Fehmi Koru: İlhan Bey evde mi?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Fehmi Koru: İlhan Bey evde mi?

Fehmi Koru, Taha Kıvanç adıyla 26 Ocak tarihinde yazdığı yazıda, İlhan Selçuk’un Ergenekon operasyonuna olağanüstü mesafeli durduğunu söylüyor; sorular soruyor.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:49 TSİ 21 Mart 2008 Cuma

İSTANBUL - Fehmi Koru’nun Taha Kıvanç takma adıyla Yeni Şafak gazetesindeki 26 Ocak tarihli yazısı “İlhan Bey evde mi” başlıklı. Yazı şöyle:
Haberin devamı

Mütarekeye rağmen aldığı önlemlerle ordunun ayakta durmasını sağladı” cümlesini gömmüşler tarihî fotoğrafın üzerine; ortada Mustafa Kemal Paşa koltukta oturuyor, arkasında kalpaklı üç Osmanlı paşası... ‘Belge’ fotokopi olduğu için yüzlerin sahiplerini çıkarmak imkânsız.

Üzerinde ‘Ergenekon: Analiz - Yeni Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi’ kaydı düşülmüş ‘İstanbul: 29 Ekim 1999’ tarihli belgeyi ilk elime aldığımda 2001 yılının nisan ayıydı. Her zamanki gibi 28 Şubat’çı yeni bir ‘irtica’ kampanyası ile baş etmeye çalışıyorduk. Böyle bir hava içerisinde ‘Ergenekon’ adının yüzüme baktığı bir belgeyle karşılaşmak beni dehşete düşürmüştü.

‘Ergenekon’ örgütünün varlığından kamuoyunu haberdar etme onuru bana ait değil. Onu Can Dündar ile Celal Kazdağlı yıllar önce ‘Ergenekon’ kitabıyla yapmışlardı. TV’de ‘Komplo Teorileri’ adıyla program yapan Erol Mütercimler anlatmış örgütün varlığını... Deniz Kuvvetleri’nden yüzbaşı rütbesiyle ayrılan Mütercimler, “Ben ilk kez 1980 yılında öğrenmiştim Ergenekon örgütünün varlığını…” diyordu. Ona da bu gerçeği Memduh Ünlütürk Paşa fısıldamış...

Memduh Ünlütürk 12 Mart döneminin Ziverbey Köşkü’nün mucidiydi. Askeri yönetimin gözaltına aldığı sol liderler Ziverbey Köşkü’ne götürülür, orada işkence eşliğinde sorguları yapılırdı. Cumhuriyet gazetesinin her şeyi olan İlhan Selçuk orada yaşadıklarını ‘Ziverbey Köşkü’ adlı eserinde anlatır; içiniz burkulmadan sayfalarını çeviremezsiniz kitabın...

İlhan Selçuk’a işkence yapan ekibin tepe noktası olan kişi bir astına ‘Ergenekon’ adlı yapılanmadan söz etmiş... Memduh Ünlütürk o bilgiyi Erol Müterciler’e fısıldamasaydı örgütün varlığından haberdar olsak bile adını bilemeyecektik.

Garip olan şu: Ziverbey Köşkü’nde işkence yapılan İlhan Selçuk, köşkün bağlı olduğu birimin yeniden yapılanmasıyla ilgili son ‘Ergenekon’ operasyonuna olağanüstü mesafeli duruyor. Durum, yıllarca Cumhuriyet gazetesini Ege’de temsil etmiş gazeteci Ümit Otan’ın da dikkatini çekmiş; ‘Dördüncü Kuvvet Medya’ sitesinde şunları yazıyor: “İlhan Selçuk, onca özgün ve özel haber arasından, ‘Hangi birini seçip de üstüne kalem oynatacaksın’ diye sormuş, ama Türkiye’yi sarsan büyük gözaltıyla ilgili olayı kalem oynatmaya değer bulmamış. / Belki de bam teli burada. (..) Orhan Pamuk’un Nobel almasına karnı guruldayanların, kalem oynatmaya değer bulmayanların, ‘Hepimiz Hrant’ız’ tümcesine kafayı takanların, CHP-MHP koalisyonu kurmaya sıvananların artık o ‘derin uykudan’ uyanmaları gerekiyor.”

Bu bir uyku hali olsaydı, sarsıntıya uyanır, titrer ve kendine gelirdi İlhan Selçuk da, ama olanın uyku ile bir ilişkisi yok.

Danıştay’ı basıp toplantı halindeki yargıçların üzerine şarjör boşaltan Alparslan Aslan’ı hatırlıyorsunuzdur elbette; kurduğu ‘biracılar çetesi’ ile gerçekleştirdiği ilk iş Cumhuriyet gazetesine bomba atmaktı onun. Bir kez değil, tam üç kez... Cumhuriyet manşetinden kendisine yönelik saldırıları defalarca kınadı. Hangi gazete kınamaz? Eylemcileri ‘dinci’ kesime mal ederek yaptı bunu Cumhuriyet...

Ümraniye’de çete irtibatlı bir eve yapılan baskında 28 adet el bombası bulundu ve Cumhuriyet’e atılan bombaların da aynı seriye ait olduğu çıktı ortaya. Evin sahibi hiç de ‘dinci’ birine benzemiyordu. Tam tersine ‘ulusalcı’ bir yapılanmanın stok amiriydi adam. Anlaşıldı ki, onun sağladığı el bombalarını Danıştay’daki yargıçlara kurşun boşaltacak avukat ile ‘biracılar çetesi’ atmış Cumhuriyet gazetesinin bahçesine...

Bir taşla kaç yaban ördeği vurabilirsin ki?

Danıştay baskınını ‘dinci eylemi’ olarak günlerce işlemişti Cumhuriyet gazetesi... Bahçesine atılan el bombaları yüzünden ‘dinci’ dediği çevreleri suçlamıştı Cumhuriyet gazetesi... Şimdi birden bire 180 derecelik bir dönüşle, “El bombaları ile Danıştay baskını aynı çetenin işi, onlar da ‘dinci’ değil” diye nasıl yazsın? Hele bugünlerde ortaya çıkan ‘tablo’, neredeyse bütün yayın hayatında, -hadi biraz daha insaflı davranayım ve İlhan Selçuk’un etkisini hissettirdiği uzun yıllar boyunca diyeyim- Cumhuriyet’in savunduklarının ‘yanlış’ olduğuna işaret etmiyor mu?

Muammer Aksoy Cumhuriyet yazarıydı. Öldürüldü (31 Ocak 1990). Bahriye Üçok Cumhuriyet’te yazardı. Öldürüldü (6 Ekim 1990). Uğur Mumcu Cumhuriyet’in yıldız yazarıydı. Öldürüldü (24 Ocak 1993). Ahmet Taner Kışlalı almıştı Cumhuriyet gazetesinde Uğur Mumcu suikastı üzerine bayrağı. Öldürüldü (21 Ekim 1999). Necip Hablemitoğlu’nun son araştırmaları da Cumhuriyet’te yayımlanmıştı. Öldürüldü (19 Aralık 2002).

İlhan Selçuk ve Cumhuriyet son operasyona mesafeli durmasın da ne yapsın?

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları