Yeni Türkiye veya Ortadoğu’nun Japonyası
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Yeni Türkiye veya Ortadoğu’nun Japonyası

“Ortadoğu’nun Japonyası, AKP’nin Özal’ın projesini yapılandırması sayesinde gerçek oldu. Şu an Türkiye dünyanın 17’nci ekonomik gücü ve Ankara, Sünni Arap ülkelerin, Siyonist İsrail ve Şii İran’dan çok kendisiyle işbirliğine hazır olduklarının farkında.”

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Abdulazim Hammad*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 20:06 TSİ 25 Ocak 2008 Cuma

KAHİRE - Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son Mısır ziyaretinin gelişmeleriyle birlikte, hali hazırda Türkiye’de iktidardaki AKP hükümetinin ilk dışişleri bakanı olmuş Kahire’nin eski Türk büyük elçisi Sayın Yaşar Yakış’ın sözleri kulaklarımda çınlıyordu.
Haberin devamı

Sayın Yakış’ın Giza’nın Nil sahiline uzanan ve çok önceleri Mısır Sultanı Hüseyin Kamil’in kızlarından birinin sarayı olmuş evinde akşam yemeğindeki tek misafiriydim. Türkiye ve Mısır’ın Ortadoğu’nun geleceğine liderlik etmeye en layık iki ülke olduğu yönündeki yaklaşımının doğruluğuna kanıtlar sunarken kullandığı onaylama tarzındaki sorusu şuydu: ‘Türklerin Anadolu’ya gitmeden önce Mısır’a geldiklerini biliyor muydun?’

Yaşar Yakış, sözleriyle Ortadoğu’daki ilk Türk devletinin yani Tolonların Mısır’da kurulduğunu kast ediyordu. Tolonları bir diğer Türk devleti Ihşidiler izledi. Ardından ikinci Memlükler devletinden Osmanlı çağına ve son olarak Mehmet Ali Paşanın devletinin ortaya çıkışına kadar Türk çağı devam etti.

Özelde Mısır ve genelde Arap dünyasına açılmak, Türkiye’nin yeni dış politikasının en önemli siyasi dinamiklerinden oldu. Yani Türkiye, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle ve Soğuk Savaş dönemlerinden miras kalan sistem ve yöntemlerin Türkiye’nin ihtiyaçları ve çıkarlarına karşılık vermekte aciz kalmasının kesinleşmesiyle birlikte, iç ve dış önceliklerini yeniden düzenledi.

Ordu, General Kenan Evren kanalıyla ülkenin direkt yöneltilmesini adım adım bırakıyordu. Milliyetçi partiler ile askeri kurum tarafından desteklenen laik ve solcu partiler arasındaki sahayı dolduran Anavatan Partisi’ni kurmak için Dünya Bankası’ndan Turgut Özal çıkageldi. Ardından Özal cumhurbaşkanı makamında Evren’in halefi oldu. Böylelikle Türk sivil toplumu ile ordu arasında, iktidar ve siyasete gerçekçi katılım üzerine kurulu hassas denge süreci açılmış oldu ve bu süreç şu ana kadar sürdü.

Fakat yeni Türkiye, dış politikasının önceliklerini yeniden düzenleme ihtiyacındaydı. NATO paktına üyeliği ekonomik küreselleşme çağına hazır olması için yeterli değildi. AB’ye üyelik ise şu süreçte ülkenin en önemli ulusal güvencesi olsa da, Avrupa’daki muhafazakar ve sağcı muhalefeti dize getirmek, bu muhafazakarlar ve sağcılarla mücadelede Avrupalı demokrat ve sol güçlerin gerekçelerini güçlendirmek gerekiyordu. En kestirme yol ise yeni Türkiye’nin AB’ye ilave bir yük değil, ödül olmasıydı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Türkiye’yi Ortadoğu’nun Japonyası’na dönüştürmek, yani ülkeyi sanayi alanında bölgedeki birinci sanayi ekonomik güç haline getirecek derecede kalkındırmak amaçlı projesi bu noktada start aldı. Bu proje doğrultusunda Türkiye, bölgesel önemini katlayacak ve halkının rahatını artıracak şekilde ilham, uzmanlık ve yatırımlar ihraç etmek suretiyle, sanayisini modernleştirme ve ekonomik kalkınma noktasında bütün bölgeye liderlik edecekti.

Bütün dünya ve özellikle de Avrupa ve ABD bölgeyle ilgili konularda bu liderliğe muhtaç. Ayrıca Türkiye’nin bu konumu, muhtemel rakiplerin- İsrail ve İran- hiçbirine bölgeye liderlik etme, kontrolüne alma veya Türkiye’yi Toros dağlarının arkasında izole etmesine izin vermeyecektir.

Ortadoğu’nun Japonyası, AKP’nin Özal’ın projesini yapılandırması sayesinde gerçek oldu. Şu an Türkiye, dünyanın 17’nci ekonomik gücü ve Ankara, Sünni Arap ülkelerinin Siyonist İsrail ve Şii İran’dan çok kendisiyle siyasi, stratejik ve ekonomik işbirliğine daha fazla hazır olduklarının farkında.

Bu anlam itibariyle Mısır, Türkiye için en ideal ortak haline geldi. Zira Mısır, Arap dünyasının gerçek anahtarı. Nüfus olarak en kalabalık ve köklü deneyime sahip, istikrar bakımından en güçlü Arap ülkesi olup modern çağların başlamasından bu yana Türkiye ile birlikte kültürel, ekonomik ve askeri olarak Sünni Araplara liderlik etti.

Ankara ile Kahire’nin bakış açılarında büyük bir farklılık olmadığını söylemeye ihtiyaç yok kesinlikle. Türk amcaoğluyla işbirliği yapmanın, yabancı İsrail ile işbirliği yapmaktan daha iyi ve daha güvenilir olduğu kesin. Ayrıca sanayi modernleşmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma, barışçıl ilişkiler üzerine kurulu Türk projesi, Mısır’ın benzer tercihleriyle örtüşüyor. Hiç kuşkusuz bölgesel süper güçlerin sayısının artması ve denge oluşturmaları Mısır ulusal güvenliğinin çıkarına olduğu gibi genel olarak Arap ulusal güvenliğinin lehinedir.

Mısır-Türkiye ilişkileri geçtiğimiz yirmi yıl zarfında bütün platformlarda yüksek derecede karşılıklı güvenle belirginleşti ve bu yirmi yılda Türk siyasetinde meydana gelen bütün değişimlere rağmen gelişmesini sürdürdü. İşte şimdi serbest ticaret anlaşmasıyla başlayarak ve dev sanayi bölgeleri açarak bu ilişkiler geniş kapsamlı ekonomik katılım yönünde verimli bir sürece giriyor.

*Mısır’da yayımlanan El Ehram gazetesi, 21 Ocak 2008 Yazı işleri müdürü,
Arapçadan çeviri: Halil Çelik



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları