Buradaki konuşmasında türban tartışmasına değinen Baykal, Herkesin inancı, düşüncesi, kimliği saygıdeğer. Hepsinin başımızın üzerinde yeri var. Devlet de herkesin devletidir. Devlet hepimizin, herkesin devletidir. O mezhebin de devletidir, bu mezhebin de devletidir. O inançta olanın da devletidir, bu inançta olanın da devletidir. Kadınların da devletidir, erkeklerin de devletidir. dedi.
Neye inanıyorsa inansın devletin, herkesin devleti olduğunu vurgulayan Baykal, Devlete bir üniforma giydirmek, devleti bir inancın simgesi haline dönüştürmek, o inancın dışındaki insanları dışlamak anlamına gelir. Bu yanlıştır. Herkesin inancına, yaşayışına saygımız var. Herkesin özgürce yaşaması gerektiğine inanıyoruz dedi.
Deniz Baykal, kimsenin, kimsenin kılık ve kıyafetine karşı çıkma hakkı olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:
Herkesin kılık kıyafetine saygı gösteriyoruz, ama devleti bir kılık kıyafet içine sokmanın yanlış olduğunu söylüyoruz. Devlete bir üniforma giydirmek, devleti bir inancın simgesi haline dönüştürmek, o inancın dışındaki insanları dışlamak anlamına gelir. Bu dışlayıcılıktır, bu yanlıştır. Bu güne kadar devletin üniforması yok diye bir sıkıntı mı ortaya çıktı? Devletin üniforması yok diye hak ve özgürlüklerde bir kısıtlama mı vardı?
Böyle bir durumun Atatürkten Özala kadar kimse tarafından fark edilmediğini ifade eden Baykal, kimsenin Türkiyenin Anayasası ve hukukuyla bir derdi olmadığını, birden bire demokrasi, insan hak ve özgürlükleri ile ilgili sorunların ortaya çıktığını, bunun sonucunda da devletin belli bir kimliğin parçası haline dönüştürülerek bu sorunu çözebilmek için teklifler ortaya atıldığını anlattı.