Taraf gazetesi kurucu genel yayın yönetmeni Ahmet Altan da, Başsavcının AK Partinin kapatılmasını istemesinden sonra köşesinde, bir iki hafta içinde korkunç şeyler olma ihtimalini yazmıştı.
Bizim hukukçuların hukukla da, bu ülkenin halkıyla da ilişkilerini kestiklerini artık herkes biliyor.
Yargıtay Başkanının mafyayla ilişkilerinin ortaya çıkmasından, Anayasa Mahkemesinin 367 kararından, Danıştay Başsavcısının darbeyi öven konuşmalarından, Yargıtay Başsavcısının iddianame diye ortaya koyduğu tuhaflıktan sonra kimsenin Türkiyede gerçek bir hukuk sisteminin varlığına inandığını sanmıyorum.
Ben buna inanana rastlamadım. Hukukçularımız bunun böyle olmadığını düşünüyorlarsa, kendilerine açık kimlikleriyle Anadoluda bir tur atmalarını tavsiye ederim.
Bakalım nasıl bir hüsnü kabul görecekler? Artık biliyoruz ki hukukçularımızın bu yaptıklarının hukukla alakası yok. Peki, neyle alakası var?
Bütün dünyanın gülünç diye nitelediği bu son iddianame hukukla alakalı değilse, neyle alakalı? Bu başsavcı, ülkeyi altüst eden hukuk dışı bir saçmalığa tek başına mı girişti? Ben doğrusu tek başına olmadığından kuşkulanıyorum. Devletin içinden birilerine danışarak bu işe giriştiyse hiç şaşmam.
Ama, bu insanlar tümden kör olamazlar. AKPnin kapatılması halinde, yapılacak ilk seçimde bu partinin yerine kurulacak partinin yüzde ellilerin çok üstünde bir oyla iktidara geleceğini onlar da görüyor olmalı. Herkesin gördüğünü onların görmediğini düşünmek yanlış olur. Onlar da bu gerçeğin farkındadır.
O zaman, tek amaçları AKPyi kapatmak olamaz. AKP kapandıktan sonra en aşağı beş yıllığına seçimleri erteletecek bir başka plan daha olması gerekiyor akıllarında.
Böyle bir planları olmadan AKPyi kapatmaya kalkmak gibi bir çılgınlığa kalkışmazlardı. İşte asıl endişe verici soru da bu: Seçimleri erteletmek için ne yapmayı planlıyorlar? Ve, bu planın ordu içinde bir uzantısı var mı?
Eğer, böyle bir planları varsa, bunun anlamı açık. Önümüzdeki bir iki hafta içinde korkunç bir olayla karşılaşacağız demektir. Seçimleri erteletecek kadar korkunç bir şey.
Bu, çok tedirgin edici bir ihtimal. Ama böylesi planın uygulanması için bu da yetmez. Türkiye, tek başına ayakta durma gücüne sahip değil. Mutlaka ekonomik ve siyasal bir dış desteğe ihtiyaç duyuyor.
Avrupa ve Amerika çok net bir biçimde böyle bir plana destek vermeyeceklerini açıkladılar. Bu hazırlıkları yapanlar bunu da daha önceden kestirmiş olmalılar.
O zaman ikinci soruyla karşılaşıyoruz. Böyle bir girişimi başarıya ulaştırabilmek için kimin kendilerine yandaşlık yapacağını düşünüyorlar?
Bu soru da, bir zamanlar emekli generallerin televizyon televizyon dolaşıp anlattıkları o eski planı ve onların önerdiği yandaşı akla getiriyor: Rusya Asker ve hukuk bürokrasisinin içinde, kendi gizli egemenliklerini sürdürebilmek için Türkiyenin kampını değiştirmeyi göze alacak kadar kendini kaybetmiş birileri var mı?
Asla yoktur diyemiyorum doğrusu. Eğer varsa O zaman da önümüzdeki günlerde çok ciddi bir güç çekişmesine şahit olacağız demektir. Türkiye devletinin kadroları, Batı tarafından desteklenen demokrasi yandaşları ve Rusyaya göz kırpan darbeciler olarak ikiye ayrıldıysa Karşılıklı hamleler yapılacaktır.
Darbeciler, Türkiyeyi yörüngesinden saptıracak kadar korkunç bir olay planlarken Demokrasi yanlıları da derhal Ergenekon çetesinin dışarıda kalanlarını tutuklayacaktır. Belki ikisi birden olacak. Önümüzdeki günlerde bir şeyler yaşayacağız. Ama ne olursa olsun, Türkiye bir daha geri dönülmez biçimde değişecek. Başsavcının iddianamesi, Kemalist devletin bitimini ilan ediyor bence. Bu darbeci güçlerin bir türlü uslu durmaması, sürekli sorun yaratmaya uğraşması, darbe planları hazırlaması; Türkiyeyi Batı müttefiki olarak tutmak isteyen devlet kadrolarını da, istikrarlı bir Türkiye isteyen gelişmiş dünyayı da bence bu sefer alarma geçirdi.
Devletin içindeki bu darbeci Kemalist güçlerle birlikte yaşanamayacağını, buna mutlaka hukuki bir çözüm bulunması gerektiğini sanırım herkes anladı. O hukuki çözüm de kısa vadede yürürlüğe girecektir. Darbeciler planlarına uygun olarak o korkunç şeyi yapsalar da, onu yapamadan yakalansalar da, Türkiye mutlaka demokrasi hamlelerine hız verip darbeci Kemalizmi devletten kazıyacaktır.
Başsavcı, AKPyi kapatayım derken Kemalizmi kapattı bence. Dünyayı ve Türkiyeyi yok saymanın bedelini devletin içindeki bütün güçlerini kaybederek ödeyecekler.
Bunu göreceksiniz. Şimdi yapılacak tek şey Onların aklındaki ikinci adımı atmalarını önlemek için derhal tedbir almak Ve, bir dönemin huzur içinde bitmesini sağlamaktır.
Sn. Altan"la aynı çizgiyi paylaştığımı
söyleyemem; ancak yazılarına değer
veririm. Yine de bu yazının fazla
komplo teorisi koktuğunu düşünüyorum.
Altan"ın entellektüel düzeyine
yakıştıramıyorum. Türkiye"de "devlet"in
bu denli derin, planlı programlı
düşünme kapasitesine sahip olmadığı
açık. Ortada bir plan olsa bile eminim
dışarıda yazılmıştır!
Osman Bey - İstanbul
22 Mart 2008, Cumartesi 14:45
Ahmet Altan, gerçekten çok cesur bir yazar. Bazıları
gibi karnından konuşmuyor. ABD karşıtı gibi yapıp da,
ABD"den maaş alanlar, amerikan emperyalizmine asker
yazılanlar gibi değil. Bence Türkiye"de Ahmet Altan,
Umur Talu ve Hasan Cemal gibi yazarlar çoğaldıkça,
herşey daha güzel olacaktır. Ucuz kahramanlıklara
değil, gerçekten cesur kalemlere ihtiyacımız var
çünkü!
ömer kaygusuz - Ankara
22 Mart 2008, Cumartesi 14:05
Şu yazıda kaydadeğer hiç bir şeye
rastlayamadım ne yazik ki. Çelişkiler
abidesi bir yazı. Darbeci Kemalizm ne
demektir biraz acsaniz? 600 yıllık
impatatorlugu ortadan kaldırıp
Cumhuriyeti kurabilen Atatürkçü
Düşünceyi Darbeci Kemalizm olarak
tanımladınız sanırım. Ben bunu
çıkardım bilemiyorum sizler ne
çıkardınız? Darbeci Kemalizm yoktur!!
Atatürkçü Düşünce vardır!! Sonu -izm
ve -ist ile biten kelimeler baskıyı
beraberinde getirir. Atatürkçü düşünce
bir baskı ve dayatma değildir.
Bunu "Darbeci Kemalizm" olarak
tanımlayamazsınız!!