Washingtonda Rumi Forumun düzenlediği toplantıda Türk-Amerikan ilişkilerini değerlendiren Kınıklıoğlu, Eğer 106 sayılı Ermeni tasarısı kongreden geçseydi ve ABDden PKK konusunda ciddi bir işbirliği görmeseydik, ilişkilerde çok ciddi bir stratejik kopma yaşayabilirdik. ABDnin dikkatini çekmek için, 100 bin askeri Irak sınırına sevketmek gerekti dedi.
Kınıklıoğlu, 5 Kasım 2007de Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın, ABD Başkanı George W. Bush ile Beyaz Sarayda yaptığı görüşmenin ardından, ABDnin istihbarat paylaşımı mekanizmasını devreye soktuğunu ve kısa dönemde alınan sonuçların, ilişkilerin gidişatını olumlu yöne çevirdiğini kaydetti.
Kınıklıoğlu, Amerikan tarafının rasyonel kararlarının, durumu düzeltmekte yardımcı olduğunu belirtirken, istihbarat paylaşımıyla alınan sonuçların, Türkiyede, ABDye karşı sempati yarattığını ifade etti ve Türkiyede Amerikan karşıtlığının, ABDnin kültürüyle değil, politikalarıyla bağlantılı olduğunu ve bunu değiştirmenin daha kolay olduğunu söyledi.
Ermeni iddialarına, Demokrat Partili başkan adayları Barack Obama ve Hillary Clintonın destek vermesinin kendisini şaşırtmadığını belirten Kınıklıoğlu, adayların bu konuda asıl sınavı, başkan seçildikten sonra vereceğini ifade etti.
Kınıklıoğlu, Türkiyede üniversitelerde türbanın serbest bırakılması tartışmalarıyla ilgili bir soru üzerine, Biz bu meselenin, kadının kişisel tercihi ve hakkı olduğuna inanıyoruz dedi.
Atatürke hakaretten hakkında dava açılan akademisyen Atilla Yayla ile ilgili bir soruya karşılık da Kınıklıoğlu, Bu mesele, demokrasimizin nereye gittiğine dair ilginç bir sınav. Çok şanssız bir olay. Biz değişimden geçiyoruz. Ancak bunları aşma kapasitemiz de mevcut diye konuştu.
Kınıklıoğlu, nobel ödüllü yazar Orhan Pamuka da değindi ve Pamuku sevmeyebilirsiniz ancak görüşlerini ifade etmek hakkıdır dedi.
Kınıklıoğlu, bir başka katılımcının, Başbakan Erdoğanın, kendisini konu olan bazı karikatürlerle ilgili dava açtığını hatırlatması üzerine, ifade özgürlüğünün ayrımcı olamayacağını ancak siyasi kültürün de bir gecede değişmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Kınıklıoğlu, Türkiyede yavaş yavaş bir değişimin gözlendiğini ifade ederek, AB süreci ilerledikçe, ifade özgürlüğü ve bu özgürlüğün sınırları konularının daha çok tartışılır hale geleceğine işaret etti. Danimarkada bir gazetenin İslam dünyasını rencide eden karikatürünü hatırlatan Kınıklıoğlu, İslam dünyasında da Türkiyede de ifade özgürlüğünün sınırlarının ne olacağı, kutsal meselelere dokunulup dokunulamayacağının tartışılmasının önemli olduğunu ifade etti.
AB yolunda ilerlemede Türkiyenin kararlı olduğunu belirten Kınıklıoğlu, Türkiyenin üyeliğine karşı sözler sarfeden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozyye gönderme yaptı ve Pariste Sarkozy ne laf ederse etsin, biz AB sürecinde devam edeceğiz dedi.
Türkiyenin, Sudan cumhurbaşkanını ağırlamasının nedenini soran bir katılımcıya da Kınıklıoğlu, bu konuda fazla bilgisi olmadığını belirtti ve Ziyaret, Washington ve başka yerde endişe yaratmış olabilir ancak Sudan cumhurbaşkanının kimliği, pozisyonu Türkiyede pek bilinmiyor dedi. Kınıklıoğlu, Sudanın elit yönetiminin, Türkiyenin Osmanlı geçmişini takdir ettiğini, ayrıca ilişkilerin petrol arama benzeri ticari boyutunun bulunduğunu sözlerine ekledi.