Fransız’a Fransız kalmak
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat

Fransız’a Fransız kalmak

Fransızların Türklerden hoşlanmadığı bir başka genelleme. Dolu böyle düşünen olduğunu biliyoruz Fransa’da. Tersini düşünenlerin nüfusu azbuz değil öte yandan. Bugün, Türk’ün Türk’e yapmadığını yapan Fransızlardan bazılarına değinmek istiyorum.

Bleu Autour yayınevinin internet sitesinden...

 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:11 TSİ 21 Mart 2008 Cuma

PARİS - “Türkler konukseverdir” türü genellemelere bayılır, negatif genellemelerle karşılaştığımızda sert tepkiler verir, başkaları hakkında genelleme yapmaktan geri durmayız. “Sen Fransızları benden iyi tanırsın” demişti bir tanıdığım: “Bu adamlar gerçekten de ukalâ, burnu büyük, soğuk nevâle değil midirler?”.Ona, “hangi Fransızlar?” diye sordum, karşı hamlemi anlamakta güçlük çektiğini gördüm.
Haberin devamı

Her Fransız vatandaşı Fransız’dır da, bir Breton’u bir Marsilyalı’yla, bir Toulouse’luyu bir Cherbourg’luyla aynı kabın içine sokmak mümkün müdür? Ya yarım yüzyıldır Komünist Partisi üyeli olmakla övünen şu fırça saçlı emekçi kadınla, baştan beri Le Pen’de aradığını bulduğunu söyleyen domuz yanaklı emlâkçı beyi? Ezberinden, soluk almadan, bir saat yüksek sesle Lautréamont okuyan genç adamla Rimbaud’yu önündeki kâğıda Raimbot diye yazan cahil kızı?

Fransızların Türklerden hoşlanmadığı, Türkiye’nin AB’ye girmemesi gerektiğini savundukları bir başka genelleme. Dolu böyle düşünen olduğunu biliyoruz Fransa’da, bir bölümü de Kuzey Afrika kökenli din kardeşlerimiz. Tersini düşünenlerin nüfusu azbuz değil öte yandan; hele bir biçimde Türkiye’yi tanıyan, birkaç gün İstanbul’da ya da Antalya’da tatil yapıp dönmüş olanların arasından pek az muhalif çıktığı görülüyor.

Ama bugün, Türk’ün Türk’e yapmadığını yapan Fransızlardan bazılarına değinmek istiyorum. Birkaç yıl önceydi, bir televizyon programında yanyana getirmeyi aklımdan geçirmiştim: Tophane eski mezartaşları üzerinde çalışan Bacqué-Grammond, Bektaşî sırları üzerine kitabı yayımlanan Thierry Zarcone, Osmanlı kültürü çerçevesindeki araştırmalarından bildiğimiz Gilles Veinstein, Bilge Karasu çevirmeni Alain Mascarou, aynı masada, güzelim Türkçeleriyle nasıl da şaşırtacaktı genellemecileri!

Bir başka yakada, Türk Edebiyatı’nın Fransa’da hak ettiği yeri bulması için çırpınan Fransızlar çıkıyor karşımıza. Hamdi Tanpınar’ı, Tahsin Yücel’i,
Nedim Gürsel'in kitabının Fransızca baskısı

Nedim Gürsel’i, pek çok şairimizi Fransızca’da ağırlayan Timour Muhiddine’i “çeyrek Türk” statüsüne yerleştirdik diyelim (ki bu bile kolay değil aslında), Patrice Rötig’e ne buyurulur?

Bu Paris doğumlu, orta Fransa’da yayıncılığa girişmiş adamı hiçbir köken bağlantısıyla açıklayamayız. Bleu Autour yayınevi, giderek gelişen yayın yelpazesinin önemli bir dilimini bizim edebiyatımıza ayırmakta kararlı.
Sait Faik

“Fransa’da Türkler” başlıklı sosyolojik bir derlemeyi, “Ottomanes” başlıklı, Courtellemont’un yüzyılbaşı renklendirilmiş fotoğraflarından oluşan nefis albümünü çıkardıktan sonra Sait Faik’e yönelmiş Patrice Rötig: “Lüzumsuz Adam”ın ve “Alemdağ’da Bir Yılan”ın peşisıra “Semaver”i hazırlıyor şimdi de.

Sait Faik’ten bir seçme hikâyeler kitabı, yıllarca önce, UNESCO desteğiyle çıkmış ve sırra kadem basmıştı. Bugün Bleu Autour, üstelik hiçbir destek görmeden, daha kararlı biçimde yöneliyor ustaların ustasına.

Bu kadarla kalmıyor Rötig’in merakı:
Patrice Rötig

2008 sonbaharına, bir Orhan Veli şiirleri seçkisi planlıyor.
Bleu Autour yayınevinden, geçen yıllarda, bizi yakından ilgilendiren iki yaşamöyküsel kitap daha çıkmıştı, ayrıca: Nedim Gürsel’in çocukluk ve ilk gençlik dönemini kuşattığı metniyle, Rosie Pinhas-Delpuech’in “Bizans Süiti”.

Patrice Rötig, babasının bir geçici görevi nedeniyle çocukluğunda bir süre kalmış Türkiye’de. Oğlu ve yayınevindeki sağ kolu Simon Rötig işi ileri götürerek Türkçe öğrenmiş.

Tutku duyarak yapıyorlar işlerini.
Fransızlar mı derseniz, evet Fransızlar.
Onların Fransızlığına biz Fransız kalıyoruz yazık ki.

Enis Batur’un önceki yazıları

  • Glucksmann’giller ve Mayıs 68
  • Yeni Roman’ın ‘Papa’sı öldü
  • Gönülçelen Villepin
  • Kökü korunan kültür yaşar
  • Devlet ve sanat: Dikenli tel üstün(d)e
  • Simone ve gerisi
  • Almanya, Kara Yıllar
  • Tütün kültürünü anlamıyorlar
  • Türk aydınını Paris’e çeken
  • Fransız kültürü gerçekten öldü mü?

  •  

    Bu habere oy ver
    Düşük
    1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
    Yüksek
         •  En çok puan alan haberler

    Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

    Levent Aksoy  - Ankara
    24 Mart 2008, Pazartesi 09:07  
    Benim gorusum cogu avrupalinin Turklerden hoslanmadigi ve musluman bir toplum oldugumuz icin bize onyargi ile yaklasmalaridir.Ne yaparsak yapalim bu on yargiyi yok edemeyiz

    Mehmet Türk  - Adana
    24 Mart 2008, Pazartesi 08:33  
    Sözde Ermeni soykırımını en üst düzeyde destekleyen,hatta kabul edende Fransa ,Fransızlar.Kimse etmedi türke fransızın türke ettiği kadar.Tanrı Fransızı korusun.Sevgili yazarım bu fransız arkadaşlarına selam söyle devam etsinler çalışmaya.

    Doğan  - Bursa
    23 Mart 2008, Pazar 11:07  
    istisnalar kaideyi bozmaz

    Bütün Görüşleri Oku

    Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
    Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları