Küçük Prens’in uçağını düşüren adam
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Cannes
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Küçük Prens’in uçağını düşüren adam

Cemal Süreya’nın dediği gibi, şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan “asker” değil “nişanlı”ydı. Saint-Exupéry’yi, uçağını düşürerek öldürmüş olmakla, “nişanlı genc”i öldürmek arasında hiçbir fark yok şüphesiz.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 16:29 TSİ 04 Nisan 2008 Cuma

PARİS - Ekrandaki adamın adı Hors Rippert. Alman televizyonunun, özellikle spor programlarını yakın takip eden meraklılarının yakından tanıdığı birisi. Gelgelelim, 88 yaşındaki bu görmüş geçirmiş kişinin sözleri herkesi şaşırtacak nitelikte: 65 yıl sonra, Antoine de Saint-Exupéry’nin pilotluğunu yaptığı uçağı düşüren Alman savaş uçağı pilotunun kendisi olduğunu itiraf ediyor, tarifsiz sıkıntılar içinde.
Haberin devamı

XX. yüzyılın, olağanüstü masalsı figürü Küçük Prens’i yarattığı için evrensel üne kavuşmuş yazarlarının başında yeralıyor Saint-Exupéry. Yazarlığının öbür cephelerine neredeyse haksızlık yapacak ölçüde öne çıkmış bir yapıt bu. Olağanüstü bir ahlâk dersi. Kızışmış bir çağa, baştan uca kana boyanacak bir döneme gönderilmiş yumuşak, derin, hiçbir kolaycı yargıya yer vermeyen bir edebiyat göktaşı.

Saint-Exupéry, başta “Gece Uçuşu” ve “Güney Postası”, pilotluk yaşantısından beslenmiş başka temel yapıtlarla da insan olma koşulunu kuşatmıştı. Asıl başyapıtı, bana kalırsa, ölümünden sonra oylumlu bir ciltte toplanan, bir bölümünü Tahsin Yücel’in dilimize kazandırdığı “Kale”ydi: Edebiyat ile felsefe arasındaki ayrım çizgisini yok eden bir yazı anıtı.

Trajik ve soru işaretleriyle dolu “sırra kadem basışı”, kişiliğinin efsanevi boyutu üzerinde durulmasını alışkanlık haline getirmişti. Arada, usul usul, terekesinde unutulan metinleri kitaplarda toplandı, annesine yazdığı mektuplar yayımlandı, “Küçük Prens”in arkasındaki, eşiyle aşkına dayalı bağlantılar kurcalandı.

Bir yandan da, ölümünü perdeleyen muamma sisini delmeye çalışanların ısrarlı çabaları sürüyordu. Sonunda, bir dalgıçla bir gazetecinin inadı define sandığını ortaya çıkardı: Akdeniz’in dibinde bulunan uçağının kalıntıları bugün Bourget’deki havacılık müzesinde sergileniyor.

Hors Rippert’e ulaşmayı başaran dalgıç-gazeteci çifti, bu yakınlarda “Son Giz” başlıklı bir kitap çıkardı, araştırmanın ve serüvenin bütün cephelerini aydınlatıyorlar. Onlara sorulursa, Rippert’ın ortaya çıkmamasının belirgin nedenleri arasında, II. Dünya Savaşı’na katılan Alman askerlerinin “kahramanlık” öyküleri anlatamamaları ön sırada yeralıyor. Rippert’i dinledim, kalıntıların kesin yeri saptanana dek, düşürdüğü uçağın Saint-Exupéry’ninki olduğundan emin olamamış.

Bu olayın kahredici yanlarından biri, Rippert’in, hem de genç yaşından başlayarak, sevdalı bir Saint-Exupéry okuru olmuş olması. Savaş sonrasında da, hayran okurlarından biri kalmış.
Saint-Exupery

İki Dünya Savaşı da, unutulması güç öyküler kaleme aldırdı edebiyatçılara. “Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok”un Erich Maria Remarque’ından Heinrich Böll’e, özellikle Alman yazarlarının yapıtlarında, felsefi altyapısını güçlü biçimde Karl Jaspers’ın çizdiği, altedilmesi olanaksızlık bir suçluluk duygusu egemendi.

Geleneksel silâhların ağır bastığı bu savaşlarda, günümüzün elektronik saldırılarından farklı olarak, taraflar, namlularının kendileri gibi birine çevrili olduğunu bilmenin tragedyasını derinden yaşamışlardı. Cemal Süreya’nın dediği gibi, şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan “asker” değil “nişanlı”ydı.

Saint-Exupéry’yi, uçağını düşürerek öldürmüş olmakla, “nişanlı genc”i öldürmek arasında hiçbir fark yoktur şüphesiz.
Lyon'da Exupery ve Küçük Prens heykeli

Ne ki, birinde, üstüne üstlük, torunlarınızın torunlarını bile gölgesi altında bırakacak bir durum yaşarsınız: Bir biçimde, aynı anda bir insanı, bir bilgeyi, bir yapıtın sahibi bir yazarı, milyonlarca insanın düşlerini süslemiş Küçük Prens’i öldürmüş olma konumuna düşeceksinizdir.

23 yaşını sürdüren Alman pilotuna kim acıyacak peki?

88 yaşındaki Hors Rippert’i dinlerken, o savaş kurbanı adına uçurum duygularına kapılmadan edemedim.

“Küçük Prens”e gelince: Eminim, çoğunuz, onu ‘bir zamanlar’ okumuştunuz. Bana öyle geliyor ki, bugün Dünya’nın ve Türkiye’nin hali karşısında, onu yeniden, dikkatle okumalısınız.

Enis Batur’un önceki yazıları

  • Fransız’a Fransız kalmak
  • Glucksmann’giller ve Mayıs 68
  • Yeni Roman’ın ‘Papa’sı öldü
  • Gönülçelen Villepin
  • Kökü korunan kültür yaşar
  • Devlet ve sanat: Dikenli tel üstün(d)e
  • Simone ve gerisi
  • Almanya, Kara Yıllar
  • Tütün kültürünü anlamıyorlar
  • Türk aydınını Paris’e çeken
  • Fransız kültürü gerçekten öldü mü?

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

    Deniz Değirmenci  - Kocaeli
    04 Nisan 2008, Cuma 11:49  
    Fatma Hanım"a teşekkürlerimi, Enis Bey"e de özürlerimi iletiyorum.

    fatma mc carthy  - Yurt Dışı
    03 Nisan 2008, Perşembe 12:20  
    DENIZ DEGIRMENCI ye, ikinci dunya savasi dememis zaten,iki dunya savasi demis,1.ve 2.yani,asil sen dikkatli oku..

    A. Mekin  - Yurt Dışı
    31 Mart 2008, Pazartesi 00:09  
    Yazinizda duygusallik orani cok olmasina ragmen asaleten ne anlatmak istediginizi enson cümlenizde anlamaya calisiyorum. Türkiye de savas yok. Eger kücük prens i orjinal okudu iseniz türkiye deki kiyafet devrimine birgüzel giydirdigini görürsünüz. Güncel ile cok alakali bir durum. Simdi savas ve (anti)kiyafet devrimi ve fransa yi düsündükce yaziniza katilarak gülmekten maalesef kendimi alamiyorum, cünkü yaklasik 100 yildir ayni yerdeyiz. Bu fransa gibi ülkelerin politik basarisidir. siz halen el sevgisiyle harmanda su dövünüz. saygilarla

    Bütün Görüşleri Oku

    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları