Gülten Dayıoğlu ile fantastik edebiyata yolculuk
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Oscar
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat

Gülten Dayıoğlu ile fantastik edebiyata yolculuk

Gülten Dayıoğlu yazarlığının 45. yılında yeni romanı Mo’nun Gizemi 2- Otran ile okurlarını selamlıyor. 71 çocuk ve gençlik kitabıyla en çok okunan yazarlar arasında yer alan Dayıoğlu’nun son kitabı
Nisan’ın ilk günlerinde Altın Kitaplar’dan çıkacak.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:15 TSİ 08 Nisan 2008 Salı

İSTANBUL - Türk Kütüphaneciler Derneği’nin düzenlediği araştırma sonucu “En iyi çocuk edebiyatı yazarı” ödülüne de layık görülen yazar, fantastik öykülere yönelişini şu sözlerle açıklıyor: “Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor” diye açıklıyor.
Haberin devamı


FADİŞ’TEN MO’NUN GİZEMİ’NE
Kırk beş yıldır çocuk-gençlik edebiyatında çok sayıda ürün veren Gülten Dayıoğlu, ilk çocuk kitabı “Bahçıvanın Oğlu”ndan (1963) bu yana, kuşaktan kuşağa okunan yapıtllarıyla, okurlarının gönüllerine taht kurmayı başardı. Bu yapıtllarıyla, yedi yaştan itibaren, değişik yaş kesimlerindeki çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış öykü ve romanlardı; Dayıoğlu, bu kez fantastik gençlik romanı Mo’nun Gizemi 2 - Otran ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.

MO’NUN GİZEMİ ÇÖZÜLÜYOR...
“Mo’nun Gizemi” ve “Kıyamet Çiçekleri”nde fantastik edebiyatın sularında gezinmeye başlayan Dayıoğlu, Alaca Karanlık Kuşları’nı ‘evrim’ teorisi üzerine kurguluyor. “Eserlerimin üç kuşağa hizmet verdiğimi bilmekten büyük mutluluk duyuyorum,” diyor Dayıoğlu. “Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor. Roman kahramanlarının kendilerine özgü örnekleri, kaynakları var. Kahramanlarımı yaratırken, gerçek insanlardan esinlenirim. Fantastik kurgu ile yazarken, düşler nice uçuk olsa da bir ayağı yere, yani gerçeğe değmeli... Fantazyaları dozunda kullanmak, sorumluluk bilinci taşımak gibi ilkeleri benimsemek gerekiyor.”

MO-SAN: ‘İNSANÜSTÜ’ VARLIK
Mo’nun Gizemi 2 - Otran’ın baş kahramanları yine Defne ve Burç. Defne ve Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı, iki genç… Aynı zamanda dünyanın sayılı genetik uzmanları arasında yer alıyorlar. İlk kitapta başlayan soluk kesici maceralar ikinci kitapta hızını kesmeden devam ediyor: Japon bilgin Yuma’nın tek hedefi İn-Mo-San adlı ‘insanüstü’ varlığı yaratmaktır. Bu amaca erişmek için, Defne ile Burç’a Mo yaratığının genlerini aşılamaya başlar. Bir süre sonra da iki genci tuzağa düşürüp, kaçırır. İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, “Mo’nun Gizemi 2 - Otran”la kanatlanıp uçmanız işten bile değil!

SOSYAL İÇERİKLİ ÖYKÜLER

Dayıoğlu, ilk gençlik yıllarından beri, sürekli olarak, edebi türde sosyal içerikli öyküler yazar. Bunların kimileri dergilerde, gazetelerde yayımlanır. Bu öykülerden biriyle (Döl), 1964-1965 Yunus Nadi Öykü Yarışması’na katılır. Döl, köyde urgana asılarak doğum sancılarıyla başa çıkmaya ve tek başına yavrusunu dünyaya getirmeye çabalayan bir kadının öyküsüdür. Yarışmada, Döl, bir oy farkıyla ikinci olur. Yazı işleri Müdürü Ecvet Güresin, yönetim odasında, Dayıoğlu’nun armağanını verirken, Cumhuriyet gazetesinde, isterse, yazabileceğini de iletir yazara. “Pek sevinmiştim,” diyor Gülten Dayıoğlu. “Hemen eğitim öğretim ve çocuk yazını ile ilgili makaleler, dizi yazılar yazmaya başladım.” 1967 yılında, Milliyet gazetesine geçer Dayıoğu. “Milliyet’te Abdi İpekçi ve Ali Gevgilili’den inceleme yazıları ve röportaj teknikleriyle ilgili çok değerli bilgiler edindim. İşin ilginç yanı, bu tür bir yardımı ben istemedim. Onlar götürdüğüm yazıları bizzat inceler, eleştirir, görüşlerini bana aktarırken, beni eğitirlerdi.”
Fadiş’in ilk yayınevi de Abdi İpekçi’nin kurduğu Milliyet Yayınları olacaktır. Fadiş, 1971 yılında Milliyet Yayınları tarafından on bin adet basılır ve iki buçuk ayda tüm baskı tükenir. 1979 yılında ise Fadiş, Altın Kitaplar’dan yeniden basılır. Yazılışından sekiz yıl sonra, okuruna kavuşma olanağı bulan Fadiş, o günlerden bugünlere, kesintisiz olarak yapılan yeni baskılarla kuşaktan kuşağa okunmaya devam ediyor.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları