DTPli Tuğluk, türban ittifakına askerlerin de destek verdiğini, karşılığında baharda K. Iraka kara harekatı yapılacağını, 301. madde gibi siyasi reformların rafa kalkacağını, Ergenekon operasyonun sınırlarını da bu ittifakın belirlediğini iddia etti.
ANKARA - Türbanla ilgili anayasa düzenlemesine ilişkin DTPnin görüşlerini açıklayan Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, partisinin türban tartışmasında sivil ve askeri otorite ya da muhafazakar tarafta yer almadığını, hiçbir koşula sığınmadan özgürlüklerden yana olduğunu vurguladı. Ancak, bu düzenlemenin AK Parti ve MHPyi özgürlükçü yapmayacağını vurgulayan Tuğluk, Buyrun 301i de kaldırın da demokratlığınıza inanalım. 42. maddede anadil yasağı dururken, özgürlük konusunda tutarlı olunamaz dedi.
DTPli Aysel Tuğluk, konuşma süresini aştığı gerekçesiyle oturumu yöneten Başkanvekili Nevzat Pakdilin mikrofonunu kapatması üzerine yarım kalan konuşmasına operasyon ve çatışmaların bir çözüm olmadığını göstermek için çözüm yürüyüşünü gerçekleştiren halkımızı selamlıyorum diyerek başladı.
Tuğluk, türban sorununun bir çözüme kavuşturulmasının gerekli olduğunu belirterek, partisinin konuya bakışını şöyle özetledi:
HİÇBİR İTTİFAKIN PARÇASI DEĞİLİZ DTP bu sorun etrafındaki yeni dengelerin tarafı değildir. Hiçbir ittifakın parçası değiliz. Otoriter itifakın da, muhafazakar ittifakın da tarafı değiliz. Başörtü meselesinde özgürlüklerden yanayız. Koşul ve zaman bahanesine sığınmadan kişi hak ve özgürlüklerinin yanındayız.
Konuşmasının devamında türban meselesinin istismar edildiğini, toplumun ulusalcı ve muhafazakar kesimlerin kuşatması altında olduğunu söyleyen DTPli Tuğluk, AK Parti ve MHPnin tavrını eleştirerek şöyle devam etti:
SİYASAL İSLAM DEVLETİ DE ELE GEÇİRDİ Otoriter cumhuriyet, siyasal İslama teslim edilmek üzeredir. Mustafa Kemalin cumhuriyeti bitmek üzere, siyasal İslam Cumhuriyeti başlamak üzeredir. Siyasal İslam bugün nihayet iktidarı değil devleti de ele geçirmiştir. Devlet AKPlileşmiştir. AKP devletleşmiştir. AKP cumhuriyeti demokratikleştireceğine siyasal İslamı derinleştirerek toplumsal gerilimi ve kaygıları artıracak bir siyaset tarzı yürütmektedir. Diyarbakırda bu kadar tarikatın önünün açılması sivil toplumculukla ifade edilemez. Dinin siyasette rant uğruna kullanılmasına karşıyız.
Tuğluk, şöyle konuştu: Askeri, siyasi ve bürokratik kesimin oluşturduğu bu anlayış sayesindedir ki Mustafa Kemalin cumhuriyeti, demokratik cumhuriyete dönüştürüleceğine siyasal İslama teslim edilmiştir. Bugün artık, zaten demokrasi yoksunu olan Cumhuriyet, ılımlı İslama doğru kaymaktadır. Bunun böyle olmasında, adı Cumhuriyetle birlikte anılan partinin çok büyük günahı vardır. İktidarın, başta Diyarbakır belediyesi olmak üzere, modern ve demokratik Kürt siyasetinin bütün kazanımlarını ele geçirmek istediğini ileri süren Tuğluk, Kürt sorununun demokratik ve siyasal çözümünü engelleme adına ordusu, AKPsi, tarikatı, gericisi, milliyetçisi birleşmiş, birleştirilmiştir. Ama bu ittifakın sonu, parçalanmış toplum, parçalanmış ülke olacaktır diye konuştu.
ÖZGÜRLÜKSE 301İ DE KALDIRIN Parti olarak kişisel ve toplumsal özgürlüklerin yaşanmasından yana olduklarını belirten Tuğluk, AK Parti ve MHPnin özgürlük söylemine dikkat çekerek şunları söyledi:
Türban simge durumuna getirilmişse de daha fazla suistimal edilmesine izin vermeden özgürlükleri esas alarak bu sorunu çözüme kavuşturmak gerekmektedir. Adaletçi bir yaklaşımla yasaklar ortadan kaldırılmalıdır. Ancak bu düzenleme AKPyi de, MHPyi de özgürlükçü yapmayacaktır. Madem bu kadar özgürlükçüsünüz; buyrun 301i de değiştirelim. Zorunlu din dersini kaldırın, Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini çözüme kavuşturun ki demokratlığınıza inanalım. Kürt sorununu niye orduya, ABDye havale ediyorsunuz sayın Başbakan? Neden bütün hak ve özgürlükler konusunda aynı hassasiyeti göster miyorsunuz. 42 . maddenin başka fıkrasına da anadil yasağı duruyorken özgürlük konusunda tutarlı olunamaz.
İTTİFAKIN GİZLİ GÜNDEMİ KÜRT SORUNU Tuğluk konuşmasının devamında, askerlerin de türban düzenlemesini desteklediğini; bu ittifakın kurbanının Kürtler ve siyasi reformlar olacağını iddia etti:
AKPnin sivil ve askeri ulusalcılarla oluşturduğu bu gerici ittifak Türkiye demokrasininin üzerinde oluşturulan yeni hegamonyadır. AKP ve MHPnin oluşturduğu bu otoriter- muhafazar ittifakın kurbanı, başta Kürtler olmak üzere, 301. madde ve demokrasi hedefini içeren anayasa çalışması ve diğer siyasi reformlar olacaktır. Askerin de içinde yer aldığı bu ittifakın gizli gündemi Kürt sorunudur. Kürtlerin özgürlük ve hak talepleri bu güçlerin kimi çıkarları uğruna yine orduya havale edilmiştir.
KATLİAMA İZİN VERİLEREK UZLAŞMANIN ÖNÜ AÇILDI Türban anlaşması karşılığında, Iraktaki PKK varlıklarına karşı sürdürülen sınırötesi operasyonun baharda kara harekatı ile devam etmesinin sağlandığını, Ergenekon operasyonunun sınırını da yine türban anlaşmasının belirlediğini iddia etti:
Baharda kara harekatı gibi sonuçları, bir katliamı andıracak maceralara izin verilerek bugünkü uzlaşmanın önü açılmıştır. Sınırötesi operasyonlar bu ülkeyi Irakta kaosa sürükler. Aralarında JİTEMin kurucusunun da bulunduğu, askeri ve siyasi bürokraside uzantıları olduğu tahmin edilen Ergenekon çetesine yönelik operasyonun sınırını da yine bu ittifak belirlemiştir.
sonuna kadar katılıyorum bu
söylenenlere.madem özgürlükten
bahsediyosunuz ilk önce kendi
ülkenizde yaşayan insanların haklrını
verin[kendi dilleriyle konuşup eğitim
görmelerini kendilerini rahatlıkla
ifade etmelerini öteki kimliğinden
sıyrılmalarını kültürleriyle tarihiyle
özgürce yaşamaları vs]ve birşey daha
ergenekon meselesi neden gündemden
alındı neden peşinden gidilmedi ve
daha birçok failin yakalanmasının yolu
açılmadı?o sır perdeleri aralanmadı?
herkes kendi çıkarları peşinde kalkıp
demokrasi özgürlük eşitlik gibi
sözcükleri ağızlarına dolayıp
insanları kandırmaktan vazgeçsinler
eren kaya - Yurt Dışı
08 Şubat 2008, Cuma 18:50
DTP yi bu Calismalardan dolayi
kutluyorum ve insallah bilgili
Insanlar bu Sözleri esas
alir,özgürlükcü olmak sadece Türbani
serbest birakmakla olmaz,Ülkede daha
cook Yasaklar var.Kürt Sorunundaki
Yasaklari niye kaldiramiyor akp ve
mhp??
Ayhan Yilmaz - Yurt Dışı
08 Şubat 2008, Cuma 16:58
Söylediklerinize katilanabilinir,
özgürlükcü söylemler, ancak pek inandirici
degil cünkü bu özgürlükcü söylemleri PKK
ya yönelik de ifade etmeniz gerekir. PKK
da cikisindan beri özellikle kendi
icindekilere ve disindakilere yönelik
baski ve siddet uygulamistir
uygulamaktadir. Ama sizler ve bir takim
"özgürlük" lükcü cevreler, sessiz
kalarak korkak ve göreceli
davraniyorlar. Özgürcülük, ciddiyeti, ve
tarafsizligi gerektirir. Devlet yaparsa
kötü PKK yaparsa kötü degildir tavri
bugün DTP ve benzeri hareketlerin elini
baglayan, gelismesini engelleyen en
önemli unsurdur.