Gemi inşa sanayii terle, kanla büyüyor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye

Gemi inşa sanayii terle, kanla büyüyor

Tuzla tersanesinde ambara düşerek ölen İşçi Cevat Toy, 7 ayda ölen 15. işçi oldu. Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu Üyesi Aslı Odman, ‘Cevat Toy 2008’de Tuzla’da ismi personel listesinden ölüm listesine geçen üçüncü işçi oldu’ dedi.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:49 TSİ 13 Şubat 2008 Çarşamba

İSTANBUL - İstanbul Bilgi Üniversitesi Araştırma Görevlisi ve Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu Üyesi Aslı Odman Tuzla tersanesinde bir işçinin daha ölümüne ilişkin olarak, “Bu ölümlerin hızı, ardardalığı ve öngörülebilirliği, Tuzla Tersaneler Bölgesi hakkında bu hafta basılan raporu kaleme alan bizleri bile acı dolu bir şaşkınlığa düşürüyor. ‘Tuzla’da neden ardarda işçiler ölüyor?’ diye soranlara birşeyler anlatırken, üzüntümüzü, şaşkınlığımızı ve öfkemizi bastırmak zorunda kalıyoruz” diyor.
Haberin devamı

Tuzla Tersaneler Bölgesi hakkındaki raporu hazırlayan ekipte bulunan Aslı Odman’ın İşçi Cevat Toy’un ölümü üzerine, kaleme aldığı değerlendirme çarpıcı:

Tuzla’daki sendikadan ölüm ve iş kazalarına ilişkin haberleri bekler olduk. Dearsan Tersanesi’nde çalışırken ambarın içine düşen Cevat Toy, düştüğü gemi ambarında üç saat sonra bulunmuş. Müdahaleler fayda etmemiş. Böylece Cevat Toy’un ismi, 2008 senesinde Tuzla’da hayatını kaybeden üçüncü işçi olarak “personel listesinden” “ölüm listesine” geçti.

TUZLA’DA İŞÇİLER NEDEN ÖLÜYOR?
Çünkü gemi inşa sanayii büyüyor. Tuzla’da gemi inşa sanayi geçen üç sene içinde 3 misli büyüdü. Geçen üç sene içinde Tuzla’da hayatını bırakan işçi sayısı da 5’ten 15’lere doğru ilerliyor. Bu bir tesadüf değil. Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde 40 civarındaki tersane sahibi, bu büyümeye iş saatlerini artırarak, iş ritmini hızlandırarak, işi yoğunlaştırarak cevap veriyorlar. Tuzla’daki çalışma şartları hem mekanın, hem de işçilerin biyolojik ritminin sınırlarına dayanmış durumda.

Tersane sahipleri, bırakın bu büyüyen ve iş ritmi hızlandırılan sektöre uygun iş güvenliği tedbirlerini almayı, çalışma örgütlenmesine gitmeyi sağlamayı, herhangi bir sektörde alınması gereken tedbirleri bile (saha deneyimlerimizi unutup, yalnızca Çalışma Bakanlığı’nın bu konudaki raporuna dayandığımızda bile) yasada öngörüldüğü şekilde yerine getirmiyorlar. Sektör koşa koşa büyürken, iş güvenliği tedbirleri “zamana yayılıyor”. Sermaye birikiminin zamanı ve ritmi, insan hayatının zamanını ve ritmini, yani “ömrü” yutuyor.

İŞÇİ GÖZLÜK VE BARET TAKMADIĞI İÇİN ÖLMÜYOR
Tuzla’daki işçiler “baret, gözlük takmadıkları için” ölmüyorlar. Tuzla’da işçiler, tersanesinde gemi yapılan, üretim zincirinde en büyük kâr marjına sahip tersane sahibi işyerinin güvenliğini, iş başlamadan önce ve üretim sırasında almazsa ölüyorlar. Mesele “baret takmaya üşenen eğitimsiz işçiler” meselesi değil.

Gemi inşa sektöründe ağırlıklar ton ile değil, grosston ile verilir. İşçilerin üzerine düşen sac parçaları 3, 5 tonluk parçalardır. Bu parçalar, “koştura koştura” büyüyen bu “başarılı” sektörde, olması gerektiği gibi vinç yerine, forkliflerle daracık tersane mekanında, acele acele bir yerden bir yere taşınırsa, forkliften işçinin üstüne düşüp işçiyi, teknikeri ya da mühendisi ikiye bölebilir. Böyle ölen işçiler vardır.

