AK Parti dosyasının ön incelemesini büyük ihtimalle pazartesi günü yapacaklarını söyleyen Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, sağduyu-solduyu ayırımı yapmadığını ifade ederek, aktörleri, sorumluluklarını yeniden gözden geçirmeye çağırdı.
ANKARA - Sağduyu çağrılarına Anayasa Mahkemesi Başkanı da katıldı. Başkan Haşim Kılıç, makamında gazetecilere yaptığı açıklamada, Son zamanlarda Türkiyede barıştan hızla uzaklaşma gibi bir sürecin yaşandığını görüyoruz dedi ve Sağduyu, solduyu olarak ayırmıyorum ama, ifade etmek istediğim, birlikte yaşamanın gereğini herkes yerine getirmek zorundadır dedi. Kılıç, raportörün türbanla ilgili Anayasa değişikliğinin iptali için açılan dosyası bırakıp, AK Partiye kapatma istemine ilişkin dosyayı incelememeye başladığını da kaydetti.
Kılıç, Raporu bitirirse cumartesi ve pazar günü bizim için çalışma fırsatıdır. Pazartesi günü için herhangi bir sıkıntı olmazsa konuyu görüşmeye başlarız diye düşünüyorum dedi.
Kılıç, AK Partinin kapatılması istemiyle açılan davada görevlendirilen raportörün anayasa değişikliğiyle ilgili iptal isteminde de görevli olduğunu anımsatarak, raportörün kapatma davasıyla ilgili dosyayı incelediği için diğer dosyayı bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Kılıç, Ama biz Pazartesi günü bu dosyayı tamamlarsak bundan sonrası için arkadaşımız o çalışmasına da devam edecek ve kısa bir süre içerisinde o dosyayı da tamamlama gibi bir süreci yaşayacağız diye konuştu.
Türkiyede kurumlar çalıştığı sürece hiç kimsenin endişe etmeye korkuya, vehme kapılmasına gerek olmadığını düşünüyorum diyen Kılıç, bu kurumlar çalışmadığı takdirde bundan korkulabileceğini ifade etti.
SAĞDUYU-SOLDUYU DİYE AYIRMIYORUM AMA Türkiyede kurumların gördüğü kadarıyla hiçbir engele takılmadan görevlerini yerine getirdiklerini anlatan Kılıç, şöyle konuştu:
Türkiyede bu yaşanan sorunlarla ilgili birtakım sigorta görevi görebilecek kurumlarımız, sigortalarımız, güvence oluşturan kurumlar vardır. Ve bunlar görevlerini yerine getirdiği sürece herhangi bir endişeye gerek yoktur. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi dün olduğu gibi bugüne kadar yaptığı özverili çalışmasını ve faaliyetlerini bundan sonra da aynı duyarlılık ve aynı sorumluluk bilinci içerisinde yapmaya devam edecektir.
İfade etmek istediğim o ki; son zamanlarda Türkiyede barıştan hızla uzaklaşma gibi bir sürecin yaşandığını görüyoruz. Herkese, her bireye, her kuruma muhalefetiyle, iktidarıyla herkese düşen bir şey var ve altını çizerek ifade ediyorum burada birlikte yaşamanın sorumluluğunu ve gerekliliğini mutlaka yerine getirmek zorundayız. Ben bunu sağduyu, solduyu olarak ayırmıyorum ama ifade etmek istediğim; birlikte yaşamanın gereğini herkes yerine getirmek durumundadır. Bu işin aktörleri bu konuda sorumluluklarını yeniden, bir kez daha gözden geçirmelidir. Toplumu germenin, toplumdaki tansiyonu yükseltmenin hiç kimseye yarar sağlamayacağı açıktır.
Haşim Kılıç, Anayasa Mahkemesinin bu süreçte üzerine düşen görev ve sorumluluğu en kısa sürede ve en duyarlı şekilde yerine getirmeye çalışacağını ifade ederek, Bundan kimsenin kuşkusu, endişesi olmasın dedi.
DAVADAN SONRA DAHA RAHAT KONUŞURUM Kılıç, şöyle devam etti: Bu gerilimin aktörleri bellidir. Ama biz bu çerçeve içerisinde bu olayların bize kadar intikal etmiş olması nedeniyle bu konu üzerinde çok fazla yorum yapmanın, görüş bildirmenin doğru olmayacağı kanısındayım. Çok fazla bir şey söyleyemiyorum. Önümüzdeki işler eğer neticelenirse bu konularda belki çok daha rahat bazı şeyleri ifade etmek mümkün olabilecektir. Önümüzdeki konular olmasaydı biraz daha rahat konuşurdum ama Türkiye bu güne kadar olduğu gibi çok olayların yaşandığı bir ülke. Bu olayların da üstesinden gelecektir. Kurumlarımız çalışıyor. Çalıştığı sürece ben çok fazla endişe etmiyorum. Önemli olan bu kurumların çalışabilmesi ve sonuç alınabilmesidir. Hukuk devletinin gereği olan çerçeve içinde bu sorunların çözülmesi gerekiyor ve böylece çözülecek. Türkiye bunları aşacaktır.
Tartışmaların odağında genellikle Anayasa Mahkemesi oluyor, bunu nasıl değerlendireceksiniz? sorusu üzerine Kılıç, Türkiyede her şeyde kavga başladıktan sonra çözüm üretilmeye çalışıldığını, sıkıntının da buradan kaynaklandığını ifade etti. Keşke mümkün olsa da kavga başlamadan sorunlarımızı barış ortamı içerisinde, güven ortamı içerisinde konuşabilsek, tartışabilsek diyen Kılıç, ancak Türkiyede böyle yapılmadığını, bunun da kolay olmadığını belirtti. Bunun hem kurumları hem de olayların aktörlerini yıprattığını söyleyen Kılıç, şöyle devam etti:
Başsavcıya yönelik eleştiriler için, Ben sadece Sayın Başsavcı için demiyorum; bu konuda devleti yöneten herkesin şahsına, kişiliğine yönelik veya yönelecek olan eleştirilerin hukuk çerçevesi içinde yapılması gerektiğini düşünüyorum diyen Kılıç, AK Parti hakkındaki iddianamenin hukuki temelinin olup olmadığı yönünde de bir inceleme yapacak mısınız? soruna karşılık, ilgili yasada yapılan son değişiklikle iddianamenin reddi gibi bir müessesenin oluştuğunu ifade etti.
Söz konusu iddianamede dava dilekçesine ek olarak 17 klasör bulunduğunu belirten Kılıç, raportörün bu 17 klasörü tek tek elden geçirerek bu konudaki düşüncesini hazırladığını anlattı. Kılıç, (Bu iş niye bu kadar uzun sürdü) diye aklınıza bir düşünce gelebilir ama 17 klasörlük bir çalışmayı arkadaşımız ancak inceliyor dedi.
Kılıç, sorular üzerine, iddianame ile ilgili ön incelemenin pazartesi günü yapılabileceğini tekrarlayarak, bu konuda sıkıntı olacağını düşünmediğini söyledi. Kılıç, Arkadaşımız yarın raporunu tamamlarsa, pazartesi günü arkadaşlarımız hazır olurlarsa konuyu rahatlıkla görüşürüz. Olmazsa salı günü olur, fark eden bir şey olmaz diye konuştu.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN NİTELİĞİ ÇOK ÖNEMLİ Kılıç, bir başka soru üzerine, parti kapatma davalarında iddianamenin kabulü için 15 günlük süre olup olmadığı konusunun spesifik bir konu olduğunu, bunun bir ceza davası olmadığı yönünde Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlar olduğu gibi ceza davası olduğu şeklinde kararları da bulunduğunu hatırlattı. Bu konuda bir tartışma olduğunu ifade eden Kılıç, bu tür tartışmalara da meydan vermeden pazartesi günü bu işi sonuçlandırmayı umduğunu kaydetti.
Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran Anayasa değişikliklerinin kapatma davalarını nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Kılıç, yurt dışından yeni geldiği için çalışmaları bilmediğini, çalışmalar TBMMden geçip sonuçlanana kadar bir şey söylemelerinin şık olmayacağını kaydetti.
Böyle bir düzenleme dava sürecinde yapılabilir mi? sorusuna Kılıç, Meclis tabii ki bazı düzenlemeleri yapabilir ama yaptığı yasal düzenlemenin niteliği çok önemli. Bu davayı ne kadar etkiliyor, ne kadar etkilemiyor onu ben bilemiyorum yanıtını verdi.
367 karari anayasa mahkemesini
sorgulanir duruma dusurmedi mi sizce?
Bu guvensizlik ondan kaynaklaniyor
olamaz mi?
Serdar ÇAVUŞDERE - Ankara
27 Mart 2008, Perşembe 16:41
Şayet bir ülkede en yüksek mahkemenin
başkanı itidal ve sağduyu çağrılarında
bulunuyor ve “Türkiye’de bu yaşanan
sorunlarla ilgili birtakım sigorta
görevi görebilecek kurumlarımız,
sigortalarımız, güvence oluşturan
kurumlar vardır. Ve bunlar görevlerini
yerine getirdiği sürece herhangi bir
endişeye gerek yoktur." diyorsa
korkarım mühim gelişmeler meydana
gelecektir. Durum fırtına öncesi
sessizliği andırmaktadır ve bu
sessizliği bozacak olan kurum, kuruluş
ve kişiler şimdiden fırtınayı kontrol
etmek ve istedikleri yöne ve şiddette
esmesini sağlamak arzusundadırlar.
Umarım yanılıyorumdur...