Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras da Tiryakinin üniversiteye değerli hizmetler verdiğini anlattı. Tiryakinin hastalarına büyük ilgi ve yakınlık gösterdiğini kaydeden Aras, işine son derece düşkün olan Tiryakinin üstlendiği görevleri büyük bir titizlikle yerine getirdiğini belirtti.
Tiryakinin hiç hak etmediği bir şekilde hayatını kaybettiğini belirten Aras, Bu kadar çalışkan bir arkadaşımızı kaybetmek çok acı. Hem üniversite, hem fakülte için çok büyük bir kayıp. Nurlar içinde yatmasını diliyorum dedi.
Profesör cinayetinin ardındaki inanılmaz dram

ÇORAPÇIOĞLU TİRYAKİYLE OLAN ANISINI ANLATTI
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu ise konuşmasına, Çok üzgünüm çok. Olcay bu ölümü hak etmedi. Olcay, çok iffetli bir yaşamdan, çok iyi bir yaşamdan sonra bu ölümü hak etmedi. Biliyorum, haykırıyorum, bunu hak etmedi Olcay diye başladı.
Tiryakinin 1974 yılından beri arkadaşı, son 10 yıldır da hem yardımcısı hem dostu hem kardeşi olduğunu kaydeden Çorapçıoğlu, Tiryakiyi bir gönül insanı, iffetli bir kadın, bir cumhuriyet kadını, tıp aşığı ve can dostu olarak niteledi.
Konuşmasının güçlükle sürdüren Çorapçıoğlu, Tiryaki ile yaşadığı bir anısını aktardı: Dekanlık seçimleri var, odamda oturuyoruz bir gün. Diyorlar ki Bir bayanı yardımcılarından biri olarak atayacak. Döndü bana dedi ki, Yahu bunlar bana hakaret ediyor. Ben 8 yıldır buradayım, kimse beni görmüyor. Beni erkek mi zannediyorlar acaba?. Olcay dedim. Senin yüreğinin erkek olduğunu, senin nasıl bir insan olduğunu bunlar bilmiyor. Sen bu kadar böceğin içinde bir çiçeksin. Evet, kara kuru bir çiçek dedi. O çiçek artık yok.
 |
|
BU KIZ BENİ ÖLDÜRECEK
Tiryakinin 2 hafta önce kendisini arayarak dertleşmek istediğini söylediğini anlatan Çorapçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: Her zamanki anaç tavrıyla, her zamanki her şeyi denetlemiş tavrıyla seçimleri anlattı, günümüzü anlattı, beni ve kendini anlattı. Sonra bir ara durdu, Patron, sen benim hala patronumsun değil mi? dedi. Ne diyorsun Olcay? dedim. Bu kız beni öldürecek, bana sahip çıkar mısın? dedi. Sevgili Olcay, şimdi sadece ben değil, herkes sana sahip çıkıyor. Herkes sana sevgi, saygı sunuyor. Herkesin boğazı düğümleniyor. Nur içinde yat, ruhun şad olsun...
Çorapçıoğlunun konuşması sırasında salonda bulunan Tiryakinin ailesi, çalışma arkadaşları ve öğrencileri gözyaşlarına boğuldu.
 |
|
DİĞER KONUŞMALAR
AÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Kemahlı da, Tiryakinin çok üstün özellikleri olduğunu belirterek, dışarıdan göründüğünü aksine çok yumuşak kalpli biri olduğunu söyledi. Tiryakinin görevini titizlikle yerine getirdiğini kaydeden Kemahlı, fakültenin Tiryakinin ölümüyle bir neferini ve savaşçısını kaybettiğini ifade etti.
AÜ Tıp Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkan Vekili ve Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fikri İçli de, insan sevgisiyle dolu Tiryakinin hastalarıyla yakından ilgilendiğini belirterek, Tiryakiye yan dal ihtisasını kendisinin yanında yapmasını tavsiye ettiğini ancak merhum öğretim üyesinin romatolojiyi seçtiğini anlattı.
Tiryakinin çok iyi bir akademisyen olduğunu vurgulayan İçli, İlkeliydi, dürüsttü. Bu özelliklerinden hiçbir zaman taviz vermedi diye konuştu. Tiryakinin çok yoğun çalışmasına rağmen çok şık giyindiğini anlatan İçli, Tipik bir cumhuriyet kadını örneğiydi dedi.
Uzun yıllar önce sıkıntılı bir süreçten geçerken Tiryakinin kendisine Üzülmeyin, sıkılmayın, akıl sağlığınıza dikkat edin telkininde bulunduğunu aktaran İçli, Tiryakinin kaybını elim bir kaza olarak niteleyerek, kaybın sevenlerinin akıl sağlığını zorladığını söyledi.
AÜ Tıp Fakültesi Klinik İmmünoloji ve Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurşen Düzgün de, Tiryakinin kaybından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, Benim kardeşimdi, çok güvenilir bir insandı. Kendisini tanımaktan gurur ve onur duydum. Prensip sahibiydi dedi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi ve Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürbüz Erdoğan da, fakültenin daha önce hiç bu kadar derin bir acı yaşamadığını belirterek, böyle bir kaybı ilk kez yaşadıklarını ifade etti. |
|
Prof. Dr. Tiryakinin seçkin, kendisini sürekli yenileyen, fakülteye büyük hizmetler yapan bir öğretim üyesi olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları söyledi: Son yıllarını üzüntüyle geçirdi. Ama bütün bu üzüntüleri içinde dünya ile o kadar barışık, o kadar mutlu görünmesini bilen bir insanı az tanıyorum. Benim kızım ve çok yakın bir arkadaşım gibiydi, her zaman çok şeyi bölüştük. Geçen hafta beni ziyaret etti, yine konuştuk. Kızıyla problemleri vardı. Kendini yenilediği kadar, kendini geliştirdiği kadar kızını geliştirmek için çok uğraştı. Ona çok büyük emeklerle yeni ufuklar açmak istedi ama anlaşılıyor ki başarılı olamadı. Demek ki bu kadar değerli bir öğretim üyesinin yanında böyle bir evlat da olabilirmiş. Şundan eminim, eğer değerli kızının, kendisine göre sevgili kızının, bu teşebbüsü yarım kalsaydı, başarılı olamasaydı, Olcay bunu affeder, onu çok sever, geliştirmek için uğraşırdı. Kaderle her zaman başa çıkılamıyor. Bu bir kötü kader. Olcayı bu kadar verimli bir çağında kaybetmemeliydik. Çok değerli bir akademisyendi.
Konuşmalar sırasında Prof. Dr. Tiryakinin fotoğrafları sahnede bulunan ekrana yansıtıldı. Tiryakinin kız kardeşi Fatoş Tiryaki ile diğer yakınları, çalışma arkadaşları, öğretim üyeleri ve öğrencilerinin katıldığı törende, gözyaşları dinmedi.
TABUTUNA YEŞİL YAZMA ÖRTÜLDÜ
Törenin ardından Tiryakinin naaşı Kocatepe Camisine getirildi. Burada Tiryakinin Türk bayrağına sarılı tabutunun başucuna yeşil renkte bir yazma örtüldüğü görüldü.Kocatepe Camisindeki törene, merhum öğretim üyesinin kız kardeşi Fatoş Tiryaki ve diğer yakınları ile Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Akal, eski Dekan Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu ile öğretim üyeleri ve çalışma arkadaşları katıldı.
Tiryakinin kaybı nedeniyle gözyaşlarına boğulan Tiryakinin yakınları ve arkadaşları, üzüntülerini Böyle bir ölümü hak etmemişti sözleriyle dile getirdiler.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından omuzlara alınan Tiryakinin naaşı, cenaze aracına konularak Karşıya Mezarlığına getirildi.
Tiryakinin cenazesi daha sonra burada gözyaşları arasında toprağa verildi.