İşçilerin yüksekte çalışacağı iskeleler, geminin dış yüzeyi bozulmasın, ikinci kere taşlama gerektirmesin, iş çabuk yetişsin diye kaynak ile uygun bir şekilde sabitlenmezse, düşen işçi baretli, gözlüklü de olsa, ölme ihtimali büyüktür.

İş sipariş sözü verilen tarihte yetişsin, tersane sahibi gecikme tazminatı ödemesin diye, bir yardımcı eşliğinde yapılması gereken işler tek kaynakçı, tek montajcı ile yapılırsa, işçi ambara veya denize düşse, düştüğünden haberdar olunması saatler, bazen bir gün bile sürebilir.İş çabuk bitsin diye, oksijen hortumları ve elektrik kabloları birbirinden düzgünce ayrılmazsa, işçinin kaynak yapacağı gemi dehlizleri fanlarla gazlardan arındırılmazsa, işçi patlamada ölür. Bütün bu tedbirler, İş Kanunu’na göre ve her aklı selim insanın tahmin edebileceği gibi, işyerinde üretim yaptırtan, işçi ve mühendis istihdam eden, bu işten kâr eden işverenin yükümlülüğündedir.

TEK NEDEN TAŞERONLUK SİSTEMİ DEĞİL
Bu yükümlülükten Tuzla’daki tersane sahipleri nasıl sıyrılmaktadırlar? Tuzla’daki seri iş kazalarının tek nedeni “taşeronluk sistemi” değildir. Onlar aynı seri iş kazaları gibi, Tuzla’da bizzat tersane sahipleri tarafından hayata geçirilmesi destek ve teşvik edilmiş “esnek çalıştırma ve rekabet edebilirlik sistemi”nine bir diğer emaresidirler.

Taşeronluk sistemi şu şekilde işliyor: Orta boylu bir tersanenin sipariş aldığı ve altı ay içerisinde yetiştirmek zorunda olduğu 10 bin tonluk (dwt’lik) bir kimyasal tankerin inşasında aynı anda, aynı tersane alanında 30 ila 50 adet farklı irili ufaklı taşeron işletme, 30 ila 50 farklı tüzel kişilik yanmana çalışmaktadırlar. Yani ana iş olan gemi yapımı bölünerek, onlarca alt işveren sözleşmesi yapılmıştır. Bu İş Yasası’nın 2. maddesine açıkça aykırı olduğu gibi, gittikçe artan iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır.

ANA TERSANE SAHİBİNİN SORUMLULUĞU
Neden bir “esnek çalıştırma ve rekabet edebilirlik sistemi” olarak taşeronluk sistemi iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır? Çünkü 30 ila 50 işverenin elele, işverenlerinden önce iş alanına girip, yasaca öngörülen ve iş kazasının olmaması için elzem olan tedbirleri almalarına imkan yoktur. Kabloları birbirinden ayırmak, iskelelerin sağlamlığını kontrol etmek, gaz ölçümü yapmak tersane sahibi ana işverenin, yani tersane sahibinin sorumluluğundadır.

KÜÇÜK İŞLETMELERİN KEYFİ UYGULAMALARI
Taşeronluk sistemi, iş güvenliği maliyetlerinin, diğer emek maliyetleri ve risklerle beraber, bu riskleri taşımasının mümkün olmadığı, bu yükü taşıyabilip taşıyamadığına bakılmayan küçük ve orta ölçekte işletmelere aktarımıdır. Tersane sahipleri kadrolu olarak en fazla 100 küsur işçi göstermektedirler. Halbuki siparişini aldıkları geminin inşasında 1000’e yakın işçi çalışmaktadır. 100 kusur işçiye hizmet verebilecek iş yeri hekimi, 100 kusur işçi üzerinden hesaplanan işyeri güvenlik elemanı istihdam edilmekteyken, diğerlerinin, yani çoğunluğun çalışma şartları, sağlık ve güvenlik ihtiyaçları bu binlerce daha ufak işletmenin keyfi ve faklı uygulamalarına kalmıştır.

Belki bu riskler, Türkiye’de taşeronlarla üretimini örgütleyen diğer sektörlerde, gemi inşa sanayi gibi, tüm diğer sektördeki riskleri kendi bünyesinde barındıran ağır ve tehlikeli işkolu olmayan sektörlerde, mesela tekstil sektöründe Tuzla’daki oranda görünür olmamaktadır. Bu “esnek çalıştırma” sisteminin sonuçlaları Tuzla’da daha görünür olmaktadır.

‘KADROLU İŞÇİLERİMİZDEN ÖLEN OLMUYOR’
Komisyon olarak hazırladığımız raporda, Tersaneler Bölgesi’nde çalışan tüm işçilerin ana işveren üzerinden ve aldıkları ücret zemin alınarak sigortalanmasını önermiştik. Bu açık olarak, işyeri güvenliğini sağlama sorumluluğunu, mali ve teknik olarak bunu sağlayabilecek tek merci olarak tersane sahibini ve

gerekli yetki ve yaptırım gücüyle donatılmış Çalışma Bakanlığı’nı göreve çağırmaktır. Bu, “bizim kadrolu işçilerimiz zaten kadrolu, kadrolu işçilerimizden ölen olmuyor, onlara zaten eğitim veriyoruz” deyip, tersanelerde çalışan ve kâr edilmesini sağlayan işçilerin yüzde 90’ının sorumluluğundan kaçınmayı engelleyecek tek yol olarak gözükmektedir. Bu konuda bir kamuoyu desteği ve yönlendirmesi olmadığı sürece hem Tuzla’da, hem de baş döndürücü bir hızla Türkiye’nin pek çok köyünde açılmakta olan yeni tersanelerde seri ölümlerin devam edeceğini öngörmek, aşikar olduğu kadar acı vermektedir de.

TERSANELER ANA İŞVERENE ODAKLANMALIDIR
İş güvencesinin sağlanmasının, sağlanmadığı zaman yaptırım uygulanmasının alanının devletin sorumluluğundan çıkarılıp (veya hiç bu alana sokulmayıp), aile, hemşehri, tanıdıklık ve vicdani güven temelinde kurulması, ancak bu tip üretim örgütlenmeleri ile mümkün olmaktadır. Dolayısıyla taşeronluk sistemi iş kazasının ortamını hazırlıyor olsa da, konuyu ele alan tespitler sistemden asıl yararlananlara, tüm sorumluluklarından kolayca sıyrılan, üretimi en esnek ve en hızlandırılmış şekilde örgütleyen tersanelerin kendisine, ana işverenlere odaklanmadıkça çözümsüz kalacaktır. Zira bu halleriyle taşeron firmalar sorunun nedeni değil göstergesi ve belirtisidirler. Bu nedenle iş kazalarını sadece taşeronluk sistemine bağlamak sorunların nedenini ve giderilme şartlarının üzerini örtmektedir.



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Çağatay Gökçe  - Ankara
12 Mayıs 2008, Pazartesi 13:30  
Bu olaylara tepkiyi işçiler göstermeli, fakat AKP sayesinde tavan yapan taşeronlaşma yüzünden işçiler ne bir eylem ne de bir basın toplantısı yapabiliyor.Farkettiyseniz işçiler konuşmuyor fazla.Çünkü bu iş yerlerinde 1600 kişiye ihtiyaç varsa 300ü kadrolu ve sigortalı oluyor.Geri kalanlar taşeron firmalardan yani gündeliğe çalışan,sigortasız işçilerden karşılanıyor.Durum böyle olunca işçiler işten atılmaktan korkarak seslerini çıkaramıyorlar.İşçi düşmanı olarak bilinen AKP"den de sendika üyeliklerini özgürleştirmesini ya da taşeronlaşmayı engellemesini beklemiyorum zaten.

harun aladag  - Yurt Dışı
05 Mart 2008, Çarşamba 22:03  
tabiiki bende terhane iscilerinden bir isciciyim ne mutluki türkiye de degilde almanyanin ....... kentinde bir tersane iscisiyim, bastaki büyük baslarin cehaleti ve beceriksizligi olarak görüyorum bu ölümleri, onlarki sadece ceplerine ne kadar daha fazla bir para aktarabileceklerinin hesabini yaparlarken maalesef olan garibim insana oluyor, orada kesinle ne saglik ne güvenlik ve nede baska bir sey var, kesinlikle maskesiz (yapilacak ise göre maske degisir), gözlüksüz, kasketsiz, tulumsuz, demir uclu ayakkabisiz ve eldivensiz calisilmamasi gerekiyor,hayatiniz daha önemli, patronlar asla,

murat çelik  - İstanbul
13 Şubat 2008, Çarşamba 21:55  
evet bende tersanelerde çalışan bir işçiyim. söyledikleri çok doğru ve bir akademisyen olarak gerçekleri ortaya koymuş. tersanelerde çalışma yürüten Limter-iş sendikasındanda komisyonun çalışmaları ile ilgili bilgilerde alıyorum. yetkililer bir an önce harekete geçmeli yoksa ölümler devam edecektir. özellikle sendikacıların dediği gibi taşeronluk kalkmalı vesigortalarımızın ana firma (tersane) tarafından ödenmeli.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları