Küçük ayaklı kadınların ülkesinde dev adımlar
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » G.Asya-Pasifik

Küçük ayaklı kadınların ülkesinde dev adımlar

Mao “Kadınlar gözyüzünün yarısını tutmalı” demiş; 50 yıl sonra Çinli kadınlar yeryüzünün de, gökyüzünün de tutmak için harekete geçti. Ülkenin önemli kadınlarından Yang Lan, kadınların özgürleşme hareketini ve bunun Çin’de başlattığı dönüşümü anlattı.

Yang Lan

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 10:33 TSİ 27 Mart 2008 Perşembe

ŞANGHAY - İpek Cem, NTV’de yayınlanan “Dünyayı Yönetenler”de bu hafta “Çin’in Oprah Winfrey”i olarak nitelenen, ülkenin en önemli kadınlarından, medya patronu Yang Lan’la konuştu. Yang Lan, büyükannesinin çağında ayakları ‘küçültülen’, annesinin çağında ise eve hapsedilen Çinli kadınların, bugün artık dışarı çıkmaya ve özgürlüğe yürümeye başladığını anlattı. Küçük adımlar, bugünlerde Tibet’e uyguladığı ‘kanlı baskın’ nedeniyle batı dünyasının hedefinde olan Çin’de köklü değişikliklerin başlangıcı olabilir.
Haberin devamı

1912’de imparatorluk döneminin bitmesinden sonra cumhuriyet olan Çin, 1949’da Mao’nun liderliğindeki “kültürel devrim”le “Halk cumhuriyeti” olduğunda, batılı ülkelerden tamamen kopmuştu. Bugün hala Komünist Parti tarafından yönetilse de, otoriter rejimle 21. Yüzyıl’ın en büyük ekonomik gücü haline geldi. Bugün dünya nüfusunun beşte biri Çinli ve Çin dünyanın en yüksek milli gelirine sahip ülkesi. Milli gelirinin çok büyük bölümünü ise ihracattan sağlıyor. Aynı zamanda, dünyadaki çevre kirliliğinin yüzde 20’sini de Çin yapıyor.

BBC’ye sansür sonunda bitti

Ekonomik anlamdaki Çin mucizesini, demokratikleşme açısından görmek henüz mümkün değil. Kırsal kesimle, şehirlerdeki gelişmişlik ve fırsatlar açısından uçurum giderek büyüyor. Şanghay gibi uluslararası ticaretin merkezi haline gelen şehirlerin, ABD’deki büyük şehirlerden farkı yok; kırsal kesimde ise fakirlik ve çaresizlik sürüyor.

“Dünyanın çatısı”nda neler oluyor?

Basında sansür hâlâ çok geçerli. Örneğin, Tibet’teki son çatışmaları içeren haberler karartılıyor. Bütün bunlara rağmen, kadının toplumsal hayattaki rolünün değişmesi, dönüşümün başladığının göstergesi.

Yüzyıllarca ayakları bağlanan, eve hapsedilen Çinli kadınlar, toplumsal alana çıkmaya başladı. “Çin’in Oprah Winfrey”i olarak nitelenen; ülkenin önde gelen kadınlarından, medya patronu Lan Yang, Çin’deki dönüşümü özetle şöyle anlatıyor:

Çin’de her şey değişiyor ve kadınlar baş rolde
Bu, tarihi bir değişim. Ülke sadece ekonomide değil, çevre konusunda, etik konularda ve hatta çocukların yetiştirilmesi konusunda, hayatın güzelliklerine ve yaşam biçimine bakışta, büyük bir dönüşüm geçiriyor. Her şey değişiyor. Bence kadınlar bu dönüşümde önemli bir rol oynuyor. Televizyon programım “Her Village”da, Çin’deki şehirli kadınların geçirdiği dönüşümü sürekli olarak takip ediyoruz. Bu kadınların çoğu çalışıyor. Geçen yıl bir araştırma yaptık ve “eşiniz bütün aileyi geçindirecek kadar para kazansa bile, yine de çalışmak ister misiniz?” diye sorduk. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 73’ü bu soruya “evet” dedi. Çünkü kadınlar bir iş sahibi olmayı yalnızca hayatlarını sürdürmek için gerekli bir şey olarak görmüyorlar; mali açıdan bağımsızlık istiyorlar; kendi zamanlarını istedikleri gibi kullanabilme özgürlüğüne sahip olmayı istiyorlar; ayrıca toplum içinde bir başarı kazanmak da istiyorlar.

