Pakistan’da askeri rejimin sonu
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
ABD'nin Seçimi
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » G.Asya-Pasifik

Pakistan’da askeri rejimin sonu

“18 Şubat’la birlikte General Müşerref “topal ördek” durumuna düştü. Muhalefet karşısında ağır bir yenilgiye uğradı, ABD tarafından büyük oranda terk edildi.”


 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:46 TSİ 21 Şubat 2008 Perşembe

İSLAMABAD - Pakistan’ın kuruluş yılı olan 1947’den bu yana Meclis tarafından dolaylı olarak seçilen ilk Devlet Başkanı Pervez Müşerref’ti. Ancak, Müşerref’in 9 yıllık sicili hiç parlak değil. General Müşerref, kendi hükümetini kurdu; ancak devlet başkanı seçilmesinin anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Yüksek Mahkeme yargıçlarını görevden aldı, sivil siyasetçileri sürgüne yolladı, medya üzerinde baskı kurdu, adil seçimleri engelledi, Benazir Butto’nun ölümünden sorumlu tutuldu, 1999’da eski başbakan Navaz Şerif’i devirdi, sürgüne yolladı.
Haberin devamı

Demokratik kurumları işlemez hale getirdi. Özellikle 1 Eylül sonrasında radikal İslamcılara karşı ABD’nin “terörle savaş” kampanyasında en gözde isim oldu. Tıpkı, ABD ile birlikte 1990’larda radikal İslamcıları yetiştiren diktatör Ziya ül Hak gibi. Her türlü askeri yönetim ABD’nin işine gelmişti.

18 Şubat’la birlikte General Müşerref “topal ördek” durumuna düştü. Muhalefet karşısında ağır bir yenilgiye uğradı, ABD tarafından büyük oranda terk edildi.

ASKERİ REJİME HAYIR
9 yılın ardından sonra Pakistan halkı Devlet Başkanı Müşerref’ten ve bu duruma göz yumanlardan hesap sormak için sandık başına gitti. Çünkü bu dönem zarfında hem devlet başkanı Müşerref hem de ABD’nin politikalarına ciddi bir muhalefet başladı. Bugünlerde Ravalpindi ya da İslamabad sokaklarında kime sorsanız Müşerref ve ABD’ye ateş püskürüyor. En azından bu iki isme karşı çıkanların oranı aynı.

Dolayısıyla 18 Şubat seçimleri bir anlamda askeri rejim ve ABD ile hesaplaşmaya dönüştü. Seçim sandığı demokrasinin unsurlarından sadece birisi olarak değerlendirilse bile sandıktan çıkan sonuç halkın eğilimi konusuna önemli ipuçları veriyor. Zaten Pakistan’da bugünlerde en popüler söylem “en kötü politikacı en iyi askere evladır”.

Bu yüzden her ne kadar kirlenmiş, yolsuzluğa bulaşmış ve inandırıcılıklarını yitirmiş olsalar da “politikacılar askeri rejimden daha iyidir” anlayışı hakim Pakistan halkında.

SİVİLLER DE TEMİZ DEĞİL!
Benazir Butto’nun 2007’nin sonunda öldürülmesinin yarattığı şok henüz geçmiş değil. Ancak bu şokun yarattığı tepki Pakistan Halk Partisi’ni ülkede birinci parti yaptı. Herkes bundan böyle bu coğrafyada kadın olarak benzer bir politikacının çıkamayacağını biliyor. Butto’nun kaybının yarattığı sempati, farklı partilerden birçok seçmeni Pakistan Halk Partisi’ne yöneltti. Geri kalanı ise Pakistan Müslüman Biriliği-N olarak bilinen Navaz Şerif’in partisine yöneldi. General Müşerref’in desteklediği ve halk arasında “Kralın Partisi” olarak adlandırılan partiyse tarihe havale edildi.

PHP’nin liderliğini Benazir Butto’nun kocası Asıf Ali Zerdari yapıyor. Lakabı “Bay yüzde 10”. Yolsuzluk iddiasıyla hapiste yatmış eski bir milletvekili. Navaz Şerif eski Başbakan. O da yolsuzlukla anılıyor. Üstelik, iktidarını sürdürebilmek için şeriat yasalarını ağırlaştıran ve nükleer denemeyi ilk gerçekleştiren isim olarak biliniyor. Yani sivillerin sicili de hiç temiz değil.

Tüm bunlara rağmen Pakistan’daki demokratik gelenek askerlerin yaptıklarına göz yumamayarak, askeri yönetim yanlılarını devirdi. Yüksek yargıçların görevden alınması, Meclis’in devre dışı bırakılması, medya üzerinde baskı uygulanması ve son olarak olağanüstü hal ilan edilmesi Müşerref’in sonunu hazırlayan uygulamalar oldu.

TERÖRE KARŞI SAVAŞ
Şimdi Pakistan’ı önünde zorlu bir süreç var. Müşerref’in istifa etmesi bekleniyor. Aksi istifaya zorlanacak ya da sembolik bir pozisyona çekilecek. Ordu tarafsız kalacağını açıklasa da eğer U dönüşü yaparsa kanlı olaylar yaşanabilir.

Ama muhalefet partileri artık Başbakan, hükümet ve parlamentonun işlerlik kazanmasını istiyor. Anayasa’nın uygulanması, yargı bağımsızlığı, medya üzerindeki baskıların kalkması ise bu talepleri izliyor. Ama ilk başta general Müşerref ile “hesaplaşılacak.”

Halk yoksulluk içinde kıvranırken bu seçimin gündeminin, özgürleşme ve demokrasi olması da oldukça manidar. Yani, halk “sadece ekmek” demeyip ciddi bir siyasi tavır göstererek, geleceğini kendi tayin etmek istedi.

Yeni yönetimle birlikte terörle mücadele adı altında yürütülen kampanyanın daha başarılı olabileceğini düşünüyor birçok kişi. General Müşerref’in bu tehdit ile iktidarını uzattığı ve teröre karşı mücadele adı altındaki kampanya ile ülkedeki asıl sorunların üstünün örtüldüğü düşünülüyor.

Pakistan’da radikal İslamcılar, intihar saldırıları tabii ki var ve bu büyük bir tehdit. Özellikle ülkenin kuzeyinde etkinler ve kanlı eylemler yapıyorlar. Önlem alınmadığı taktirde ülkeyi daha fazla kana bulayabilir, insanları korku ile sindirebilirler. Herkes bu gidişatın farkında. Ancak bu partilerin aldıkları oy, yüzde 10’u geçmiyor. Bu seçimde ise büyük bir yenilgiye uğradılar.

Zaten halkın yüzde 70’ine göre teröre karşı mücadele Pakistan’ın değil ABD’nin sorunu. Yani bu mücadele Pakistan için değil ABD için yapılıyor. Halk bu mücadelenin Pervez Müşerref ve ABD’nin yönteminin tersine sadece silahla değil başka yöntemlerle yapılması gerektiğini düşünüyor.

TERÖRLE MÜCADELENİN YOLLARI VAR
Ülkenin en büyük sorunu yoksulluk, açlık ve eğitimsizlik. Bu sorunlara çözüm bulmadıkça radikal İslamcılar güç kazanacak, halk çaresizlik içinde radikallere kayacak.

Medreseler her türlü olanağı sağladıklarından, yoksul ailelerin, çocukları için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Dolayısıyla terörle savaş adı altında Pakistan’a verilen 10 milyar dolar, ülkenin kalkınması için de harcanabilir. Yeni seçilenlerden de halkın beklentisi bu.

Ancak yeni seçilenler de ABD ile masaya oturacak ve muhtemelen farklı yöntemlere bu mücadeleyi devam ettirecek. Üstelik, Afganistan’da Taliban’ı durduramayan ABD’nin, bu işi Pakistan’ın üzerine yıkması da başka bir soru.

Şimdi halkın beklentisi 9 yıl sonra sona eren askeri ağırlıklı rejimin yerine demokratik kurumların işlemesi, ABD’nin teröre karşı mücadelesinde farklı yöntemler uygulanması ve ABD’nin arkasından gidilmemesi.

Bunlar olmadığı taktirde ülke yeniden daha sıkıntılı ve kanlı sürece gebe gibi görünüyor. Ancak, 9 yıllık askeri ağırlıklı rejimin sona ermesinin en net ifadesi İslamabad sokaklarındaki bir genç kızın sözlerinde yatıyor: “Artık daha fazla nefes alıp daha rahat konuşabileceğiz.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları