Dünyanın en derin batırma tüneli unvanına sahip Marmaray Projesini 2007 yılında 1318 kişi ziyaret etti. Ziyaret edenler arasında Japonlar, Almanlar, İngilizler, Hollandalılar, Danimarkalılar ve İspanyollar da var.
İSTANBUL - Marmaray Projesini 2007 yılında ziyaret eden 1318 kişiden 407sini Japonyanın yanı sıra Almanya, İngiltere, Hollanda, Danimarka, Slovenya, Macaristan, Hırvatistan, Yunanistan ve İspanya gibi çeşitli Avrupa ülkelerinden gelenler oluşturdu. Projeyi, 14ü Almanya, Yunanistan, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerden olmak üzere 53 basın mensubu da ziyaret etti.
Marmaray Bölge Müdürü Dr. Mühendis Haluk İbrahim Özmen, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ulusal ve uluslararası basında projenin sık yer alması nedeniyle projeye ilginin fazla olduğunu dile getirerek, yurt dışındaki üniversite ile mimar ve mühendislik alanlarında kurulu sivil toplum örgütü üyelerinin de zaman zaman gezi taleplerini kendilerine ilettiklerini söyledi.
Özmen, bazı turizm firmalarının da projeyle ilgili tur düzenlediğini belirterek, bakanlığın verdiği izin çerçevesinde belli periyotlarda projeye ilgi duyan, teknik altyapısı olan grupların bu tip turlara katılıp projeyle ilgili çalışmaları yerinde görebildiklerini anlattı.
Belgesel yapmak amacıyla Discovery ve National Geographic kanallarının da belli periyotlarda gelip çekim yaptıklarını dile getiren Özmen, Discoveryde önümüzdeki aylarda ilk bölümünün yayına gireceğini kaydetti.
Özmen, gelenlerin kafasında projeye ilişkin bir şey oluşturmak amacıyla belli alanları ön plana çıkardıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Örneğin Tuzladaki tüp üretim alanları insanların kafasında bir şey oluşması, kalmasını sağlayacak sahalar. Buraları mutlaka gösteriyoruz. Arkeolojik kazı alanları da bir cazibe merkezi. Burası yalnızca mühendisler değil, arkeolojiye ilgi duyanların da gelip görmek istedikleri bir yer. Üsküdarda batırma tüp tüneli var. Buraya herkes girmek istiyor. Suyun altında 40 metre derinlikte yaklaşık 218 basamak iniyorlar, denizin 45 metre altında başlıyorlar yürümeye. Şu anda hemen hemen 675inci metreye geldik. Boğazın neredeyse ortalarındayız. İnsanlar denizin altında yürüyor, bulunmayacak bir fırsat. Sistem inşaatı bittikten sonra ancak trenle geçebileceksiniz, yürüyerek geçemeyeceksiniz.
BOĞAZIN PROJEYE ETKİLERİ İstanbul Boğazının, yapımı açısından projeye ilginç özellikler kattığını, bu nedenle de yurt dışından projeye olan ilginin çok fazla olduğunu dile getiren Özmen, İstanbul sismik aktivitenin içinde yer alması nedeniyle ilgi çekiyor. İstanbul Boğazı dünyada eşi benzeri olmayan bir yer. Akıntının çok fazla olduğu bir yer. Ulusal ve uluslararası deniz trafiği çok yoğun. Yılda 50 bin civarı boğazdan gemi geçişi oluyor. Çok büyük rakam bunlar dedi.
Özmen, boğazın topoğrafyasına bakıldığında oldukça derin bir yapısı olduğunu da vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bugüne kadar dünyada 150nin üzerinde tüp geçiş projesi hayata geçirilmiş. Bunlardan bir kısmı servis amaçlı, elektrik, su gibi tesisleri geçirebilmek adına yapılmış. Geri kalanlar da ulaşım amaçlı planlanmış. Bunların arasında baktığınızda en derin batırılan tüp tünel Amerikada yaklaşık 40 metrede. Bizim projede ilk batırdığımız tüpten itibaren her batırdığımız tüpte Amerikadaki tünelin rekorunu tekrar kırdık. Şu anda 52. metredeyiz. 3 numaralı tüpü batırdığımızda 60 metreyle bu tünel dünyanın en derine batırılmış tüp tüneli olarak kayıtlara geçmiş olacak. Bu nedenle gezi talepleri yoğun. Bu da ülkemizin tanınması adına bizim için bir fırsat diye düşünüyoruz.
KAMERALARLA 24 SAAT GÖRÜNTÜ AKTARIMI Hemen hemen Avrupadaki tüm ülkelerinden ziyaretçi geldiğini belirten Özmen, Avrupa İnşaat Mühendisleri Birliğinden gelen bir grup oldu. Bilimsel düzeyde olayı değerlendirdiğinizde hemen hemen bütün ülkelerdeki üniversitelerden buraya talep gelmesini gerektirecek bir çalışma var. Gelenler bir daha geliyor dedi.
Projenin hem 1. hem de 2. bölümde yabancı çalışanlar bulunduğunu anlatan Özmen, 1. bölümde ağırlıklı olarak bulunan Japonların yanı sıra Amerika, Güney Afrika olmak üzere değişik milletlerden yaklaşık 70 çalışan olduğunu söyledi.
Özmen, projenin 2. bölümünde sahalarda çok yoğun bir iş olmamasına rağmen, Japon ve Fransız müteahhit firmalarında çalışanların çoğunun Fransa, İngiltere ve Japonya olmak üzere değişik ülkelerden olduğunu anlattı.
Çalışmaları sürekli hem canlı görüntü hem de fotoğraf olarak kayda aldıklarını dile getiren Özmen, Elimizde arşiv oluşturuyoruz. Biz kendi belgeselimizi zaten hazırlıyoruz. İki web sitemiz var. www.marmaray.com.trde son bilgiler var. Bize ulaşmadan bilgi alınabiliyor. www.marmaray.com sitesinde de inşaat alanlarından canlı görüntüler izlemeniz mümkün. Kameralarla 24 saat görüntü aktarımı sağlanıyor şeklinde konuştu.
SON TÜP TÜNEL EKİM AYINDA BATIRILACAK Arkeolojik çalışmaların uzun sürmesi nedeniyle projenin 2011 yılı Ekim ayında bitirilmesinin planlandığını ifade eden Özmen, projenin 1. aşaması 13,3 kilometrelik Boğaz Demiryolu Tüp Geçiş Kısmındaki çalışmalarda tünel açma çalışmalarının devam ettiğini, deniz dibine batırılacak 11 tüp tünelden 5inin batırılma işleminin tamamlandığını söyledi.
Özmen, kış aylarında deniz koşullarının ağır olması nedeniyle Mart ayına kadar batırılma işlemlerine ara verildiğini belirterek, geri kalan 6 tüp tünel elemanının da batırılma işlemlerini Ekim ayında tamamlanacağını anlattı. 135 metre uzunluğunda ve 15 bin ton ağırlığındaki bu tüplerin, 30 santimetre kalınlığında bir çeşit conta ile vakumla birbirine bağlandığını ve izolasyonunun sağlandığını dile getiren Özmen, projenin en önemli ayaklarından olan bu iş tamamlandığında boğaz geçişi boyunca 1387 metre uzunluğunda tüp-tünelin batırılmış olacağını ifade etti.
Özmen, projenin Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı (DLH) Genel Müdürlüğü, Japon yüklenici firma Taisei Corporation, Gama-Nurol şirketi ve Avrasya Müşavirlik firması tarafından yürütültüğünü dile getirerek, projenin en önemli avantajının, Gebzeden Halkalıya kadar İstanbulun 2 uç noktasını birleştirecek 77 kilometre uzunluğunda bir raylı sistem ortaya çıkararak bu mesafeyi 1,5 saate düşürmesi olacağını söyledi.
PROJE SONRASI İSTANBUL Projeyle, tarihi yarımadada araç trafiğinin etkilerinin azaltılacağını ve ulaşım sorununa uzun süreli çözümler getirileceğini ifade eden Özmen, bu şekilde tarihi ve kültürel çevrenin korunmasına katkı sağlanacağını anlattı.
Özmen, boğazın hiçbir kesitinde değişikliğe yol açmayacak projenin, Yenikapıda İstanbul metrosu, Aksaray-Havaalanı hafif raylı sistemi ve Esenler-Bağcılar hafif raylı sistemine, Sirkecideki Eminönü-Zeytinburnu tramvayına, Bakırköyde Bakırköy-Avcılar-Beylikdüzü raylı sistemine, Kadıköyde Kadıköy-Kartal metrosuna ve Üsküdarda Üsküdar-Ümraniye tramvayına entegre edileceğini; bu sistemle, Sabiha Gökçen ve Atatürk havalimanlarına da hızlı, konforlu ve güvenilir bir toplu taşıma sisteminin de sağlanmış olacağını kaydetti.
Projenin 3. aşamasında İstanbuldaki banliyö hatlarının yüzeysel metroya dönüştürüleceğini aktaran Özmen, Gebze-Haydarpaşa ve Sirkeci-Halkalı banliyö hatlarının 36 istasyonu yenilenirken, demiryolu hat sayısının da 3e çıkarılacağını belirtti.
Özmen, Yenikapı, Sirkeci ve Üsküdar istasyonları yer altında, Kazlıçeşme istasyonunun da ise yüzeyde bulunacağını ifade ederek, sistemin toplam uzunluğunun 13 bin 558 metre, su yüzeyinden derinliğinin ise 60 metre olacağını kaydetti.
Batırma tünelin yüksekliği 8,6 metre, genişliği ise 15,3 metre olurken, tünelde gidiş ve geliş olmak üzere 2 hat bulunacağını dile getiren Özmen, tüp tünelin bir özelliğinin de elemanlarının Türkiyede imal edilmesi olduğunu dile getirdi.