pamuk için o soruşturmayı açtırmazdı diye düşünüyorum. Gül veya Sezer, farketmez. 301. madde olduğu gibi ortadan kaldırılmalı. AKPnin teklifinde Türklük yerine Türk Milleti getiriliyor. Bu fuzuli ve beyhude bir değişikliktir. Çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Türklükten Türk Milletini anlıyor. Özellikle Hrant Dink davasıyla ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu da vermiş olduğu kararda bunu açıkça ifade etti.
PAMUK VE ŞAFAK DAVASINDAN SONRA YAZAR ÇİZERLER ÇEKİNİYOR Yeni düzenlemeyle cezaların üst sınırı tecil sınırına getiriliyor; 3 yıldan 2 yıla indiriliyor. Hapse girmeyebiliyorsunuz. Yani tecil edip etmeme hakimin yetkisi dahilinde. Fakat sorun bununla bitmiyor. Çünkü tecile girmiş bir suçtan sonra, benzer ikinci bir suç -buna ben suç demiyorum ama teknik olarak böyle- işlendiği zaman, hem birinci cezayı hem de ikinci cezayı arttırarak yatıyorsunuz, cezaevinde. Bence bu bir otosansür olayını getiriyor. Özellikle Elif Şafak ve Orhan Pamukla ilgili açılan davadan sonra bütün yazar çizerler bir çekinme haline girdiler, bana göre. Özellikle o süreçte insanlara adliye kapılarında linç girişiminde bulunuldu. Toplumda son derece kötü izlenimler oluştu. Ve bana göre insanlar bu konularla ilgili olarak düşüncelerini söylememeye başladılar. Bence asıl üzerinde durulması gereken husus bu. Düşünce özgürlüğü ve düşüncelere ulaşma özgürlüğü sıkıntıya uğradı.
YARGITAY TÜRKLÜKTEN TÜRK MİLLETİNİ ANLIYOR Dolayısıyla AKPnin değişiklik teklifinde getirdiği değişiklikler yapılsa da hiçbir şey ifade etmeyecek. Çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Türklükten Türk Milletini anlıyor. 301. maddenin Ceza Kanunundaki eski karşılığı 159. maddeydi. 159. maddede değişiklikten önce bu yetki Adalet Bakanlığına verilmişti. Daha sonra bunun sakıncaları görüldüğü için yetki bundan alındı, Cumhurbaşkanına veriliyor. Burada siyaseti hukuka karıştırmak gibi bir endişe vardı. Değişik tartışmalar da yaratabilir böylesi bir olay. Çözüm makyaj değil. Ki bu makyaj bile eski düzenlemenin yerine getirilmesidir. Yapılması gereken tümden bu maddelerin kaldırılması ve evrensel ölçütlerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ölçütlerinin Türk Ceza Kanununun hem ruhuna hem uygulamalarına getirilmesi gerekli ve zorunludur.
BÜTÜN MESELE UYGULAMADAN KAYNAKLANIYOR 301. madde bu halde de kalsa, bugün yargıçlarımız böyle davalarda eğer Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10. maddesindeki kriterleri uyguladığında hiçbir sorun çıkmayacaktı zaten. Sorun çıkacaksa yine çıkacak. Bütün mesele, bana göre uygulamadan kaynaklanıyor. AİHSnin 10. maddesiyle ilgili olarak AİHMin verdiği kararlar bütünü, bu kararlardaki kriterler uygulandığında hiçbir sorun çıkmayacak. Bazı ülkelerde benzeri maddeler var, deniyor. Onlarda neden sorun çıkmıyor? Çünkü orada AİHM kriterleri uygulanıyor. Yani bence asıl mesele bu.
Avukat Erdal Doğan
HİÇBİR ŞEY DEĞİŞTİRMİYOR Bu düzenleme hiçbir şeyi değiştirmiyor. Hrant Dink, 301. maddenin eski TCKdaki karşılığı olan 159. maddeden yargılanmıştı. Bu bir makyaj değiştirme halidir. Yapılması düşünülen değişiklikler Hrant Dinki ölüme götüren eski TCKdaki 159. maddenin hemen hemen aynısıdır. Tek değişiklik, o zaman dava açmaya yetkisi adalet bakanında iken şimdi cumhurbaşkanına verilmek isteniyor. Maddenin hem kendisi, hem de uygulamaları, düşüncenin ifade özgürlüğü gibi temel hakların ihlalinin ötesinde ayrımcı ve ırkçıdır. Maddenin uygulanmasıyla ilgili içtihatlar ortadadır. Onları ne yapacaksınız? Maddenin ve benzer maddelerin, özellikle TCKnın 305. maddesinin ve diğerlerinin tümden ceza yasasından çıkarılması elzemdir.
DUYARLILIĞI OLAN BİR CUMHURBAŞKANI GELİRSE... Bugünkü cumhurbaşkanı belki bu türden davaların açılmaması konusunda daha hassas davranabilir ama yarın kimin cumhurbaşkanı olacağı belli değil. Belki askeri geçmişi olan veya bu konuda duyarlılığı olan bir cumhurbaşkanı gelirse... Adalet Bakanı yetkiliyken bile Adalet Bakanının bizzat değil, müsteşarının bu konuda izin verdiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanının ya da hangi müsteşarın nasıl düşüneceğini, kime yetki vereceğini kimse bilemez.
GÜVEN VERMİYOR Subjektif ve güvensiz bir madde. Böyle bir maddeyle Türkiyede Türklük gibi bir etnik kimliği, Türk ırkını, devletini, yargı organını, diğer kurumlarını bir madde üzerinde koruma direncinin gösterilmiş olması, biz hukukçulara maddenin pozitif olarak uygulanabileceğine ilişikin bir güven vermiyor. İsmi anılmayan bir sürü insan hakkında bu madde nedeniyle çok sayıda dava açıldı. Bu madde öyle bir madde ki, bir anlamda bu maddeden hüküm giydiğiniz noktada toplumun belirli bir kesiminde hedef olarak gösteriliyorsunuz.
MİLLİ HASSASİYETLER Keza Arat Dinkin 301.maddeden yargılanmasıyla ilgili yerel mahkemenin kararında, bu bakımdan milli hassasiyetler ileri sürülerek ceza gerekçesine yazıldı. Yargı milli hassasiyetler gibi bir gerekçeyi önde tutarak karar verme yoluna gitmektedir. Bu da şunu göstermektedir ki, Türkiye yargısı, temel insan hakları ve özgürlükler konusunda evrensel hukuku dışlayıp, sokaktaki, tribündeki insanın maçsal refleksleriyle vereceği algılamaları gözönünde tutuyor. Tamamen de subjektif kararlarla, hatta hatta hukuki cinayetler işleyerek karar vermekte herhangi bir beis görmemekte. Türkiyede Ermeni sorunu ve Kürt sorunu halen ciddi bir tabudur, bu konuda konuşulduğu anda bu maddelerin kapsamı içine girmektedir. 301. maddeyi kaldırsak bile 305. madde bunun doğrudan gerekçesini oluşturmuştur. 305. maddenin karar gerekçesinde de bu konu doğrudan yazılmıştır; Ermeni soykırımı ve Kıbrıs konusundaki resmi tezlerin aksi tezlerin 305. maddenin doğrudan kapsamına gireceği yazılmıştır.
Avukat Fikret İlkiz
MADDE KALDIRILMALI TCK 301. madde, bugün AK Partinin istediği şekilde değiştirilse de, daha önce açılan Pamuk ve Şafak davalarının açılmasını engellemezdi. Cumhurbaşkanı izin verirse dava yine açılır. Türklüğü yerine Türk Milleti ifadesi geliyor ama zaten Yargıtay uygulamasında Türklük, Türk Milleti olarak algılanıyor. Bundan sonra da benzeri davaların açılmasına engel olmaz. Yapılması gereken tek bir radikal değişiklik, maddenin kaldırılmasıdır.
bir oncekini ve bu yazdımı ınşallah
yayınlarsınız) ilave olarak.saygı ve
ifade özgürlüğü olrak inkar edilsin
edilmesin ab ulkeleriyle bizim halk
olarakta politik olarakta farklarımız
var bizdeki daha derin bazi
fanatik..tarihsel bir önyargı var bize
magdurluk var laçkası cıkar bu işin
henuz dozunu tutmaz
Burak KOÇAK - Kayseri
10 Nisan 2008, Perşembe 11:23
DEMEK TÜRK"E TÜRKLÜĞE HAKARET SERBEST
ÖYLEMİ. SORARIM SİZLERE DÜNYANIN HANGİ
ÜLKESİNDEN SERBEST ÜLKESİNE HAKARET
ETMEK. BENCE BU CEZALAR BİLE AZ DAHA
DA AĞIRLAŞTIRLMALI.