Yağ yemeden nasıl yağlanıyoruz?
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Kuş Gribi haberleri
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Beslenme

Yağ yemeden nasıl yağlanıyoruz?

‘Ağzıma yağ sürmediğim halde neden yağlanıyorum?’ Diyet sürecindeki bir çok insan diyetisyenine kafa kurcalayan bu soruyu soruyor. Sorunun cevabı ise yemeklerle alınan yağların, vücutta depo edilen yağlardan farklı olmasında yatıyor.


 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 22:18 TSİ 07 Mayıs 2008 Çarşamba

İSTANBUL - Yediğimiz yağların bize anında karın ya da kalça olarak dönmediğini söyleyen Diyetisyen Berrin Yiğit, “Belki de bu zamana kadar yağlar boş yere haksızlığa uğratıldı” diyor. Yiğit’e göre ‘aşk simidi’, ‘airbag’, ‘balkon’, ‘Türk kası’ gibi lakaplarla anılan istenmeyen yağların suçlusu; besin değeri düşük, kalorisi yüksek yiyecekler. Metabolize edilmeden ve enerji olarak kullanılmadan depolara yollanan bu yağlandırıcı besinlerin başında ise basit şekerler, bunları içeren hazır ürünler, meşrubatlar ve rafine edilmiş tahıllar yani beyaz ekmek, pirinç, makarna, hamur işleri geliyor.
Haberin devamı

“Pek çok danışanım tartım sırasında eğer o hafta yağ kaybetmediyse hemen, ‘Nasıl olur bu hafta ağzıma yağlı hiç bir şey sürmedim’ açıklamasını yapıyor” diyen Berrin Yiğit, yağlanmanın tek başına yağdan kaynaklanmadığını gösteren araştırmalardan örnekler veriyor:

“Yağ ve kolesterol alımı üzerine değişen trendlere bakacak olursak obezitenin artış gösterdiği toplumlarda buna paralel olarak yağ ve kolesterol alımlarında da artış bekleriz. Halbuki yapılan çalışmalar; ortalama 100 sene içerisinde yağlı yiyecek tüketme oranının yüzde 85’lerden yüzde 65’lere düştüğünü, beslenme ile alınan kolesterolün ise neredeyse aynı kaldığını gösteriyor. Yağ tüketim eğilimlerinde gözlenen en ciddi artış ise katı yağlara alternatif olarak sunulan ve sağlıklı seçimler diye gösterilen margarinlerde gözleniyor. Neredeyse 4 katına çıkan margarin kullanım eğilimleri dikkat çekiyor.”

GAZLI İÇECEKLER YAĞLANDIRIYOR
“Yağlandırıcı besinlerden gazlı içeceklere örnek verecek bir çalışma ise 1977-1997 yılları arasında yapılmış. Çalışma, meşrubat ve gazlı içecek tüketiminin Amerika’daki yetişkinlerde yüzde 60 arttığını, çocuklarda ise ikiye katlandığını gösteriyor. Bu artışla birlikte obezite görülme sıklığının da ikiye katlanması ise bilim adamları için önemli bir kriter oluşturuyor. Şu anda Amerikan diyetinde alınan her 5 kalorinin 1 kalorisini besleyiciliği düşük, kalori yoğunluğu yüksek olan bu tür içecekler oluşturuyor.”

EN BÜYÜK SUÇLU: ŞEKER
İştahı artıran muzur besinler kategorisinde yer alan basit şekerlerin ise obezitenin yaygınlaşmasında en büyük suçlulardan biri olduğunu belirten Yiğit, yiyeceklere eklenen basit şeker ve türevleri incelendiğinde kişi başına düşen rafine tahıl ürünlerinin tüketiminde yüzde 55, sadece basit şeker alımında ise yüzde 60 yükseliş görüldüğünü kaydediyor:

“Gümrük Dünyası Dergisi’nde yer alan bir makaleye göre ülkemizde şeker sektörünün 2004-2005 dönemi itibariyle ekonomik büyüklüğü 4 milyar YTL (3 milyar dolar), yıllık tüketimiz yaklaşık 2,5 milyon ton. Dünyada kişi başına sakaroz kökenli şeker tüketimi beyaz şeker cinsinden yılda 19 kg civarında. Bu örneklere bakarak vücuda faydadan çok zarar getirebilen bu besin için harcanan paraların ve yılda sadece şekerden alınan 76000 kalorinin muhasebesini iyi yapmak gerektiğini düşünüyorum.”

DİYET VE DİYABETİK ÜRÜNLER KARIŞTIRILIYOR
En bariz diyet hatalarından birinin diyet ve diyabetik ürünlerin karıştırılması olduğunu söyleyen Yiğit, “Unutulmamalıdır ki şeker oranı azaltılmış diyabetik ürünler yüksek yağ ve kalori içerikleri nedeniyle zayıflama diyetleri için uygun olmayabilir. Etiket okuma ve doğru değerlendirme alışkanlıklarını geliştirmek bu noktada önem taşıyor” diyor.

BOL RENKLİ, YÜKSEK KALORİLİ BESİNLER
Besinlerin içindeki doğal yağlardan çok, yapay tatlardan, basit şeker ve rafine ürünlerden alınan yüklü kalorilerden korkulması gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Mümkün olduğunca besinleri doğal formlarında tüketmeye, sentetik üretim şartlarında yetişmiş gıdalardan, besin sanayinin bol renkli yüksek kalorili ürünlerinden ise uzak durmaya dikkat etmeliyiz” önerisinde bulunuyor.


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

fatos  - Antalya
10 Mart 2008, Pazartesi 14:41  
arkadasa aynen katılıyorum:)))

MEHTAP  - Zonguldak
04 Mart 2008, Salı 02:42  
ZATEN AZ YİYİP AZ KONUŞUP AZ UYUMAYI BECEREBİLİRSEK HİÇBİR SORUNUMUZ KALMICAKTA...AH BİZ BAYANLAR

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları