Gazeteci Hrant Dink cinayeti öncesi ve sonrasındaki gelişmelerin ayrıntılı biçimde değerlendirildiği raporda, ifadenin suç sayılmasının, Türkiyede insan haklarının korunmasının önündeki en büyük engel olduğu görüşü dile getirildi. Raporda, Hrant Dinkin 2006 yılında yazılarından ve konuşmalarından dolayı sık sık kovuşturmaya uğradığı ve Türk Ceza Kanununun 301. maddesi uyarınca yargılandığı için olumsuz bir şekilde gündeme geldiği belirtildi.
Raporda, Hrant Dinkin oğlu ve Agos gazetesinin editörü Arat Dink ve gazetenin imtiyaz sahibi Serkis Seropyanın da 301. madde uyarınca Türklüğü aşağılamak suçundan bir yıl ceza aldıkları, cezalarının daha sonra ertelendiği hatırlatıldı.
HÜKÜMETİN 301 ADIMLARI YETERSİZ
Türkiyede insan hakları savunucusu bazı kişilerin ölüm tehditleri aldığı, derneklere yönelik uzun ve yorucu kayıt prosedürleri ile yasal kısıtlamaların devam ettiğini öne sürülen raporda, hükümetin 301. madde gibi ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırma konusunda gerekli adımları atmadığı eleştirisine yer verildi.
Raporda, DTP hakkında açılan kapatma davasının hala Anayasa Mahkemesinde beklemede olduğu, birçok parti yetkilisi hakkında çeşitli ifadelerinden ötürü dava açıldığı kaydedildi.
Türkiyede mahkemelerin hak ihlali ve görevi kötüye kullanma ile suçlanan güvenlik güçleri mensuplarına karşı müsamaha gösterdiği iddia edilen raporda, Kızıltepede Ahmet ve Uğur Kaymazın öldürülmesi davasında sanık olan dört polis memurunun beraat etmeleri bu iddialara örnek gösterildi.
GAZZE ABLUKASI TOPLU CEZALANDIRMA
Ortadoğu ve Irakta yaşananlar da, örgütün eleştirdiği konular arasında. HRW raporunda, İsrailin Gazze ablukası, burada yaşayan insanları ihtiyaç duydukları yiyecek, yakıt ve ilaçtan mahrum bırakmaktadır. Bu, uluslararası kanunları ihlal eden bir toplu cezaladırmadır ifadesine yer verildi.
İsrailin Ocak-Ekim 2007 arasında düzenlediği saldırılarda çoğu şiddete bulaşmamış birçok Filistinlinin öldürüldüğü belirtilen raporda, İsrailin sivillerin öldürülmesini soruşturmayarak, işlenen suçların cezasız kalmasını teşvik edici davranışlar sergilediği ifade edildi.
Filistinli silahlı grupların İsrailde insanların yaşadığı bölgelere körlemesine roket atışlarının da belirtildiği raporda, bunun da uluslararası hukuku çiğnediği kaydedildi.
IRAKTA ETNİK TEMİZLİK SÜRÜYOR
İnsan haklarının 2007de Irakta daha da kötüleştiği belirtilen raporda, ABD ordusunun Şubat 2007de başlattığı güvenlik planına rağmen bu ülkede sivillerin öldürülmesinin ve etnik temizliğin devam ettiği kaydedildi.
Ağustos ayında Yezidi toplumuna mensup 500 kişinin öldüğü ve ABDnin Irakı işgal ettiği Mart 2003ten sonra düzenlenen en kanlı saldırı olarak kayıtlara geçen saldırının örnek gösterildiği raporda, Iraktaki cezaevlerinin aşırı kalabalık olduğu, adli sistemin ağır işlediği ve cezaevlerinde kötü muamele ve işkencenin rapor edildiği ifade edildi.
Raporda, ayrıca, Irak Başbakanı Nuri El Malikinin hükümetinin daha da parçalanmış olduğuna işaret edilirken, petrol gelirlerinin dağılımına ilişkin kanun tasarısının da parlamentoda masada kaldığı belirtildi.
ABD tarafından devrilen ve Duceyl davasında idama mahkum edilen Irakın eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyinin idam ediliş biçiminin Sadda Hüseyinin mensubu olduğu Sünnilerin endişelerini alevlendirdiğine işaret edilen raporda, Amerikan özel güvenlik şirketi çalışanlarının Irakın başkenti Bağdatta 17 sivili öldürmesine de değinildi.