Bağımlılık hafif alkollü içeceklerle başlıyor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Kuş Gribi haberleri
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Beslenme

Bağımlılık hafif alkollü içeceklerle başlıyor

Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek, “alkolün hafifi, ağırı olmayacağını, hafif alkollü içeceklerle başlayan alışkanlığın alkolizmle sonuçlandığını” söyledi.


 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

AA
Güncelleme: 18:01 TSİ 01 Nisan 2008 Salı

ADANA - Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek, “kimi neşeden kimi kederden” misali, Türk toplumunda alkol tüketme alışkanlığı olanların önemli bölümünün, her fırsatta bu alışkanlıklarını tatmin etmek için bir bahane bulduğunu belirtti.
Haberin devamı

Alkol bağımlılarının neredeyse tamamına yakın bölümünün bu alışkanlığa “az alkollü” içeceklerle başladığının yapılan araştırmalarla ortaya çıktığını ifade eden Demirbek, “oysa, alkolün hafifi, ağırı olmaz. Az alkollü içeceklerle başlayan alışkanlık alkolizmle sonuçlanıyor” dedi.

Demirbek, alkol oranı düşük içeceklerle bu alışkanlığı edinen kişilerin ilerleyen dönemlerde tatmin olamayınca dozu artırdıklarına dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Tiryaki bir süre sonra alkollü hafif içeceklere ‘hamallık’ gözüyle bakıp, alkol oranı en yüksek içeceklere yöneliyor. Bu kişiler, ‘birkaç şişe yerine yarım duble yeter’ diye düşünüyor. Giderek vücuda yeterli gelmeyen alkolün dozunu artıran kişi, bağımlı olduğunu çok geç anlıyor.

En büyük yanılgı ise hafif alkollü içeceklerin vücuda fazla zarar vermeyeceği yönünde. Oysa, bira ve şampanya gibi gazlı ve köpüklü içkilerdeki alkol, mideden daha çabuk emilerek kana karışır. Bağımlıların bir başka yanılgısı ise istedikleri zaman alkolü bırakabileceklerine ve alkolik olmadıklarına inanmaları.”

Demirbek, kişisel ve sosyal etkenlerden kaynaklanan alkol bağımlılığında, genetik faktörler ve aileden çok arkadaş çevresinin önemli etken olduğuna dikkati çekerek, ailelerin, çocuklarının arkadaşlarını iyi seçmeye yönlendirmeleri gerektiğini bildirdi.

TEDAVİ
Demirbek, bir hafta ya da 10 gün süren ilaçlı tedavi ile alkolizmi yenmenin mümkün olduğunu ancak, buna öncelikle bağımlının karar vermesi gerektiğini belirterek, “Oysa yaşadığımız deneyimler, bu kişilerin ailelerin zoruyla tedaviye başvurdukları yönünde” dedi.

İsteği dışında, ailesinin ya da çevresinin ısrarıyla tedavi için hastaneye yatan hastaların başarı şansının olmadığını vurgulayan Demirbek, “bu tedavide kişinin alkolü beyninde bitirmesi çok önemli. Aksi takdirde, hastanede yatan hastaların bile, izinli olarak dışarı çıktıklarında alkol alıp geri döndüklerine tanık oluyoruz” diye konuştu.

Demirbek, bağımlıların yaşlarının da genelde 45-40 yaş arası sevgi yoksunluğu, ailevi huzursuzluk, yalnızlık ve kendini güvensiz hisseden bireylerde daha sık rastlandığını kaydetti.

Demirbek, Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine önceki yıl 146, geçen yıl ise 175 bağımlının tedavi için başvurduğunu sözlerine ekledi.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları