Rus fotoğraf sanatçılarının Bolşevik Devrimi sonrası ortaya çıkan baskıcı yapıya tepki olarak ortaya çıkan Sessiz Direniş sergisi, İstanbul Modern Sanat Müzesinde açıldı.
İSTANBUL - Sessiz Direniş sergisine ilişkin İstanbul Modernde düzenlenen basın toplantısında konuşan müzenin Fotoğraf Sergileri Küratörü Engin Özendes, resimsellik akımının öncülerinin, fotoğrafın uyum ve dengesinin gerçekçilik etkisinden daha önemli olduğunu savunduklarını, bu nedenle fotoğrafın negatiflerine elle müdahale ya da boyamaya varan değişik teknikler kullandıklarını söyledi.
Özendes, dünyada bu akımın öncülerinin, gerçekçilik eğilimli fotoğrafçılar tarafından, ressam taklidi olmakla suçlandıklarına da ifade ederek, yine de Rus fotoğrafçıların önemli bir kısmının bu akıma sıkı sıkı sarıldığını ve yüzyıl başından 2. Dünya Savaşı dönemine kadar bu çeşit ürünler vermeye devam ettiklerini belirtti.
Engin Özendes, Sessiz Direniş sergisi, sergilemenin yanında bilgilendirmeyi de amaçlayan fotoğraf sergilerimizin ilkidir. Her aşamada uyumlu çalışmaları ve içten yardımı nedeniyle Olga Sviblova ve Moskova Fotoğraf Evi Müzesinin tüm çalışanlarına teşekkür ederim diye konuştu.
SVİBLOVA: ADETA KAÇIŞ ADASI Moskova Fotoğraf Evi Müzesi Direktörü ve serginin Küratörü Olga Sviblova da resimsellik akımının, Rus fotoğraf sanatında Bolşevik devriminin yarattığı köklü değişime uyum problemleri, yaşanan iç çatışmalar ve fakirliğin yarattığı umutsuzluk ortamından kaçış, sanatta da buna paralel gelişen katı gerçekçilik akımına tepki olarak ortaya çıktığını söyledi.
Akımın Rus fotoğrafında, daha sonra Stalin döneminde baskıcı ortamın devam etmesi nedeniyle 1940lara kadar uzanan bir süreçte etkili olduğunu ifade eden Sviblova, sözlerine şöyle devam etti: Bu akım adeta bir kaçış adasıydı. Resimselliği Rus fotoğraf tarihinin yeniden yapılanması olarak tanımlayabiliriz. Resimsellik akımı, bir anlamda direnmenin estetiğidir. İşin özünde aslında protesto vardır. O dönemde Rusyanın katı gerçekçiliğine bakıldığında, bu katı gerçekçiliğe kapalı gözlerin protestosudur. Devrim, tabii her şeyi yerle bir etmişti. Bir anlamda afete yol açmıştı. Bu akım, insanlar yiyecek bir lokma bulamazken, geleceğe dair umut arayışı içindeyken, fotoğraf sanatının yarattığı devrim olarak adlandırılabilir.
Sviblova, 1990lı yıllarda SSCBnin dağılmasıyla her şeyin yüzyıl başındaki gibi tekrar kökten değiştiği Rusyada resimsellik akımının da yeniden önem kazandığını vurguladı.
Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik başlıklı sergide, Alexander Rodchenko, Sergei Lobovikov, Alexander Grinberg, Yuri Yeremin ve Aleksei Mazurinin de aralarında bulunduğu 18 Rus fotoğrafçının 1898den 1940lara uzanan süreçteki üretimlerinden toplam 194 orijinal baskı yer alacak.
Tümü döneminin en seçkin yapıtları olan fotoğraflardan oluşan sergi, 25 Mayısa kadar izlenime açık kalacak.
Öte yandan, sergiye yönelik hazırlanan basın bültenindeki bilgilere göre, Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Bolşevik Devriminden sonra 1920li yıllarda yönetimin zulüm ve baskısı altında kaldılar.
Kişisel varoluşlarını ve estetik deneyimlerini ifade etmeyi arzulayan resimsellik akımının temsilcileri, burjuva ideolojisinin destekçileri, idealist - bireyciler ve devrim öncesi yaşam tarzının savunucuları olmakla, sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerlerini öne çıkarmakla suçlandılar. 1935 yılı sonrasında bu alanda çalışan fotoğrafçılara baskı uygulanmaya başlandı.
Alexander Grinberg, pornografi yayınlamak gerekçesiyle Stalinin kurduğu işçi kamplarından birine gönderildi. Vasili Ulitin, Moskovayı terketmeye zorlandı.
Resimsellik akımı temsilcilerinin yaratıcı çalışmaları engellenirken, 1930ların sonuna doğru yapıtlarını yurt dışında sergilemelerine de izin verilmedi.
Sovyetler Birliği tarihe karıştı ama
hala huzursuz etmeye devam ediyor
anlaşılan. "Bolşevik devrim"in kıtlık,
felaket, yoksulluk yarattığı doğru
değildir. Sanat tarihi açısından
bakıldığında, görüşler tamamen
yanlıştır. Sovyet sanatçıları, özellikle
bahsedilen dönemde, insanlık ve sanat
tarihinde çığır açmış sanatçılardır.
Sinema, müzik, tiyatro, edebiyat,
heykel, fotograf alanında Sovyet
sanatçıları olağanüstü bir yaratıcılık
ve üretimde bulunmuşlardır. Ayzenştayn,
Şostakoviç, Meyerhold, Şolohov, Tatlin,
Rodçenko... Bu isimler, yanlışlamaya
yeter herhalde.
Şener Aslan - İstanbul
13 Şubat 2008, Çarşamba 22:22
Aslında çok anlamlı bir gün, ama bu günü
anlamsızlaştıran piyasa düşkünleri
oluyor her zamanki gibi. Ben sevgilime
kendim hazrladığım birşeyler
göndereceğim, köşesinede yazabildiğim
kadar bir iki dörtlük yazarsam benden
iyi kimse yoktur :) Tektaş yüzük alacak
kadar paranız yoksa, mutlusunuz demektir ;)