İSTANBUL - Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Fehmi Koru, yükselen gerilimi azaltmak için sonunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün devreye girmesini olumlu olarak niteledi; sivil toplum kuruluşlarının sağduyu çağrısına Başbakanın da destek verdiğini, tek sorunun anamuhalefet partisi CHP olduğunu söyledi. Ancak, muhalefetin Güle güven duyduğunu, Gülün de bu güveni kullanacağını ifade eden Koru, Cumhurbaşkanının AK Partinin içinden çıkmış olmasının, bunalımı çözmede avantaj olacağını savundu.
NTVnin Yazı İşleri programında Mirgün Cabas ve Ruşen Çakırın sorularını yanıtlayan Koru, toplumsal uzlaşma için Cumhurbaşkanı Gülün deneyimlerini bir avantaj olarak gördüğünü söyledi, tek sorunun CHP ve Baykal olduğu konusundaki görüşünü tekrarladı.
Baykalın TBMMdeki CHP grubunda yaptığı konuşmada Beş yıl daha AK Parti hükümetinin ülkeyi yönetmesine nasıl müsamaha edeceğiz ifadesi kullandığına dikkat çeken Koru, Bu, bana göre demokratik açıdan sorunlu bir cümle ve düşünce tarzı. Bu bakımdan esas sorunun muhalefet partisinde, hatta anamuhalefet partisi lideri Deniz Baykalda olduğunu düşünüyorum dedi. Baykal: Mantı yedik, iç siyaset konuşmadık Fehmi Koru, Sorun Deniz Baykalda düğümleniyorsa, nasıl açılabilir sorusu üzerine, bunun yolunun, bugünkü görüşmede, Cumhurbaşkanının ülkenin bugün geldiği noktada neler yapılması gerektiği yolunda yapacağı yönündeki tavsiyeleriyle ortaya çıkacağını söyledi. Koru, Gülün muhalefet liderleriyle görüşürken genel hatlarıyla Türkiyede bugün yaşananları nasıl değerlendirdiğini de herhalde muhataplarına aktaracağını savundu.
AK PARTİDEN ÇIKMASI AVANTAJ Son 48 saat içinde, muhalefet sözcülerinin açıklamalarını değerlendirdiğinde, Cumhurbaşkanının şahsına karşı büyük bir güven olduğunu hissettiğini ifade eden Koru, şunları söyledi:
Cumhurbaşkanı bu güveni böylesine önemli bir konuda kullanacaktır. Dezavantaj gibi görünen, kendisinin bir siyasi partiyle geçmişteki ilişkisini bir avantaja dönüştürebilecek siyasi beceriye sahip bir insandır. Dolayısıyla AK Partinin içinden çıkmış olması, bugün çatışan taraflardan bir tanesi AK Parti olduğuna göre onun daha rahat devreye girmesini ve bazı konularda çözüm arayıcı formüller üretmesini sağlayabilir. Bunu muhalefet partilerinin de gözardı etmeyeceğini zannediyorum. Çünkü netice itibariyle çok tarafsız görünen cumhurbaşkanlarıyla yaşadık biz geçmişte, ama onların hiç bir ağırlığı olmadığı için siyaset üstünde sonuç alıcı girişimlerde de bulunamadılar. Oysa bugünkü Cumhurbaşkanı siyasi kimliğini geride bırakmış olmasına rağmen, siyasi deneyime sahip bir insan. Bu bakımdan o özelliğini herhalde şu anda yaşanmakta olan bunalımın ortadan kaldırılması için bir avantaj olarak kullanacaktır.
FORMÜL AK PARTİNİN VAZGEÇMESİ Mİ? SANMIYORUM Sağduyu çağrılarındaki geri adım ifadesinin de yanlış anlaşıldığını savunan Fehmi Koru, ne yapılması gerekiyorsa onun yapılması gerektiğini söyledi. Fehmi Koru şöyle devam etti:
Taraflar şu andaki durumu doğru tespit edebilirlerse, bu doğru tespitin üzerine ne yapılması gerekiyorsa onun yapılacağı formüller de üretilebilir. Ancak bu AK Partinin başlatmış olduğu belli konulardaki demokratik kanalları açma yolundaki girişimlerden vazgeçmesi anlamına mı gelecektir... Ben bunu da zannetmiyorum. Netice itibariyle birbirini ikna süreci başladı.
BAYKALIN BİZLERİ DE İKNA ETMESİNİ BEKLİYORUM Mesela ben CHP liderinin kendi grubunu çok rahat ikna edebildiği bir konuda bizleri de ikna etmesini bekliyorum. O da Bizim dışımızdaki siyasi partiler başörtüsü sorununu çözmeye kalkarlarsa biz bunun karşısına dikiliriz, çünkü onlar laiklik konusunda bizim kadar güvence noktasında değiller. Ama biz çözebiliriz bunu çünkü biz laikliğin teminatıyız diyor. Şimdi demokrasilerde bir siyasi partinin çözebilip, başka siyasi partilerin ne kadar oy alırlarsa alsınlar, ne kadar sandalyeye sahip olurlarsa olsunlar çözemeyeceği bir sorun olabilir mi? Bunu mesela ikna edici bir şekilde kamuyla paylaşmasında yarar var CHP Genel Başkanının. Bu bakımdan ben şu süreci, her tarafın, CHP dahil, AK Parti dahil birbirini ikna etmek ve bu arada kamuoyunu da ikna etmek için kullanmaları gerektiğine inanıyorum.
İSTİHBARAT MI, ÖNGÖRÜ MÜ? Fehmi Koru, Cumhuriyet Gazetesi yazarı İlhan Selçukun gözaltına alınmasından önce yazdığı yazıların istihbarat şeklinde değerlendirilip eleştirilmesi konusunda ise, hayatının hiçbir döneminde siyasi otoriteyle, devletin herhangi bir istihbarat birimi ya da savcısıyla haber alışverişi anlamına gelecek bir işbirliği içinde olmadığını söyledi. Tamamen kendi beyin hücrelerimi çalıştırarak ulaştığım okumalarımdan, çok taraflı temaslardan edindiğim ve tabii arkasında da çok uzun yılların tecrübesi olan birikimi kullanarak vardığım sonuçları sütunlarımda paylaşıyorum diyen Fehmi Koru, bu arada normal şartlarda gazetecilerin haber kaynaklarının çok güçlü olmasının üstünlük olduğunu, bunun ilk defa kınandığı bir süreç yaşandığını belirtti.
İLHAN SELÇUKUN YANINDA 3 ORGENERAL VAR Fehmi Koru, yazısında adını verdiği 3 emekli askerin de gözaltına alınıp alınmayacağının beklendiği söylenince ise, şöyle dedi:
Valla onlar gözaltına alınmış değil, ben alınacaklarını da zannetmiyorum. Ancak o gün yazdığım yazıda çok açık bir şekilde diyorum ki; İlhan Selçuk gözaltına alınan bir gazeteci, ama onun gazetesini çıkaran vakfın yönetiminde iki tane orgeneral var ve önemli kuvvet komutanlarıydı bunlar. Bir üçüncü orgeneral de bu gazetenin yazarı. Böylesine güçlü destekçileri olmasına rağmen bir gazetecinin gözaltına alınması hayret verici bir şey, diyorum. Bunu da yazmak benim hakkım değil mi bir gazeteci olarak.
GEÇMİŞTE HER ŞEYİ BİLEN ADAM DİYE MANŞETTEYDİM Cumhuriyet gazetesinin AK Partiye karşı girişimlerin karargahı olduğunu söylemesi nedeniyle, bunun İlhan Selçukun gözaltına alınacağını önceden bildiği şeklinde değerlendirildiğini belirten Koru, şöyle devam etti: Geçmişte değişik konularda yine böyle öngörülerde bulunduğum yazılar, başka gazeteler tarafından övücü ifadelerle manşetlere çekilmişti. Hiç unutmadığım bir şey, bir gazetenin manşetinde, benim her şeyi bilen adam olarak gösterilmemdi. Çok satan bir gazeteydi.
Kimseyi rencide edici bir yazı yazmadığını ifade eden Fehmi Koru, Ama benimle ilgili yazılan yazılar için de, meslek büyüklerini, bu konuyu gözden geçirmeye davet ediyorum dedi.
Fehmi Koru"nun söylediklerini doğru
buluyorum. Ancak insanlar başkalarının
söylemek istediklerini anlamak için
değil kendi anlamak istedikleri anlamı
çıkarmak için okuyor yada dinliyor.
Avukat ünvanıyla yorum yapan yorumcuyu
okuyunca örneğin, bunu net olarak
görüyorsunuz... adamın derdi bağcıyı
dövmek... Herşeyi bilen adam ifadesini
Fehmi koru idda etmiyorki. şimdilerde
topa tutanların geçmişte bunu da
söylediklerini aktarıyor... Neden bu
kadarını bile çarpıtıyoruz... hemen
alaya almayı,hakaret etmeyi marifet
sayıyoruz... Bizim tartışma kültürümüz
bu işte...
kenan yılmaz - İstanbul
28 Mart 2008, Cuma 18:56
Sn.Koru kendikafa yapısına göre
yazıyor kendi penceresinde dünyaya
bakıyor birazda başka pencerede bakış
yaparsa kendi inandığı siyasetcilerin
ne kadar inatla hareket etiklerini
özellikle mevcut anayasaya aykırı
hareket ettiklerini toplumu
böldüklerini ülkeyi borç patağına
gömdüklerini ne yazıkki görmüyor yada
görüyorda yazmıyor iktidar
olduklarında anayasayı değiştirelerdi
neden yapmadılar herşeyi çıkmaza
soktular şimdide Sn.Deniz Baykal
suçlanıyor Allah bunların iftirasında
bizleri korusun ben 34 yıldır ticaret
yapıyorum böyle bir süreç yaşamadım bu
kadar halkımız yoksullaşmamıştı çok
yazık
tevfix - Eskişehir
27 Mart 2008, Perşembe 17:12
Geçenlerde kuzenim "kraldan çok kralcı"
ne demek diye sormuştu keske ona bak
Fehmi Koru gibi adamlar için kullanılan
tabir deseydim. Herşeyi bilen adammış
bu ülkede herşeyi bilenlerin
bildiklerini nerelerde
kullandıklarınıda acaba biliyormuyuz.
Düzen adam...