Üniversitelerarası Kurul, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcanı Türk üniversitelerini temsil edemez durumda olduğu için istifaya davet etti. ÜAK, YÖK Başkanı çağrıya uymazsa Cumhurbaşkanının görevden almasını istedi.
ANKARA - YÖK Başkanı’nın uyarılarına karşı Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) bugün, türban konusunu görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın başkanlığında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yapılan toplantıda oybirliğiyle alınan bir bildiri yayınlanması kararı aldı. Bildiride YÖK Başkanı istifaya çağırıldı, aksi halde Cumhurbaşkanının görevden alması istendi. YÖK Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunulacağı yönündeki ifade ise, son anda bildiriden çıkarıldı. Üniversitelerarası Kurul Başkanı Akaydın, Doğu Anadoludaki rektörlerden birinin siyasi baskılar nedeniyle toplantıya katılamadığını da söyledi, ancak isim açıklamadı.
YÖK Başkanının basın ve kamuoyu önünde rektörlere yönelik sık sık soruşturmadan, sicil amirliğinden söz ederek onlara baskı yapmaya çalıştığı belirtilen bildiri şöyle:
Başkan olduğundan bu yana başta Yükseköğretim Kurulu olmak üzere tüm yüksek öğretim kurumlarında uyumlu ve verimli bir çalışma ortamı yaratmak yerine, yeni sorunlar yaratması, göreve geldiği günlerde ifade ettiği özgürlük ortamının tam tersine merkeziyetçi ve otoriter bir durumun ortaya çıkmasına sebep olması ve cumhuriyetin temel nitelikleri kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlanmasına gerekçe gösterilemez gibi sözlerle kişi hak ve özgürlüklerine sanki cumhuriyetin temel nitelikleri engelmiş gibi asla kabul edilemeyecek ifadeler kullanması nedenleriyle Türk üniversitelerini temsil edemez konuma geldiği için istifaya davet ediyoruz. Sayın Yükseköğretim Kurulu Başkanı bu davete uymadığı takdirde Sayın Cumhurbaşkanımızdan üniversitelerimizin içine düşürüldüğü kaosun daha da büyümemesi ve Yükseköğretim Kurulunda hukukun üstünlüğünün geçerli kılınması için kendisini görevden almasını arz ederiz.
28 ŞUBAT VE ANTİ-BALANS YORUMU Akaydın toplantının açılışında yaptığı konuşmada, rektörleri önce Türkiye Cumhuriyetinin sınır ötesi harekatında kaybedilen değerli vatan evlatları için 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. Akaydın, saygı duruşunun ardından yaptığı konuşmada, Anayasa hukukçuları ve idari hukukçular gibi YÖK de ikiye ayrıldı. Ama üniversitelerimiz çok şükür ki, büyük bir çoğunlukla 1 Şubatta nasıl yorum yapıyorsa 28 Şubatta, yani bugün de aynı şekilde yorum yapıyor dedi. ÜAK toplantısından ayrıntılı haber Rektörlerin siyasi baskı altında olduğunu belirten Prof. Akaydın, Tabii ki bu ortamı yaratan kurumun başı da ne yazık ki üniversitelerimizin başı olup, rektörlerimizin sicil amiri bir kişi olup, bu arkadaşlarımızın yaşadığı gerginliği, ikilemi, diğer bir deyimle anti-balansı daha da fazla artırdı. Üstelik zaman zaman halkımızla karşı karşıya kalmak zorunda kaldık diye devam etti.
TERÖR ÖRGÜTÜ RENGİNDE KİSVE BASKISI Akaydın, Anayasa değişikliği ve YÖK Başkanının tavrı sonucu, Güneydoğuda üniversitelere terör örgütü renklerin kisve ile girildiğini, bu yönde örgüt baskısı olduğunu da söyledi. Akaydın, Bu tür kisvelere de engel olmak mümkün değil dedi.
Bir gazetecinin Fular veya kaşkol ile giremezler mi? sorusuna da Akaydın, Ben böyle yorumlara hiç girmek istemiyorum. Siz de pekala biliyorsunuz ki rektörler renklerin ve kaşkolların peşinde değil. Ne demek istediğimiz son derece net ve sarih karşılığını verdi.
ONLAR DA CUMHURİYETİN SAVCILARI Akaydın, bu sırada açıklama yaparak Rektörler suç işliyor, savcıları göreve çağırıyoruz diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırata da şöyle yanıt verdi: Eğer öyleyse bunu göğüslemeye hazırız. Biz de zaten savcıları başka bir anlamda göreve çağırdık. Konu savcıların takdiridir. Biz Cumhuriyetin temel ülküsünü, felsefesini yaşatmaya, son derece kararlı bir sorumluluğu taşıyan, onurla dimdik ayakta duran rektörleriz ve üniversiteleriz. Herkes de şunu biliyor ki Cumhuriyetin savcıları da, adı üstünde Cumhuriyetin savcıları. Yani onlarla ortak bir ülkümüz var. Biz Cumhuriyetin rektörleriyiz. O da Cumhuriyetin savcılarını davet etmiş. Bu da ne kadar kaotik bir durum olduğunun göstergesi. Onlar da bizim kadar Cumhuriyeti korumakla yükümlüler.
YÖK BAŞKANI GÖREVDEN ALINMAZSA... Bir gazetecinin YÖK Başkanını istifaya çağırdınız ve istifa etmezse görevden alınmasını istediniz. Eğer bunlar gerçekleşmezse ne yapacaksınız? sorusunu Akaydın şöyle yanıtladı:
Yerimizde kaldığımız, görevimize devam etme ortamı bizim elimizden alınmadığı sürece, ne dediğim çok açık, Cumhuriyetin ilkelerini korumaya ve eğitim öğretim kalitemizi üst düzeyde yürütmeye, araştırma potansiyelimizden taviz vermemeye kararlıyız. Bugün değinmediğimiz çok başka ciddi sorunlarımız da var ama en ciddi sorun olduğu için buna vurgu yaptık. Kadrosal kısıtlamalardan hepiniz haberdarsınız.
EK 17. MADDE DEĞİŞİRSE NE OLACAK? Ek 17. maddede değişiklik gerçekleşirse tavrınız ne olacak? sorusu üzerine Akaydın, Onu o zaman değerlendiririz. O konuda bir yorum yapmak istemiyorum. Zaten bu anayasa değişikliğini ortak geçiren iki siyasi partinin bile kendileri bu konuda çatışmaya düşmüş durumdalar. Bana bu konuda yorum yapmak düşmez diye konuştu.
PROF. CELAL ŞENGÖR YENİDEN ADAY GÖSTERİLDİ Akaydın bir soru üzerine de, Üniversitelerarası Kurulun YÖK üyeliği için aday gösterdiği Celal Şengörün YÖK tarafından geri çevrilmesi konusundaki gelişmeyi de anlattı. Akaydın, Yeni bir isim sunacak mısınız? sorusuna şu karşılığı verdi:
Sunduk bile. Yeniden seçim yapmamızı gerektiren bir durum yok. Bu davranış bile bugüne kadar Yükseköğretim Kurulu geleneklerine, teamüllere aykırı bir dayatma ve bir baskıdır. Son derece uygar, seviyeli, gizli oy, açık tasnifle yapılan bir seçimin sonucu Yükseköğretim Kuruluna bildirilmiştir. Burada hiç kuşkuya gerek yaratacak bir durum yoktur. Yeniden sunduk ve Cumhurbaşkanlığı makamına da sunduk.
türkiyede her yıl olduğu gibi bu
yılda suni bir günden yaratılmıştır ve
bu gündemin merkezindeki
rektörlerindekimler
tarafınfdandesteklenip hatta bizzat
organize edildiği herkes tarfından
bilinemektedir.
varolma sebebi anayasayı yorulamlamak
ve anayasada hükümlerinden doğacak
yorum eksikliklerini tamamlamak olan
bir kurum asıl oluyorda millet
melizkanu iradesininaldığı kararları
kendi kafasına öre değiştirebiliyor
kendince kanun üstü hükümler
koyabiliyorsa ?
eğer bu devletin bir meclisi varsa.
kanunlarıda o koyar.bir kaç entel
itiraz edebilir ama bişey değişmez....
ömer şahin - İstanbul
29 Şubat 2008, Cuma 14:08
günlerdir başörtüsü (türban) üzerinden
siyaset yapılmakta ve devlet içinde
kutuplaşmalar hat safhaya ulaşmış
durumda .eğer bi demaorasi devleti ve
hukukun hakim olduğu bir ülkede
yaşıyorsak neden meclisin ve kamu
iradesinin kararına bu kadar
diretiliyor.eğer meclisin ve hükümetin
bi insiyatifi kullanma ve uygulama
hakkı yoksa .bu devletin varolma sebebi
nedir ?
bir kaç tane eilt sözüm ona aydın kişi
daha önce bu devlete neler kazandırmış
ve neler kaybetirmiş.önce onu analiz
edip sonra kakaralarında ısrarcı
olsunlar. saygılarımla ...
Fatih Can - İstanbul
29 Şubat 2008, Cuma 13:09
Acaba bu azınlık komitesi, hiç bir
zaman çıkıpta bilimsel bir açıklama
yaptı mı?Bir buluşu tanıttımı?Devlet
vatan millet namına bir icraatları var
mı?Ar-ge Çalışmalarına bir bakın
cevaplar net ortada.
İşleri güçleri siyaset.Dünya Türk
üniversitelerinin haline gülüyor
bizimkiler cübbeleriyle siyaset
yapıyor.Gülsem mi ağlasam mı?
Rezillik!
Seyhan Baris arkadaşında dediği gibi
bu yasaklar elbet bitecek..!