Dr. Abdullah Türkmani*
Kuzey Iraka yönelik Türk müdahalesini bugünkü okumamızın doğruya daha yakın olması için, bu müdahaleyi bölgenin yaşadığı hızlı değişimler çerçevesine koymamız uygun düşer. Zira 1987den bu yana önceki 24 Türk müdahalesinin aksine son müdahalenin, Türkiye, Irak ve bölgesel bağlamdaki yeni gelişmeler dizisi için önemli işaretler içerdiği açık. Son Türk müdahalesi sadece ABDnin alkış tutmasıyla değil, aynı zamanda Washingtonu müdahaleye gözlemci değil de ortak eden istihbarat ve lojistik destekle yapıldı.
Irak hükümeti ise Türkiyenin güvenlik ve istikrarını desteklediğini, PKKyı Türkiye ve sınır bölgeleri için tehdit oluşturan terörist bir örgüt olarak gördüğünü, bölgedeki güven ve istikrarın desteklenmesi için iki taraf arasında diyalogun kaçınılmazlığını teyit ettiğini açıkladı. Bu çerçevede Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabaninin Türkiye ziyareti, Kuzey Iraktaki Kürt yönetimine yönelik Türk tanıması ihtimali de dahil bütün bölgesel yansımalarıyla Türkiye-Irak ilişkilerinin geleceğiyle ilgili konularda taşları yerine koymaktadır.
Ayrıca Türk tutumunun, Irak, Lübnan ve Filistinden başlayarak Körfezin ve petrolün güvenliğine kadar tıkanmış bölgesel sahne içinde patlak veren birçok dosyayla iç içe geçmiş İran nükleer dosyası bağlamında bölgenin yaşadığı etkileşimler, tehlikeli ve fırtınalı dalgalanmalarla sağlam ilişkisi olduğu şüphesiz.
Ayrıca ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheneynin Mart sonundaki Ankara ziyaretinin, bölgedeki Amerikan stratejisinin bütünü içinde, Türkiyenin gelecekteki rolüyle ilgili birçok konunun netlik kazanmasına destek olacağı açık. Zira askeri operasyona yönelik ABD desteğinin, Iraktan çekilmeye ve Irakın kontrolünü sürdürmek için Türkiyedeki üsleri kullanmaya hazırlanan Amerikan siyaseti çerçevesinde geldiği görülüyor. Bu ise Türkiye ile Kuzey Irak Kürtleri arasında bir denge kurulmasını ve dolayısıyla iki ülke arasındaki sınırların tehdit sınırları yerine barış sınırlarına çevrilmesini gerekli görüyor. Bu gerçekleştiği takdirde Türkiye- ABD ilişkileri stratejik sıfatını teyit etmiş olacak.
Aslında Türk güçlerinin Kuzey Iraka müdahalesi, Türkiyenin, Irak içinde ve etrafındaki güçlerin yeniden dağıtımı ve 2003 yılından beri orada yer eden dengelerin değiştirilmesi girişimi içinde, Irakta -ABD ve İranın yanı sıra- esaslı aktör haline geldiği anlamına geliyor. ABD Savunma Bakanı Gatesin, müdahale süresinin kısaltılması, Kürt sorunu etrafında askeri olmayan adımlara başlanılması gerektiği yönündeki açıklamaları ve arkasından gelen sürpriz Türk çekilmesini, bu bağlamda anlamak mümkün.
Belki de Amerikan uyarısı Türkiyeden şu 3 talebi elde etmeyi hedefliyor:
İlki Afganistanda. Şöyle ki Türkiyenin oradaki güvenliği koruma operasyonlarına daha etkin şekilde katkıda bulunması gerekiyor.
İkincisi İncirlik ve diğer Türk askeri üslerinin yanı sıra limanların, gelecek dönemde Iraktan güçlerini çekme operasyonlarında kullanması için Amerikan ordusunun tasarrufuna verilmesi.
Üçüncüsü ise Türkiyenin Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Polonyadan sonra İran sınırları yakınında füze kalkanı projesi için üçüncü ülke olma noktasında onayının alınması. Şu süreçte İranın Balistik füzelerini kontrol edecek radar istasyonu konulacak. Plan daha sonra füzelerin Azerbaycan ve Kafkasyaya konulmasını kapsıyor. Ayrıca ABD başkan yardımcısı Cheneynin Türklere, İranın ABD için gerçek bir tehlike oluşturduğunu ve ABDnin karşı koymakta kararlı olduğunu ifade etmesi bekleniyor.
Peki Türkiyenin ABD müttefikine sunacağı destek nedir? Türk-Kürt sorunun özü, temel haklarından mahrum bir halkın varlığında saklıdır. Bu yüzden PKKnın varlığının güç yoluyla çözülmesi mümkün değildir. Zira Türk güçlerinin geçen 30 yıl boyunca kullandığı güç, örgütü bitirememiş, bölgenin güven ve istikrarını sağlamamıştır.
Özellikle Kürt siyasi ve kültürel çevreler Türkiye ile işbirliğinin Ortadoğudaki Kürt sorunun köklü çözümünün temel taşını oluşturabileceğine ikna olmuş durumda. Aynı bağlamda PKK Kürtleri de dahil Kürtler, Türk hükümetiyle barış, müzakere ve siyasi diyaloglar için tekrarlanan çağrılarda bulunma noktasında hemfikirler.
Umulur ki Türk yönetimi, Türk aydınlarının Türk hükümetinin Amerikalılar, Avrupalılar ve bütün dünyayla bir araya gelip Güneydoğudaki Demokratik Toplum Partisi milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla nasıl bir araya gelemediğini açıklamak mümkün değil yollu mesajından ilham alır.
*Birleşik Arap Emirliklerinde yayımlanan Ahbar El Arab gazetesi, 9 Mart 2008,
Arapçadan çeviri: Halil Çelik