Iraklılar şükretmelidirler ki bu kınanan Türk müdahalesi gerçekleşti de kendilerinin ve özellikle de Kürtlerin içinde yaşadıkları büyük yalanı gördüler... Daha da büyük yalan, Amerikalı askerlerin, kendilerini ve canlarını korumak için geldikleridir.
LONDRA - Nuri El Malikinin başkanlığını yaptığı yeni Irak hükümeti, Irak Kürdistan bölgesindeki Türk askeri müdahalesini kınayıp ülkenin egemenliğinin çiğnenmesi olarak nitelese de, her halükarda bu gecikmiş kınama, basitliğe, komikliğe ve aldatmaya boğulmuş bir ironiyi yansıtmaktadır. Zira bu kınamaları yapanlar, kendi Iraklarındaki egemenliğin, ilk ABD askerinin ülkelerine girdiği andan beri, işgalin bataklığına saplandığını biliyorlar.
Irak hükümetine ve başbakanına, Türk müdahalesi ile ABD işgali arasında kendilerine göre ne fark olduğunu sormamız hakkımız. Niçin bu sınırlı ve geçici Türk müdahalesi kınanıyor da ABD işgali olumlu karşılanıyor, bütün takdir ve saygı göstergelerinden besleniyor?
Bizler Irakın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünü savunanların yanındayız. Topraklarında yabancı tek bir askerin varlığına karşı çıkıyoruz. Bu noktadan hareketle Türk müdahalesini kınıyoruz ve mücadele noktasında Kürt kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz. Bu müdahaleyi meşrulaştırmak için kullanılan mazeretleri kabul etmiyoruz. Fakat bizler bu ülkeyi Türk veya İranlı komşuların müdahalelerine kapıları ardına kadar açılmış yaygın bir toprağa dönüştüren musibetlerin anası ABD işgaline de karşıyız.
Irak topraklarında 170 bin ABD askeri varken Iraklı yetkililerin Türklerin kendi ülkelerinin egemenliğini çiğnediklerinden dem vurması ayıp. Bu askerler olmasaydı hükümetleri Yeşil Bölgede tek bir gün dahi kalmazdı. Bu bölgeyi terk edemiyorlar ve hükümet yetkililerinin havalimanına gidişleri, dünyanın hiçbir yerinde benzeri görülmeyen güvenlik önlemlerine ihtiyaç duymakta. Irak hükümeti ve beraberindeki 170 bin Amerikan askeri, 200 bin güvenlik gücü, 8 bin Sahva güçleri ve aynı oranda milis güçleri havaalanı yolunun güvenliğini sağlamaktan aciz kaldığı vakit, bu egemenlik sözcüğünü kullanmayı hak etmemektedirler kesinlikle.
Iraklılar Allaha şükretmelidirler ki bu kınanan Türk müdahalesi gerçekleşti de kendilerinin ve özellikle de Kürtlerin içinde yaşadıkları büyük yalanı gördüler. Bu yalanın en önemli unsuru, bir hükümetlerinin, bakanlarının, Peşmergelerinin, büyükelçilerinin, ulusal güvenlik danışmanlarının, omuzlarında yıldızların dizildiği, askeri üniformalarının göğüslerindeki cesaret madalyalarından geçilmediği ileri gelen subaylarının olmasıdır.
Daha da büyük yalan, Amerikalı askerlerin kendilerini ve canlarını korumak için geldiklerini ifade eden yalandır. Zira dış askeri müdahaleye karşı kendilerini savunması öngörülen Amerikan güçleri bu Türk saldırısına karşı tam bir sessizlik yürütüyor ve yüzünü diğer tarafa çeviriyor. Hatta Başkan Bush hükümeti saldırmaları ve Irak toprağını çiğnemeleri için Türklere yeşil ışık yakıyor. Amerikalı kurtarıcıları karşılamak için dans eden Irak Kürdistanı ve dışındaki Kürtlerin dürüst olmalarını, tutumlarını gözden geçirmelerini ve geçen altı yıl boyunca gölgesinde yaşadıkları bu yalancı Amerikan rüyasından çıkmalarını temenni ediyoruz.
Bu, kurbanları küçük halklar olan yeni milletler oyunudur. Zira stratejik Türk müttefiki, Başkan Bush yönetimi açısından, küçük Kürt müttefikten önceliklidir. Her halükarda Amerikan yönetimlerinin stratejik bazı hedeflerini gerçekleştirmek için kullanmaları sonrası Kürtleri kurban ettiği ilk olay değil. Modern tarih bu bağlamda birçok örnekle ve acı deneyimle dolu.
Başkan Bush yönetimi Kürtleri iğrenç şekilde kullandı. Tıpkı farklı millet ve mezheplerden bazı Iraklıları bazen parayla bazen de özgürlük, demokrasi ve insan haklarıyla ilgili yalan söylemlerle kullandığı gibi. Amaç ise Irakı işgal etmek, petrol zenginliklerini istila etmek ve Irak rejiminin tıpkı en güvenilir müttefiki İsraili tehdit etmesi gibi ABDnin bu hegemonya planlarını tehdit eden taleplerini ortadan kaldırmaktı.
ABDnin Irakı işgal sicili sadece Amerikalılar için değil, aynı zamanda Iraklı müttefikleri için de bütün ölçülerde utanç verici bir sicildir. Zira Birleşmiş Milletler raporları Irakta 4 milyon aç insanın olduğunu, 5 milyon çocuğun kötü beslendiğini, 6 milyon Iraklının evini terk etmesinin yanı sıra işgalden bu yana 1 milyon Iraklının öldüğünü ve 4 milyonunun yaralandığını ifade ediyor.
Irak halkı hariç, petrol üreten bütün ülke halklarının petrol fiyatlarının artması sebebiyle benzeri görülmemiş bir rahatlık yaşaması ironik değil mi? Irak halkının petrolü bir lanete dönüştü. Savaş sırasında ve sonrasında Bush hükümetinin hazine bakanı olmuş Alen Grisbanın itirafına göre, Irak Savaşının ve işgalinin en önemli sebebi petroldü.
Evet ortada Irak petrolünden istifade eden bir grup Iraklı milis lideri, bakanlar, evlatları ve soydaşları var. Milyarları çaldılar, Londra, Abu Dabi, Amman, Beyrut ve Parise hızlı ziyaretlerle ülke dışına kaçırdılar. Birçok Körfez ve Arap ülkesindeki yolsuzluk prenslerini utandıran şekillerle bu malları nasıl yedikleri görülebilir. Bu durum Irakın yolsuzluğa bulaşmış ülkeler listesinde en üst sırada yer almasına açıklık getiriyor.
Kurtuluşun kahramanlarından ve ABD işgalinin en belirgin teorisyenlerinden biri olarak görülen Dr. Ahmed El Celebi, kendisinin de bulunduğu siyaset sınıfının, Saddam Hüseyinin devrilmesi sonrası hükümeti kurmakta ve devleti idare etmekte başarısız kaldığını ifade ediyor. Londrada yeni Irakın liderlerinin çoğunluğunun da bulunduğu Iraklı isimlerle buluşmasında hali hazırdaki siyasetin halk desteğinin olmaması sebebiyle meşruluğunu kaybettiğini ve şu an ülke yönetiminde önceki seçimlerin belirlediği mezhepçilik uzantısının baz alındığını belirtiyor, erzak kartının 6 aydır bazı bölgelere ulaşmadığını ifade ediyor.
Maliki hükümeti, önceki rejimden kalan tek şey olan bu erzak kartını iptal etmeyi planlıyor. Bu kartlar olmasaydı çok sayıda Iraklı açlıktan ölürdü. Iraktaki eski BM yetkilisi ve ambargo sırasında gıda dağıtımı kontrolörü İrlandalı Dennis Holiday, Irakta bulunduğu uzun süre zarfında acımasız ambargoya rağmen önceki rejimin her ayın birinci günü bütün Iraklı ailelere gıda paketlerini ulaştırdığını ve tek bir aile bile paylarının ulaşmadığı şikayetinde bulunmadığını itiraf etti. Bu adam hala hayatta ve Amerikan işgaline en fazla karşı çıkanlardan olup şahitliğini bir kitapta belgeledi.
Dr. Celebinin bu konuşmasında önceki rejim lehine şahitlik yapmak istediğini düşünmüyoruz ancak kurtarılması iddiası altında işgalci yabancı güçlerle işbirliği yapan siyasetçiler eliyle Irakın maruz kaldığı yıkımın boyutunu idrak etmeye başladı.
Iraktaki egemenlik büyük bir yalan, hatta yeni Irakın kendisi komedi oldu. Irak Başbakanı, Amerikalı yetkililerin Bağdat havalimanına ulaştığı bilgilerini öğrenen, Amerikan güçlerinin bekası veya bir kısmının çekilmesi konusunda danışılan ve Sahva güçlerinin sayısını bilen en son isim oldukça, bu egemenlik ve egemenliği çiğneyenler meselesine utanarak bile olsa işaret etmekten uzak durması gerekir.
* Londrada Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, 27 Şubat 2008, Genel Yayın Yönetmeni, Arapçadan çeviri: Halil Çelik