Mao’nun 50 yıl önce söylediği hedef aşılıyor ama...
50 yıl önce, Mao Tse-Tung, “Kadınlar gökyüzünün yarısını tutmalı” demişti. Ama aslında gökyüzünü toplum olarak ve yeryüzünü aile olarak kabul edersek, kadınlar genellikle bütün yeryüzünden ve gökyüzünün yarısından sorumludur. Kadınlar çok sıkı çalışıyor ve bu yoğunluk onlar için yeni bir şey değil. Araştırmamıza katılan kadınların yüzde 60’ı, geçici veya daimi uyku sorunu yaşadıklarını söylediler. Bu da psikolojik ve fiziksel açılardan zorlanmanın bir işaretidir. Aynı zamanda araştırmaya katılanların yüzde 70’i sağlıklı olma çizgisinin altında olduklarını düşünüyordu; yani sağlıklı olmadıklarını düşünüyordu. İşyerlerinde uykuları geliyor, günün sonunda yorgunluktan tükenmiş oluyorlar, çünkü hem işyerleriyle hem de aileleriyle ilgilenmek zorunda kalıyorlar.

Artık “ev erkekleri” var... Çocuklara babalar bakıyor
Artık daha çok sayıda erkek, ev işlerini paylaşmaktan zevk alıyor ve bunları eğlenerek yapıyor. Mesela, “ev erkekleri” konusunda harika sohbetler ediyoruz; küçük çocuklarına bakan babalardan söz ediyoruz. Bu babalar çocuklarına bakmaktan büyük zevk aldıklarını söylüyorlar. Oysa daha önceki aile sorumlulukları ve geleneklerine göre bu zevkten mahrum kalıyorlardı. Bence artık erkeklerin ve kadınların hem sorumlulukları hem de eğlenceyi paylaştığı yeni aile rollerinin yanında yeni bir toplum da yaratmaya çalışıyoruz.

Çevreyi kirletiyoruz, ama dünya için üretiyoruz
Her şeyden önce Çin’in yarattığı kirlilik ve çevre konuları önümüzdeki yıllar için de devam edecek bir sorun olacak ve toplumun bu konu hakkında hâlâ bilinçlendirilmesi gerekiyor. Ancak unutulmaması gerekir ki Çin tüm dünyanın üretim merkezidir ve yaratılan kirliliğin yüzde 20’sinin nedeni dünyaya yaptığımız ihracat ve tüm dünya için ürettiğimiz ürünlerdir. Ayrıca 2007 yılı Çin’de çevrenin korunması konusunda bir dönüm noktası oldu, çünkü kişi başına düşen enerji tüketiminin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki büyümeye oranı, ilk kez bir düşüş sergiledi.

Çevre politikası artık ulusal bir politika
Bu açılardan ilerleme kaydediyoruz. Üyesi olduğum Ulusal Siyasi Danışmanlık Konferansı’nda çevreyle dost “yeşil” binalar için ulusal düzeyde yeni bir düzenleme yapılmasını teklif ettim, çünkü Çin’deki enerji tüketiminin yüzde 30’unu binalarımızda, konutlarda, ticari binalarda ve kamu binalarında gerçekleştiriyoruz. Ayrıca aktif çalışan çevre koruma örgütlerimiz var ve bazı sivil toplum kuruluşları Çin’deki politikaları şekillendirmeye çalışıyor. Çin’de ilk kez Ulusal Çevre Koruma Bürosu, Çevre Koruma Bakanlığı haline getirildi. Bu şekilde enerji tasarrufu ve çevreyi koruma gibi konularda ulusal düzeyde politikalar uygulamada daha büyük bir gücümüz olacak. Bence her şeye rağmen yine de sorunlar yaşanacak, çünkü hızla büyüyoruz. Bütün bu büyüme ve gelişmenin ortasında sorunlarımızı çözmemiz gerekecek, ki bu da her ülke için büyük bir sorundur.

Halk hayatımız için çevre sorununun farkında
Son 10 yıl içinde Çin halkı da çevrenin kirlenmesinden çok etkilendi; suyun kalitesinin düşmesinden çok etkilendi. Artık şehirlerde musluk suyu içilmiyor. Şişe suyu içiliyor. Ama ben küçük bir çocukken herkes musluk suyu içerdi. Bu tür değişiklikler, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun ve aldığımız yiyeceklerin içindeki kirliliğin farkına varmamızı sağlıyor. Kırsal bölgelerin bazılarında üzücü olaylar yaşanıyor ve bazı köylerde içme sularına kimyasal üretim yapan fabrikaların atıkları karıştığı için kanser vakaları yaşanıyor. Bu tür şeyler de kamuoyunun dikkatini çekiyor; basında kendisine yer buluyor. Bu, bizim hayatımız için ve çocuklarımızın hayatı için çok önemli bir şey. Bu yüzden bugünlerde Çin’deki çevreyi koruma çabaları sadece hükümetten gelen bir politika olmakla kalmıyor; halk da artık bir toplumsal farkındalığa sahip.

10 yıl önce söyleyemediğimiz şeyleri söylüyoruz
Çok sıkı yasal kurallar var, basında özel girişim için çok sınırlı bir alan var. İş dünyasında hayatta kalmak açısından ip üzerinde yürüdüğümüzü hissettiğimiz zamanlar oluyor. Ama aynı zamanda yayınlarımızı ulusal düzeyde gösterebilmemiz gerekiyor. Çevreyle ilgili olarak kaydettiğimiz ilerleme konusunda iyimserim. 10 yıl önce söyleyemeyeceğimiz söyleri söylüyoruz. Bunu Çin’de basının üzerindeki baskının gevşemesinde yaşanan bir ilerleme olarak görüyorum. İnternet için de aynı şey geçerli. İnternete uluslararası düzeyde tanınmamış olabilen özel girişimler hakim. Bugün Çin’de ulusal bir televizyon kanalına sahip olamayız ama bir “cross media” girişimi gerçekleştirebiliriz. Örneğin “Her Village Community” adlı internet sitemizin başını ulusal düzeyde yayınlanan televizyon programım çekiyor. İnternet üzerinden topluluklar oluşturuyoruz. Her ay on milyonlarca okuyucuya ulaşan elektronik dergiler yayınlıyoruz. İnternet dışında da kulüp faaliyetleri düzenliyoruz; kariyer gelişimi, ilişkiler, çocukların eğitimi ve daha birçok konuda konferanslar düzenliyoruz. Yani yapılacak daha çok iş olduğu ve geçmiş yıllara göre daha fazla fırsatlar mevcut olduğu için, önümüzdeki yol konusunda hâlâ iyimserim.

Çinliler artık SMS’le hükümete şaka yapabiliyor
Çin’le ilgili olarak sadece dünya medyasında çıkan haberlere bakarsanız çok olumsuz bir resim görürsünüz. Ama bir kez Çin’e gelirseniz, yaşanan büyük değişimi ve ülkemiz vatandaşlarının reformdan ve son 20 yıl içinde pazar ekonomisinden yararlandığını görebilirsiniz. Gerçek yaşamda da değişiklikler olduğunu görebilirsiniz. Tabii ki kırsal kesimde, çiftçilerle bazı işadamları arasında gelir farklılıkları olmasına rağmen genel olarak Çin’de herkesin ekonomik büyümeden yararlandığını anlayabilirsiniz. Çevre koşullarındaki, toplumsal koşullardaki değişiklikleri de görebilirsiniz. Örneğin Çinliler artık hükümeti eleştirmekten korkmuyorlar. İnternette istedikleri her şeyi söyleyebilecek kadar özgürler; cep telefonlarından mesajlar atarak hükümet hakkında şakalar yapabiliyorlar. Yine de medyanın üzerinde sansür denilebilecek bazı kısıtlamaların olduğunu düşünüyorum. Ama işin olumlu tarafına bakarsanız, büyük ilerlemeyi de görürsünüz.

Büyükannem 96 yaşında ve ayakları küçültülmüş
Önümüzdeki on yıllar içinde, Çin’in sanat ve kültüründe bir Rönesans dönemi yaşayacağına inanıyorum. Hamburger yiyip Amerikalı çocukların seyrettiği çizgi filmleri seyreden, ama aynı zamanda kendi kültürel köklerini bilen çocuklarımdan ilham alıyorum. Çocuklarımın kendi kültürel geçmişlerine saygı duymalarını istiyorum. Aynı zamanda geçmiş kuşaklardan da ilham alıyorum. Örneğin, büyükannem 96 yaşında ve küçültülmüş ayakları var, çünkü o gençken, genç kızların ayaklarını bağlamak hâlâ bir gelenekmiş. Evden çıkmasın diye kızların ayaklarını bağlarlarmış. Ama büyükannem ayaklarındaki bağları çözecek kadar cesurmuş. Şanghay şehrine gelmiş ve büyükbabamla birlikte küçük bir aile dükkanı açmış. Büyükannemin hayat hikayesi bana büyük gurur veriyor. Annemin hayat hikayesiyle de gurur duyuyorum; annem ailedeki ilk üniversite mezunuymuş. Büyük bir aile içinde yetişen bir genç kız için üniversiteye gitmek çok nadir yakalanan bir fırsatmış. Annemin bir mühendis olarak da harika bir kariyeri vardı. Kısacası, çevremdeki insanlardan ilham alıyorum.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları