OKUMALARIM GÖREV OKUMASINA DÖNÜŞTÜ
Yaşar Kemalin, Genç bir yazarı izlemeyen ölü bir yazardır sözünü hatırlatarak sormak istiyorum. Siz genç yazarları izliyor musunuz?
Evet, Yaşar Kemal benim öykülerimi göklere çıkarırdı. Mehmet Fuatın yönettiği Yeni Dergide tanışmıştık. Ben o zaman Galatasaray Lisesinde yatılı öğrenciyken öykülerim yayımlanıyordu. Tabii çok sevinmiştim o söze. Ama sanıyorum belli bir yaşa gelen çoğu yazar, gençleri pek izleyemiyor. Ben elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum ama bunda çok başarılı olduğumu söyleyemem. Çünkü tahmin edebileceğiniz gibi kendi kitaplarım için başka okumalar yapmak zorunda kalıyorum. Bu Boğazkesen için de böyleydi. Hem Osmanlı, hem Bizanzs kaynaklarını araştırmak sorunda kaldım, bir sürü tarih kitabı okudum. Resimli Dünyayı yazdığımda, Rönesans resmiyle ilgili, Osmanlının batı resmindeki tasviriyle ilgili birçok kitap okudum. Keza Allahın Kızlarını yazarken de pek çok okumalar yaptım. Bu okumalar beni başka okumalardan, keyifli okumalardan ne yazık ki uzaklaştırdı. Artık okumalarım görev okumasına dönüştü, zevk okuması çok geri planda kaldı, ama tabii ki daha çok şiir alanında ve öykü alanında yeni yazarları da izliyorum.
HERKES TUNA KİREMİTÇİYİ YAZIN DIŞI SAYIYOR
İsim sormak adettendir...
Sema Kaygusuzun öykülerini okumuş, beğenmiştim. Ne yazık ki son romanını okumadım; epeydir bekliyor... Roman Fransızcaya çevrilecek, biraz o yüzden de okumam gerektiğini düşünüyorum. Herkes popüler buluyor ama ben onda da bir tat buldum. Tuna Kiremitçinin ilk romanı bence iyi bir çıkıştı. Ama herkes Tuna Kiremitçiyi yazın dışı sayıyor her nedense. Böyle bir tartışma var. Daha çok kendi kuşağımın yazarlarını okuyorum. Örneğin Enis Baturu çok yakından izlerim, özellikle gezi yazılarını. Çünkü ikimiz de edebiyatçı olarak gezi yazıları yazıyoruz. Şu anda aklıma bunlar geldi...
 |
| Nedim Gürsel, son romanı Allah'ın Kızları henüz yayınlanmadan yeni kitabı Hatırla Barbara'yı yazmaya başlamış. |
BOĞAZKESEN 2009DA AMERİKADA YAYINLANACAK
Daha önce yapılan bir söyleşide, Tek tük öykülerimi saymazsanız hiçbir kitabım İngilizceye çevrilmedi diyorsunuz.
Güzel bir haber vereyim size. Boğazkesen şu anda İngilizceye çevriliyor. 2009 yılında Amerikada yayınlanacak. Böylece ben de İngilizcede bir kitabı olan yazarlar arasına katılmış olacağım.
İNGİLİZCE YAYINLANAN 100 KİTAPTAN YALNIZCA 3Ü ÇEVİRİ
Kitapları 12 dile çevrilen bir yazarın İngilizce konusundaki gecikmişliğini neye bağlıyorsunuz?
Anglosakson dünya çok kapalı. Çok az sayıda yazar çevriliyor İngilizceye. İngilizceye çevrilen Türk yazarlar da çok çok az. Orhan Pamuk dışında belki de yok. Tek tük çeviriler var ama, bir ara Nazım Hikmet basılmış. Tabii ki Yaşar Kemal de çevrildi. Ama artık onlar da gündemde değil. İngilizce yayınlanan 100 kitaptan yalnızca üçü çeviri. Bu yüzde üçün arasına Gabriel Marquezi de katabilirsiniz; Necip Mahfuzu da... Böyle kapalı bir dünya; girmesi zor. Benim birçok öyküm İngilizceye çevrildi, antolojilerde yer aldı. Ama kitabınızın olması gerekiyor, bir ülkede bir parça tanınmanız için. Fransa başta olmak üzere kitaplarım birçok dile çevrildi. Fransızcada beş kitabım var, İtalyancada dört kitabım var, İspanyolcada üç kitabım var. Daha az yaygınlığı olan dillere de çevrildi. Danimarkacadan Bulgarcaya kadar. Nedense İngilizcenin üzerimde bir baskısı vardı. Şeytanın bacağını kırmış olduk.
HABERİM OLMADAN PEK ÇOK KİTABIM ARAPÇAYA ÇEVRİLMİŞ
Korsan olarak Arapçaya çevrilen kitaplarınız olmuş. Allahın Kızları, resmi olarak çevrilebilir mi, böyle bir beklentiniz var mı?
Haberim olmadan pek çok kitabım Arapçaya çevrilmiş. Uzun Sürmüş Bir Yaz, Son Tramvay, Boğazkesen, İlk Kadın adlı kitaplarım Arap ülkelerinde yayınlanmış. Ben bütün bunları ya Ortadoğu seyahatlerimde kitapçılardan alıyorum veya Pariste Arapça kitaplar satan kitabevine ısmarlıyorum. Çünkü Arap ülkeleri Cenevre Konvansiyonunu imzalamamışlar, dolayısıyla bir hak iddia edemiyorsunuz. Bu dört kitaptan bir kuruş alabilmiş değiliz. Ama olsun ben yine seviniyorum, demek ki Araplar beni seviyor. Bu sevgi karşılıklı. Ben de onlardan nefret etmiyorum. Bir kere şiir anlamında önemli bir coğrafya, Adonis diye -umarım yakın bir gelecekte Nobeli alacak- bir şairleri var. Tabii ki Necip Mahfuz ve onun yetiştirdiği isimler var.
HATIRLA BARBARA
Son olarak yeni bir kitap hazırlığınız olup olmadığını soralım.
Benim çalışma dönemlerim çok yoğun oluyor. Düzenli yazan bir yazar değilim. Ama bir çalışmaya girdiğim zaman o kitabın dünyası beni alıp götürdüğü zaman çok yoğun yaşıyorum. Bu romanı bitirdikten sonra biraz dinlenmek istiyordum, başka şeyler düşünmek istiyordum, fakat yeni bir kitaba başladım. Hatırla Barbara isimli Fransa üzerine bir kitap yazıyorum. Uzun yıllardır orada yaşıyorum. Fransada çok seyahatler yaptım, onlardan yola çıkarak biraz anılarımı, biraz Fransa izlenimlerimi içeren bir gezi kitabı olacak. Çoğunu yazdım, dörtte üçü bitti.