İşte !f programında yer alan Oscar adayı filmler:
NO COUNTRY FOR OLD MEN
22 Şubat Cuma, 22:00, AFM Budak Caddebostan
 |
|
En İyi Film, En İyi Yönetmen / Joel & Ethan Coen, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu / Javier Bardem, En İyi Uyarlama Senaryo / Joel & Ethan Coen, En İyi Görüntü Yönetimi / Roger Deakins, En İyi Kurgu / Joel & Ethan Coen, En İyi Ses ve En İyi Ses Kurgusu dallarında Oscara aday gösterilen No Country for Old Men !fte.
Her adımlarında şaşırtabilen Coen Biraderlerin son filmi Cannesdaki prömiyerinin ardından eleştirmenlerce ikilinin on yıldır yaptığı en başarılı film olarak alkışlandı.
2008 Altın Küre Ödüllerinde üç ödül birden kazanan film, bagajında iki milyon dolar ve bolca eroin, içindeyse bir sürü ölü adam olan bir kamyonet bulan Llewelyn Mossun hikayesini anlatıyor.
Llewelyn, peşinden eninde sonunda birilerinin geleceğini bile bile parayı alıp kaçmaya başlar. Bu hareketi, yaşlı Şerif Bellin temsil ettiği kanunun bile önüne geçemeyeceği bir şiddet ve felaket zincirini tetikler. Peşindeki gizemli karakter ise insan öldürmeye yazı-tura atarak karar verebilecek kadar duygusuz ve soğukkanlı bir katildir.
İhtiyarlara Yer Yok bir yandan gazetenin üçüncü sayfa manşetlerindeki kanlı haberler kadar güncel, diğer yandan İncil kadar zamansız ve evrensel temalara gönderme yapıyor. Uçsuz bucaksız çöllerde geçen bu şiddet dolu ve ironik kovalamaca, acımasız ama çok sevdiğimiz Amerikan westernlerine ithaf niteliğinde bir başeser.
IN THE VALLEY OF ELAH / TANRININ VADİSİNDE
23 Şubat Cumartesi, 21:30, AFM Fitaş Beyoğlu 2
En İyi Erkek Oyuncu / Tommy Lee Jones dalında Oscara aday gösterilen In the Valley of Elah, !fte.
 |
|
Çarpışma filminin Oscar ödüllü yönetmeni Paul Haggisden Tommy Lee Jones, Charlize Theron ve Susan Sarandon gibi yıldız oyuncuları bir araya getiren sürükleyici bir film. Örnek alınacak niteliklere sahip bir asker olan Mike Deerfield görev için gittiği Irakta esrarengiz bir şekilde kaybolur.
Nişan sahibi bir savaş gazisi olan Mikeın babası Hank, beklenmedik bir telefonla gelen bu haberle altüst olur. Bunun üzerine konuyu araştırması için özel detektif Emily Sanders ile anlaşır.
Oğlunun kayboluşundaki gizemi aydınlatmak için Hankin başlattığı soruşturmaya, anne Joanın da katılmasıyla işler farklı bir hal almaya başlar. Emily ve Hank adım adım yüzleştikleri bazı gerçeklerle birlikte, yaptıkları araştırmanın kontrolünü de yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar.
Richard R. Davis adlı bir askerin gerçek hikayesinden esinlenen Tanrının Vadisinde Irak savaşının Amerikan toplumu üzerindeki toplumsal ve psikolojik etkilerini yüze vuran etkileyici bir film.
LARS AND THE REAL GIRL
24 Şubat Pazar, 19:30, AFM Budak Caddebostan
01 Mart Cumartesi, 15:30, AFM CEPA Ankara 2
En İyi Senaryo / Nancy Oliver dalında Oscara aday olan Lars and The Real Girl, !fte.
 |
|
Lars Lindstrom 27 yaşında, kendisine dokunulmasına dayanamayan, garip, utangaç ve eğreti bir genç. Küçüklüğünü geçirdiği evin arka bahçesindeki garajı eve çevirmiş olan, büyük evde yaşayan abisi Gus ve hamile karısı Karinin akşam yemeği davetlerinden kaçabilmek için sık sık perdenin arkasına saklanan yalnız bir tip.
Bianca ise, Larsın yaşamına girdiğinden beri yüzünde gülücükler açmasına neden olan sevgilisi: İnternetten ısmarladığı tam teşekküllü bir plastik bebek ve Lars ona aşık. Gus kardeşinin bu garip yeni durumundan biraz utanıyor.
Karin ise Biancanın kontrol için aile doktoruna gitmesi gerektiğini Larsa anlatmakla başlıyor işe. Kasabalılar Larsın bu yeni narin gerçekliğini zedelememeye özen göstererek Biancayı aralarına alıyorlar.
Six Feet Underın yazarlarından Nancy Oliverın senaristliğini yaptığı film, gerçek olanla mümkün olmayan arasına ince ve hassas bir ip çekmiş gibi. Lars Sevince, sade bir aşk hikayesi; yalnızlığa ve geçmişin travmalarına samimi bir selam ve insanoğlunun çarpık duygu hallerine şefkat dolu bir saygı duruşu.
Ryan Gosling kendisinden hiç de aşağı kalmayan güçlü bir kadroyla bir kez daha günümüzün en duyarlı oyuncularından biri olduğunu kanıtlıyor.
TAXI TO THE DARK SIDE
20 Şubat Çarşamba, 19:30, AFM Fitaş Beyoğlu 1
28 Şubat Perşembe, 19:30, AFM CEPA Ankara 4
En İyi Belgesel dalında Oscara aday olan Taxi to the Dark Side !fte.
 |
|
Alex Gibneynin Karanlığa Taksisi Bush yönetiminin yetkilerini pervasızca kötüye kullanmasını gözler önüne seren bir soruşturma. Amerikan askerlerinin, sorgulamalar sırasında ellerindeki savaş esirlerine işkence ettikten sonra, onlara insanlık dışı pozlar verdirip beraber resim çektirmelerinin haberleri, ABDyi ve beraberinde bütün dünyayı sarsmıştı.
Karanlığa Taksi, Afganistanda, Bagram Hava Kuvvetleri Üssünde yaşanan buna benzer bir olaydan, masum bir taksi şoförünün cinayetinden yola çıkarak, ABD hükümetinin, gözaltı ve soruşturmalar sırasında şiddet, hatta işkenceye göz yumarak insan haklarını hiçe saymasını ortaya çıkarıyor.
Gibneynin belgeseli, rahatsız edici ve sert olmasının yanı sıra, Bush yönetiminin teröre karşı savaşın uygulamasındaki hukuki zorunlulukları nasıl göz ardı ettiğinin apaçık bir belgesi.
Afganistan, Guantanamo Körfezi ve ABDnin birçok farklı bölgesinde çekilen film, kilit bir soru soruyor ve yanıtlıyor: Birkaç adamın, hükümetin savaş zamanı yürütme yetkisini, Amerika Birleşik Devletlerinin üzerine inşa edildiği temel değerleri hiçe sayarak kullanmaları halinde ne olur?
SICKO
23 Şubat Cumartesi, 15:30, AFM Budak Caddebostan
01 Mart Cumartesi, 13:00, AFM CEPA Ankara 2
En İyi Belgesel dalında Oscara aday olan Sicko, !fte.
 |
|
Amerikanın hem en sevdiği hem de en çok nefret ettiği adam Michael Moore yeniden birilerinin canını sıkmak için kolları sıvamış. Benim Cici Silahım ve Fahrenheit 9/11 ile dünya çapında ünlenen yapımcı/yazar/yönetmen Moore kışkırtıcı tavrından yine ödün vermemişe benzemiyor.
Güleriz ağlanacak halimize! diyerek yola çıkan Moore, ABDnin vatandaşlarına sağlık sigortası hakkı vermeyen dünyadaki tek gelişmiş ülke oluşunu komik ama aynı zamanda dokunaklı bir belgesel haline getirmiş. Bugün yaklaşık 50 milyon Amerikalının sağlık sigortası satın alacak parası yok.
Bunun yanında, sağlık sigortası olan ve kendilerini güvencede sanan yığınla insan ise sigorta şirketlerinin çözülmesi imkansız kuralları ve dosyaları içinde düğüm olup, söz verilen neredeyse hiçbir haktan faydalanamıyorlar.
Belgeselde kendileri ya da yakınları hasta olduklarında sağlık sigortalarının gazabına uğramış Amerikan vatandaşlarıyla şaşırtıcı röportajlar gerçekleştirilmiş. Tüm bunların ışığında Moore, zamanında Nixon yönetiminin sağlık sistemini, eğitim ve hukuk gibi temel bir sosyal hizmet olarak görmeyip özel sektöre satarak bir güzel sömürmesini anlatıyor.
ABD dışında, İngiltere, Fransa, Kanada ve hatta Kübadaki insanlarla görüşüp, sağlık sistemlerini ABDdekiyle karşılaştıran Moore, bırakın diğer gelişmiş ülkeleri, Guantanamo Körfezindeki mahkumların bile 11 Eylül kahramanlarından daha iyi ve kaliteli bir sağlık hizmetinden faydalanabildikleri gerçeğini gözler önüne seriyor.