Hollanda’da İslam karşıtlığı ve Wilders
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Genel

Hollanda’da İslam karşıtlığı ve Wilders

Geert Wilders, Hitler’in ‘Kavgam’ kitabıyla bir tuttuğu Kur’an’ı, ‘kadınlara ve eşcinsellere hoşgörüsüzlük, cinayet ve terör nedeni’ göstermiş bir isim. Son olarak çektirdiği İslam karşıtı film ile, İslam dünyasını yeniden karşısına alıyor.


 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 21:02 TSİ 12 Mart 2008 Çarşamba

AMSTERDAM - Cüretkar çıkışlarıyla sınır tanımaz bir politikacı… Hitler’in ‘Kavgam’ adlı kitabına benzettiği Kur’an’nın ‘kadınlara ve eşcinsellere hoşgörüsüzlük, cahillik, cinayet ve terör’ olarak gösteren parti lideri... Sarf ettiği sözler nedeniyle Irak, Afganistan, Pakistan ve Mısır başta olmak üzere çok sayıda İslam ülkesinden aldığı ölüm tehditlerinden yılmayacağını belirten bir siyasetçi…
Haberin devamı

Vahşi kapitalizmin ehlileştirilmiş modellerinin başında giden, esrar, marihuana, joint gibi maddeleri kullanımını serbest bırakan, ötenazi ile eşcinsel evlilikleri yasal hale getiren bir Avrupa Birliği ülkesi Hollanda’da, kendince konuşma özgürlüğünün sınırsız olduğunu savunan biri...

Düşünce ve fikir özgürlüğünü siyasi düşüncelerine göre yorumlamaktan hiç mi hiç çekinmeyen, yeri geldiğinde Başbakan Jan Peter Balkenede’ya ‘tescilli ödlek’ deyip Hollanda’yı İslam’a teslim ettiğini iddia eden bir parti lideri…

Adı: Geert Wilders
Doğum Yeri: Venlo (Hollanda)
Doğum Tarihi: 06. 09.1963
Eğitimi: Açık Öğretim Hukuk Fakültesi (Meclis’in internet sitesinde eğitim bilgileri yok. Diğer internet sitelerindeki biyografinde ise açık öğretim hukuk fakültesinden sertifikalı)
Medeni Hali: Evli. (İkinci eşi Macar)
Meslek Kariyeri: Çeşitli sigorta şirketlerinde yöneticilik. Utrecht Belediyesinde danışmanlık. Daha sonra politika.

1998 genel seçimlerinde Hür Liberal Parti VVD’den aday oldu ve seçildi. Genç yaşına rağmen seçilebilecek yerden aday gösterilmesi, hem parti içinde hem de siyasi arenada aktif görevler üstlenmesi, Meclis’te önemli komisyonlarda yer alması, bugünkü şöhretinin ilk basamakları oldu.

Gerek koalisyon hükümetlerinin kuruluşlarında, gerekse hükümet programlarında yer alan bazı maddelere karşı çıkıp ufak tefek rahatsızlıklar yaratsa da, bildiğinden şaşmayacağını her konuşmasında, her hareketinde belli etti.

Hür Liberal Parti’de sivri dilli olduğu kadar ısrarcı oluşu yönetimin dikkatinden kaçmayacak, arada bir de olsa yapılan uyarılarla, çizgiyi aşmaması istenecekti.

PİM FORTUYN OLAYI
Hollanda’da 15 Mayıs 2002’de genel seçimler yapılacaktı. Siyası partilerin seçim çalışmaları sırasında bir sürpriz isim daha öne çıktı. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, 150 kişilik parlamentoda en az 10 sandalyeye sahip olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. O isim; Pim Fortuyn’dı.

Fortuyn, aslında politikada yeni sayılmazdı. Kısa bir süre önce Yaşanabilir Hollanda Partisi’nin üyesiydi. 50 yaşındaki eşcinsel sosyoloji profesörü Fortuyn, partide aşırı sağcı çıkışları, yabancıları dışlayan konuşmaları, Türk ve Faslı Müslümanlar başta olmak üzere bütün İslam kökenli yabancıları kötülemesi, partisinde fırtınalar kopardı. Hollanda Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan ayrımcılığın kaldırılmasını istemesi, parti ile olan ilişkilerini kopma noktasına getirdi.

AB’nin genişlemesine kesinlikle karşı çıkması, Hollanda’nın Euro para birimine girmemesi gerektiğini ileri süren Fortuyn, sonunda partisinden atıldı. Fortuyn daha sonra kendi adını taşıyan partisi ‘Fortuyn Listesi’ni kurdu. Yaklaşan seçim arifesinde süratle çalışmalarına başladı. Seçim konuşmaları sırasında bir televizyon kanalından öbürüne geçmesi, yabancı radyolardan birini bırakıp yerli radyolara gitmesi sırasında beklenmeyen bir olay gerçekleşti.

Pim Fortuyn, medya’nın kalbi sayılan Hilversum kentindeki bir radyo evinde yapılan röportaj arasında, hava almak için dışarı çıktığında golf şapkalı bir kişinin silahlı saldırısı sonucu öldürülmüştü. Irkçı davranışları yüzünden Fortuyn’ı öldürdüğünü itiraf eden Hollandalı katilin adı Volker van der Graaf idi.

WILDERS’IN İSTİFASI
2000’li yıllarla birlikte partisinde ve parlamentoda sıra dışı politikacı unvanına kavuşan Wilders için çıkış noktası, bir başka deyişle ‘patlama” noktası, 2004’ün ikinci yarısında Hollanda’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı üstlenmesiyle başlayacaktı.

İşte o günlerde, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve kurmayları Türkiye’nin AB üyeliği için destek sağlamak ve görüş alışverişinde bulunmak için Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkelere bir dizi ziyaret başlattı. Gezinin ilk durağı Hollanda idi.

Ziyaretler Balkenende-Erdoğan görüşmesi ile başladı. Görüşme yaklaşık 3 saat sürdü. Daha sonra ortak basın toplantısı düzenleyen başbakanlar sırasıyla söz aldı. Görüşmelerin olumlu sonuçları üzerinde açıklamalarda bulunuldu. Balkenende konuşmasında, “Türkiye AB üyeliği için büyük yol aldı. Yasal düzenlemeler, İnsan hakları, sosyal güvenlik gibi konularda yapılan yasal çalışmaları takdirle karşılıyoruz. Artık müzakerelere başlamamak için bir neden yok” dedi.

Başbakan Erdoğan, ikili ilişkilerde her zaman Hollanda’nın desteği görüldüğünü, AB üyelik sürecinde de bunun bir kez daha anlaşıldığını belirtip, “Kimsenin kuşkusu olmasın. Türkiye, tam üyelik çalışmalarına aksatmadan yürütmektedir, yolumuza devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Bu görüşmeden birkaç gün sonra Başbakan Jan Peter Balkenende, hem AB dönem başkanı hem de hükümet başkanı olarak Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin AB üyeliğine destek veren görüşlerini sıralarken, Wilders’ın Başbakan’ın görüşlerine katılmadığını açıklaması ‘beklenmedik bir çıkış’ olarak değerlendirildi. Tepkisini Genel Kurul’u terk ederek gösteren Wilders, daha sonra zehir zemberek açıklamasında şunları söyleyecekti:

“Türkiye AB’ye yakışmaz. Başörtülü Müslümanları görmekten sıkılıyorum. Sol ve solculardan da nefret ediyorum.”

Türkiye’nin AB üyeliği için müzakerelerin vakit geçirmeden başlaması gerektiğini her fırsatta açıklayan Hollanda, “Wilders’ın sözleri dönem başkanlığını yürüten başbakanı ve hükümetini bağlamaz” şeklindeki açıklamalarla durumu kurtarmaya çalıştı. Wilders’ın sözleri ise iç ve dış basında büyük yankı buldu.

Başbakan Balkenende, Üçlü koalisyonu oluşturan 2. büyük ortak Hür Liberal parti VVD lideri Jozias Van Aartsen ve bazı bakanlarıyla bir araya gelip Wilders’ın sözlerinin yanlış anlaşıldığı konusunda ortak bir açıklama yapılmasını istedi.

Böylelikle, hem AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Hollanda’yı sıkıntıdan kurtarmak hem de Türkiye-Hollanda ilişkilerinde muhtemel bir krize meydan vermemek hesaplanmıştı. Wilders, söylediklerinin arkasında olduğunu belirtip şöyle devam edecekti:

“Bu konuda geri adım atmaktansa partimden istifa etmeyi daha doğru bulurum.”

Bu arada, Hollanda basınında yer alan haber ve yorumlarda, VVD Lideri Van Aartsen ve kurmaylarının Wilders’la birkaç toplantı yaptığı, “Ya sözlerini geri al, ya da partiden istifa et” dediklerini yazıyordu.

Baskıların yoğunlaşması üzerine parti liderinin kesin sözlerini değerlendiren Wilders, Eylül 2004’te partisinden istifa ettiğini ve bundan böyle bağımsız vekil olarak çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.

Hollanda’nın ciddi fikir gazetelerinde yer alan haber ve yorumlarda Wilders’ın kısa zamanda radikal sağ görüşlülerle büyük bir çıkış yapacağını yazacaktı.

Wilders boş durmuyordu. Hollanda’nın en ciddi gazetelerinden biri olan De Volkskarnt’ta makaleler yazıyor, ‘Wilders Grubu’ adıyla başlattığı oluşumun yakında çok ses getireceğini ve parlamentoda iddialı bir sayıyla yer alacaklarından dem vuruyordu.

THEO VAN GOGH CİNAYETİ
Dünyaca ünlü Hollandalı ressam Vincent van Gogh’un 3. kuşak akrabası olan 47 yaşındaki senaryo yazarı, oyuncu ve film yönetmeni Theo van Gogh, Wilders’ın eski partisi VVD’li Somali asıllı milletvekili Hirsi Ayan Ali ile birlikte, Hz. Muhammed’i ve Müslüman kadınları hedef alan ‘Teslimiyet - Submission’ adını verdiği bir film çekti.

12 dakikalık kısa metrajlı televizyon filmindeki görüntüler şöyleydi:

‘Filmde kısa kısa üç hikaye anlatılıyor. Birincisinde, yüzü peçeli ama çıplak vücuduna ince bir tül sarılı genç bir kadın. Yere serdiği seccadede namaz kılmaya başlıyor. Fatiha Süresi’ni baştan sona yüksek sesle Arapça okuyor. Daha sonra ellerini yukarı kaldırıp Allah’a dua ediyor. Kadın, Rahman adlı bir gençle karşılaşıp ona aşık oluyor. Daha sonra, henüz 16 yaşında genç bir kız iken babası tarafından Zeki adında biriyle gönlü olmadan zorla evlendiriliyor. Ardından ikinci hikaye başlıyor. Kocasına saygıda kusurlu olup itaat etmediği için her gün dayak yiyen, yüzü gözü yara bere içinde ve vücudunun büyük bir bölümünde Arapça ayetler yazılı bir kadın görünüyor. Üçüncü hikayede ise, her tarafı kapalı bir kadın görüntüsü geliyor ekrana. Kadın hayalinde başını açıp saçlarını havalandırdığı, plajda gezintiye çıktığı için büyük günah işlediğini sanıyor. Daha sonra evde yalnızken bir yakın akrabası tarafından tecavüze uğruyor.’

2004 yılı başlarında Hollanda’nın resmi televizyon kanallarından birinde gösterilen kısa metrajlı film, tüm İslam ülkelerinde büyük tepkilere neden oldu. Hem filmin yapımcısı hem de Hirsi Ali ölüm tehditleri almaya başladı.

Hirsi Ali’nin milletvekili olması nedeniyle tüm devlet seferber oldu. O zamanki adıyla BVD olan istihbarat örgütü tarafından bilinmeyen bir yerde barınmaları sağlandı. Aynı uyarı ve önlemler film yapımcısı Van Gogh için de geçerliydi. Ne var ki, Van Gogh, uyarıları ciddiye almayıp saklanmayı kabul etmedi.

İki yıl önce aşırı sağ görüşlü politikacı Pim Fortuyn’ın İslam’a yönelik çıkışları nedeniyle öldürülmesi Hollanda genelinde tekrar tartışılır duruma geldi. Benzer bir saldırı olacağı konusunda kuşkular giderek yükselmeye başladı.

2 Kasım 2004 sabahı korkulan oldu:

Theo van Gogh başkent Amsterdam’da sabah saatlerinde bisikletle işine giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. 26 yaşındaki Fas asıllı katil zanlısı Muhammed Bouari olay yerinden uzaklaşırken öldürdüğü Van Gogh’un göğsüne bıçakla bir de mektup sapladı. Mektupta “Allah büyüktür” yazılıydı. Daha sonra zanlı polisle girdiği çatışmada bir polisi ayağından vurarak yaraladı. Yakalanan zanlı yapılan sorgulamalardan sonra suçunu kabul etti ve cinayeti ‘İslam adına’ işlediğini söyledi.

LAURENT CHAMBON’UN ANALİZİ
Amsterdam Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Fransız Liberation Gazetesi Hollanda muhabiri Laurent Chambon diyor ki:

“… Popülist politikacı Pim Fortuyn’nın 2002 yılındaki tırmanışı nedeniyle dini hoşgörüsüzlük tartışmanın merkezine yerleşti. Eşcinselliği kışkırtıcı şekilde İslam’ı hor görme nedeni olarak meseleyi başka yere çekmek, özellikle fahişe olan çok Müslüman tanıdığını söyleyip kendini kişisel olarak onların fobisi olarak gördüğünü açıkladı.

2003 yılına gelindiğinde ise skandal yaratma sırası bir kadındaydı. Somali asıllı Ayaan Hirsi Ali, kendisine, göçmen kadınların özgürleşme sorunu üzerine siyasal alanda konuşma fırsatı verilmesi için İşçi Partisi’ni (PvdA), Liberal Parti VVD’nin listesine girmek üzere terk etti.

Hirsi Ali, özellikle kadınlar ile eşcinselleri ezdiğini ve eşlerini döven, Yahudi düşmanlığı yapan Müslümanların cezalandırılması gerekliliğinin devlete ait olmasını söyledi. Daha sonra yaptığı açıklamalarda ise Müslüman erkeklerin ev içindeki şiddetini peygamberin ‘sapık-zorba’ karakterini meşru kıldığını anlattı.

Aslında Hirsi Ali, İslam üzerinde çok eleştirel bir söylemin Liberal Parti tarafından tanınmasına neden oldu. Bu nedenle Hollanda’ya sığınmış bir kadın olarak neden bahsettiğini biliyordu. Hirsi Ali, hoşgörüye dayalı ulusal değerlere bağlı olan Hollanda halkını fikir olarak rahatsız eden değil, ilk etapta geçici Müslümanların yer aldığı, ancak içinde kökten dinci Hıristiyanların da bulunduğu dincilerin aşırılıklarına tahammül edemeyen hareketten ileri gelir.”

AYAAN HİRSİ ALİ
Ayaan Hirsi Ali, 1969 Somali doğumlu. Ailesiyle birlikte 7 yaşına kadar Somali’de yaşadı. Ülkesinde çıkan iç savaş nedeniyle ailesiyle birlikte Suudi Arabistan’a kaçtı. Hirsi Ali, daha sonra ailesiyle Etiyopya’ya geçti. Kısa bir süre sonra Kenya’dan sığınma talebinde bulundu. Hirsi Ali, orta öğrenimini Kenya’da tamamladı. Tüm masrafları Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği tarafından karşılandı. 1992’de önce Almanya’ya daha sonra da Hollanda’ya gelerek sığınma talebinde bulundu. Hirsi Ali’nın talebi kabul edildi. Çok kısa sürede çok iyi derecede Hollandaca öğrendi. Politikaya meraklı olduğunu ve politikacı olmak istediğini yakın çevresine her fırsatta anlattı. Sonuçta Hür Liberal Parti VVD üyesi oldu. Mayıs 2002 genel seçimlerde de milletvekili olmayı başardı.

Milletvekili seçildikten kısa bir süre sonra İslam hakkında olumsuz görüşlerini daha sık yaymaya başlayan Hirsi Ali, Müslüman olan ailesi tarafında zorunlu bir evlilik yaptığını açıkladı. İslamiyet’in kadınları sömürdüğünü her fırsatta dile getiren Hirsi Ali’nin yolları Kasım 2004’te suikast sonucu öldürülen film yapımcısı Theo Van Gogh’la kesişti.

Ortak görüşler sinemacı- politikacı fikirleri yürütülmeye başladı. Bir film projesi üzerinde çalıştığını yönetmen Van Gogh’a açan Hirsi Ali, İslamiyet üzerine düşündüğü senaryoyu anlattı. Uzun görüşmeler sonucu film konusunda anlaştılar ve film tamamlandı. Van Gogh’un suikast sonucu kurban edilmesine neden olan “Teslimiyet ” adlı filmin sahiplerinde biri Ayaan Hirsi Ali idi.

Yazdığı senaryo ve söylediği sözler nedeniyle Danimarka’da 2004 yılında ‘Özgürlük ödülüne’ layık görülen Hirsi Ali’nin aldığı tepkileri partisi de göğüsleyemez duruma geldi. Parti sıkıntı yaşamaya başlamıştı. İşte tam o günlerde 17 Mayıs 2006’da Hollanda’nın resmi televizyonu NOS 3 kanalında bomba gibi bir haber patladı.

Zambia adlı bir program şirketinin yaptığı araştırma sonucunda Ayaan Hirsi Ali’nin, sahte belge düzenleyerek Hollanda vatandaşlığına geçtiğini açıklandı. Şaşkına dönen VVD Partisi ve Hollanda kamuoyu kısa zaman içinde haberin doğru olduğunu anladı.

Dönemin Adalet Bakanı Piet Hein Donner, televizyonların ana haber bültenlerinde Hirsi Ali’nin ‘evrakta sahtecilik’ yaparak mülteci statüsünde Hollanda vatandaşlığı aldığını ve milletvekili olduğunu söyledi.

Hirsi Ali ertesi gün parti yönetimiyle yaptığı toplantı sonucu milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı. Birkaç ay saklandıktan sonra ABD’ye sığınan Hirsi Ali’nin Fransa’ya geçtiği söyleniyor.

WILDERS’IN ‘FİTNE’Sİ
Zaman zaman saklansa da, can güvenliği konusunda çok ciddi tehditler alsa da, fikirlerinden ödün vermeyen politikacı Wilders’ın Mayıs 2006’da yapılan milletvekili genel seçimlerinden 9 milletvekili çıkarması, kamu oyunda ‘sağ radikal oyların patlaması’ olarak değerlendirildi.

Her ağzını açtığında, her televizyon konuşmasında tek malzemesi neredeyse yabancılar ve İslam olan Wilders’ın beklenmeyen yükselişi, diğer siyasi partilerde de rahatsızlık yarattığı her fırsatta, üstü kapalı da olsa, gündeme getirildi.

Ekim 2007’de yaptığı bir konuşmada, “Kuran’ı okudum. Kitapta yer alan bazı bölümlerin yırtılıp atılması gerekir. Hz. Muhammed hayatta olsaydı ve Hollanda’da yaşasaydı kovardım” demesi tüm İslam ülkelerinde fırtınalar kopardı.

İran, Irak, Afganistan, Pakistan ve Mısır gibi ülkelerde protesto gösterileri başladı. Binlerce kişilik gruplar halinde yapılan gösterilerde, ‘Wilders’a ölüm’ sloganları atıldı. Hz. Muhammed karikatürleri yüzünden Danimarka’nın Wilders’ın sarf ettiği sözler yüzünden de Hollanda bayrakları yakıldı.

Bunun üzerine kısa bir süre sessiz kalan Wilders, 2007 sonuna doğru ana teması İslam olan bir film çekme hazırlığında olduğunu açıkladı. Kimine göre 10, kimine göre 15 dakikalık, içeriği tam olarak belli olmayan filme ‘Fitne’ adını koyduğunu belirten Wilders’a ilk tepki Hollanda’da yaşayan Müslüman toplum kuruluşlarından geldi.

Sendikalar, öğrenci ve işci örgütleri, yazar, sinema sanatçıları Amsterdam, Rotterdam, Lahey ve Utrecht gibi büyük kentlerde toplu yürüyüşler yaparak olayı kınadılar. Yayınladıkları bildirilerde, “Ne ülkemizde ne de başka ülkede kaos istemiyoruz” diyen göstericiler basın kuruluşlarından da destek beklediklerini açıkladılar.

İslam konulu aşırı söylemler ve İslam’a yönelik film yüzünden başı dertten kurtulmayan Hollanda’nın Wilders’ın ‘Fitne’ si yüzünden çok ciddi krizler yaşanacağı yönünde bilgiler yoğunlaşmaya başladı.

Film yayınlanmadan içeriği konusunda kimseye bilgi vermeyeceğini açıklayan Wilders, Şubat 2008’de özel bir televizyon kanalıyla anlaştığını açıkladı.

TEPKİLER VE GERGİN BEKLEYİŞ
Filmin yayınlanacağına dair çıkan haberlere ilk tepki Avrupa Arap Birliği AEL’den geldi. AEL, Hollanda hükümetinin film konusunda dikkatli olmasını ve yayından kaldırılmasını istedi. AEL, olayın hoşgörü denilerek geçiştirilmemesi gerektiğini ileri sürdü.

Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende, kurmaylarıyla bir toplantı yaparak gelen uyarıları değerlendirdi. Başbakan Balkenede, Dışişleri Bakanı Maxime Verhagen ile Adalet Bakanı Hirsch Ballin’e “Wilders’la görüşün olay tırmanmadan film projesinden vazgeçirin” dediği öğrenildi.

Yaklaşık 3 saat süren toplantıdan varılan sonuç beklendiği gibi çıkmadı. Wilders, hükümeti ve başbakanı ‘korkak’ olmakla suçladı.

Hollanda istihbarat teşkilatı, filmin yayınlanması halinde ülke içinden ve dışından gelecek muhtemel tepkileri içeren 30 sayfalık raporunu hükümete sundu. Raporda, hem hükümetin hem de Hollanda’nın muhtemel tepkilere göğüs germekte çok zorlanacağı yazılıydı.

Wilders’ın bir hafta sonra “Filmi yayınlayacağım, kimse şüphe etmesin” seklindeki açıklamaları, İslam ülkelerinde ve Hollanda’da yeni bir gerilime neden oldu. Bunun üzerine El Kaide örgütü, Wilders hakkında fetva çıkarıp ‘ölüm cezası’ verdiğini açıkladı.

Bunu üzerine Başbakan düzenlediği basın toplantısında çok sert bir açıklamayla Wilders’a yüklendi. “Ülkenin geleceğini tehlikeye atmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Kim olursa olsun herkes haddini bilmeli” şeklindeki açıklamalara cevap gecikmedi.

Wilders başbakanın bu sözleri üzerine, “Hükümet İslam’a teslim oldu” dedi.

Wilders’ı film projesinden vazgeçiremeyeceğine iyiden iyiye inanmaya başlayan Hollanda hükümeti gerginlik üstüne gerginlik yaşıyor. 2-3 Mart 2008’de, Afganistan’da yaklaşık bin kişilik bir grup, Cuma namazı çıkışında ellerinde ‘Wilders’a ölüm’ pankartlarıyla yürüyüşler yaptığı haberi yalnız hükümete değil Hollanda halkını da büyük ölçüde rahatsız etti.

NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer devreye girdi. Hollanda’nın Buitenhof adlı televizyon programına konuşan Scheffer, “Filmin yayınlanması halinde Afganistan’da görev yapan 1500 askerimizin ve Hollanda dışında yaşayan başka vatandaşlarımızın can güvenliğini ciddi anlamda tehlikeye atarız” dedi. Scheffer’ın sözlerine de kulak tıkayan Wilders, kararından vazgeçmeyeceğini bir kez daha yineledi.

Hollanda’daki tüm özel ve tüzel televizyon kanalları ile görüşerek filmini yayınlatmak isteyen Wilders hiçbir kanal yönetiminden ‘olur’ alamadı. Kanalların, ‘önce filmi görmelim sonra karar verelim’ şeklindeki tekliflerini kabul etmeyen Wilders, 6 Mart 2008 gecesi yaptığı açıklamada ‘Fitne’ adını koyduğu filmin 28 Mart 2008’de Parlamento Basın Merkezinde yayınlanacağını duyurdu.

Şimdi herkes 28 Mart’ı bekliyor.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Timur Rencüzoğulları  - Hatay
12 Mart 2008, Çarşamba 12:09  
sosyalist, antimilitarist

ahmt tkblk  - İstanbul
12 Mart 2008, Çarşamba 12:05  
Herzamanki provakatif hareketler... Tepki gösterilmesi gerekir ancak onların arzuladığı şekilde değil...

Kivilcim Pinar  - Yurt Dışı
11 Mart 2008, Salı 16:52  
Bu arada Wilders ile ilgili yazdiklariniza bir ek de yapayim. Kendisi ergenlik caglarinda yaz aylarinda Israil"e gitmistir. Israil"e yaptigi gezilerin ileriki yillarda politik dusuncelerinin sekillenmesinde rolu buyuktur. Ornek vermek gerekirse, gecen yaz Israil"in Lubnan"a saldirmasi ve parcalanmis/oldurulmus bebek goruntuleri karsisinda Wilders sonuna kadar Israil"i savunmus ve parlamento"dan Israil"in olcusuz siddetini kinayan bir bildirinin bile cikmamasi icin de elinden geleni yapmistir. Israil Buyukelciliginin de surekli mudavimlerindendir. Bunu kendisi de kabul etmekte..

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları