18 Şubatla birlikte General Müşerref topal ördek durumuna düştü. Muhalefet karşısında ağır bir yenilgiye uğradı, ABD tarafından büyük oranda terk edildi.
İSLAMABAD - Pakistanın kuruluş yılı olan 1947den bu yana Meclis tarafından dolaylı olarak seçilen ilk Devlet Başkanı Pervez Müşerrefti. Ancak, Müşerrefin 9 yıllık sicili hiç parlak değil. General Müşerref, kendi hükümetini kurdu; ancak devlet başkanı seçilmesinin anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Yüksek Mahkeme yargıçlarını görevden aldı, sivil siyasetçileri sürgüne yolladı, medya üzerinde baskı kurdu, adil seçimleri engelledi, Benazir Buttonun ölümünden sorumlu tutuldu, 1999da eski başbakan Navaz Şerifi devirdi, sürgüne yolladı.
Demokratik kurumları işlemez hale getirdi. Özellikle 1 Eylül sonrasında radikal İslamcılara karşı ABDnin terörle savaş kampanyasında en gözde isim oldu. Tıpkı, ABD ile birlikte 1990larda radikal İslamcıları yetiştiren diktatör Ziya ül Hak gibi. Her türlü askeri yönetim ABDnin işine gelmişti.
18 Şubatla birlikte General Müşerref topal ördek durumuna düştü. Muhalefet karşısında ağır bir yenilgiye uğradı, ABD tarafından büyük oranda terk edildi.
ASKERİ REJİME HAYIR 9 yılın ardından sonra Pakistan halkı Devlet Başkanı Müşerreften ve bu duruma göz yumanlardan hesap sormak için sandık başına gitti. Çünkü bu dönem zarfında hem devlet başkanı Müşerref hem de ABDnin politikalarına ciddi bir muhalefet başladı. Bugünlerde Ravalpindi ya da İslamabad sokaklarında kime sorsanız Müşerref ve ABDye ateş püskürüyor. En azından bu iki isme karşı çıkanların oranı aynı.
Dolayısıyla 18 Şubat seçimleri bir anlamda askeri rejim ve ABD ile hesaplaşmaya dönüştü. Seçim sandığı demokrasinin unsurlarından sadece birisi olarak değerlendirilse bile sandıktan çıkan sonuç halkın eğilimi konusuna önemli ipuçları veriyor. Zaten Pakistanda bugünlerde en popüler söylem en kötü politikacı en iyi askere evladır.
Bu yüzden her ne kadar kirlenmiş, yolsuzluğa bulaşmış ve inandırıcılıklarını yitirmiş olsalar da politikacılar askeri rejimden daha iyidir anlayışı hakim Pakistan halkında.
SİVİLLER DE TEMİZ DEĞİL! Benazir Buttonun 2007nin sonunda öldürülmesinin yarattığı şok henüz geçmiş değil. Ancak bu şokun yarattığı tepki Pakistan Halk Partisini ülkede birinci parti yaptı. Herkes bundan böyle bu coğrafyada kadın olarak benzer bir politikacının çıkamayacağını biliyor. Buttonun kaybının yarattığı sempati, farklı partilerden birçok seçmeni Pakistan Halk Partisine yöneltti. Geri kalanı ise Pakistan Müslüman Biriliği-N olarak bilinen Navaz Şerifin partisine yöneldi. General Müşerrefin desteklediği ve halk arasında Kralın Partisi olarak adlandırılan partiyse tarihe havale edildi.
PHPnin liderliğini Benazir Buttonun kocası Asıf Ali Zerdari yapıyor. Lakabı Bay yüzde 10. Yolsuzluk iddiasıyla hapiste yatmış eski bir milletvekili. Navaz Şerif eski Başbakan. O da yolsuzlukla anılıyor. Üstelik, iktidarını sürdürebilmek için şeriat yasalarını ağırlaştıran ve nükleer denemeyi ilk gerçekleştiren isim olarak biliniyor. Yani sivillerin sicili de hiç temiz değil.
Tüm bunlara rağmen Pakistandaki demokratik gelenek askerlerin yaptıklarına göz yumamayarak, askeri yönetim yanlılarını devirdi. Yüksek yargıçların görevden alınması, Meclisin devre dışı bırakılması, medya üzerinde baskı uygulanması ve son olarak olağanüstü hal ilan edilmesi Müşerrefin sonunu hazırlayan uygulamalar oldu.
TERÖRE KARŞI SAVAŞ Şimdi Pakistanı önünde zorlu bir süreç var. Müşerrefin istifa etmesi bekleniyor. Aksi istifaya zorlanacak ya da sembolik bir pozisyona çekilecek. Ordu tarafsız kalacağını açıklasa da eğer U dönüşü yaparsa kanlı olaylar yaşanabilir.
Ama muhalefet partileri artık Başbakan, hükümet ve parlamentonun işlerlik kazanmasını istiyor. Anayasanın uygulanması, yargı bağımsızlığı, medya üzerindeki baskıların kalkması ise bu talepleri izliyor. Ama ilk başta general Müşerref ile hesaplaşılacak.
Halk yoksulluk içinde kıvranırken bu seçimin gündeminin, özgürleşme ve demokrasi olması da oldukça manidar. Yani, halk sadece ekmek demeyip ciddi bir siyasi tavır göstererek, geleceğini kendi tayin etmek istedi.
Yeni yönetimle birlikte terörle mücadele adı altında yürütülen kampanyanın daha başarılı olabileceğini düşünüyor birçok kişi. General Müşerrefin bu tehdit ile iktidarını uzattığı ve teröre karşı mücadele adı altındaki kampanya ile ülkedeki asıl sorunların üstünün örtüldüğü düşünülüyor.
Pakistanda radikal İslamcılar, intihar saldırıları tabii ki var ve bu büyük bir tehdit. Özellikle ülkenin kuzeyinde etkinler ve kanlı eylemler yapıyorlar. Önlem alınmadığı taktirde ülkeyi daha fazla kana bulayabilir, insanları korku ile sindirebilirler. Herkes bu gidişatın farkında. Ancak bu partilerin aldıkları oy, yüzde 10u geçmiyor. Bu seçimde ise büyük bir yenilgiye uğradılar.
Zaten halkın yüzde 70ine göre teröre karşı mücadele Pakistanın değil ABDnin sorunu. Yani bu mücadele Pakistan için değil ABD için yapılıyor. Halk bu mücadelenin Pervez Müşerref ve ABDnin yönteminin tersine sadece silahla değil başka yöntemlerle yapılması gerektiğini düşünüyor.
TERÖRLE MÜCADELENİN YOLLARI VAR Ülkenin en büyük sorunu yoksulluk, açlık ve eğitimsizlik. Bu sorunlara çözüm bulmadıkça radikal İslamcılar güç kazanacak, halk çaresizlik içinde radikallere kayacak.
Medreseler her türlü olanağı sağladıklarından, yoksul ailelerin, çocukları için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Dolayısıyla terörle savaş adı altında Pakistana verilen 10 milyar dolar, ülkenin kalkınması için de harcanabilir. Yeni seçilenlerden de halkın beklentisi bu.
Ancak yeni seçilenler de ABD ile masaya oturacak ve muhtemelen farklı yöntemlere bu mücadeleyi devam ettirecek. Üstelik, Afganistanda Talibanı durduramayan ABDnin, bu işi Pakistanın üzerine yıkması da başka bir soru.
Şimdi halkın beklentisi 9 yıl sonra sona eren askeri ağırlıklı rejimin yerine demokratik kurumların işlemesi, ABDnin teröre karşı mücadelesinde farklı yöntemler uygulanması ve ABDnin arkasından gidilmemesi.
Bunlar olmadığı taktirde ülke yeniden daha sıkıntılı ve kanlı sürece gebe gibi görünüyor. Ancak, 9 yıllık askeri ağırlıklı rejimin sona ermesinin en net ifadesi İslamabad sokaklarındaki bir genç kızın sözlerinde yatıyor: Artık daha fazla nefes alıp daha rahat konuşabileceğiz.