Ortadoğu’nun geleceğini Türkiye belirleyecek
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Ortadoğu’nun geleceğini Türkiye belirleyecek

“Türkiye Ortadoğu’yu yeniden Osmanlılılaştırma imkanı verecek dinamiklere sahip. Bunu hızlandıracak 2 önemli etken; AB umutlarının çıkmaza girmesinin yakın olması ve Türkiye’nin, kendisini 60 yıl kollayan ABD’li dadının sütünden kesilmesinin yaklaşması.”

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Saad Muhyu*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 20:03 TSİ 25 Ocak 2008 Cuma

- ABU DAB? - Stratejik soru ?u: Ortado?u bölgesinin gelece?inin yap?s?n? belirleyecek en önemli devlet hangisi? Stratejik yan?t ise, ‘Türkiye, Türkiye ve yine Türkiye.’ Peki niçin ?ran, ?srail, M?s?r veya Suriye de?il de Türkiye?
Haberin devamı

Çünkü bölgedeki bu tarihi ve eksen devlet, kendisine Ortadoğu’yu yeniden Osmanlılılaştırma imkanı verecek gücün bütün dinamiklerine sahip: Türk milli kenetlenmesi, gelişmiş ve uluslararası alanda görülen askeri güç, modern ve gelecek vaat eden ekonomi ve son olarak İslam ile demokrasi arasında hali hazırdaki evlilikte saklı ideolojik cazibe.

Sonra ortada bu ‘yeni Osmanlıcılığın’ doğuşunu hızlandıracak bir başka iki etken daha var. İlki Türkiye’nin AB cennetine girişi noktasındaki bütün umutlarının çıkmaza girmesinin yakın olması. Bu durum Türkiye’yi kendi coğrafyası- Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlarda bir başka tarihi rol aramaya sevk edecektir.

İkincisi ise Türkiye’nin, kendisini 60 yıl kollayan ABD’li dadının sütünden kesilmesinin yaklaşması.

Bu son etken bu süreçte en önemli etken olabilir. Zira bu etken, Türkiye’ye ABD’den yarı bağımsız bir dış politika izleme imkanı verecek ve bu üç bölgedeki liderlik projesini kat kat değerli kılacaktır. Bu olası bağımsızlık eğiliminin ayak izleri her yere yayılmış durumda. 22 Temmuz seçimleri, Türk-Amerikan koalisyonunun rolü ve Ankara’nın dış politikasının gelecekteki eğilimleri hakkında siyasi bir dizi tartışmayı başlatmıştı.

Tartışmalar şu türden soruları körükledi: Acaba Türkiye Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerikan koalisyonuna ihtiyaç duyuyor mu? ABD’nin kuzey cephesini açarak savaşa sürüklemek için 2003’te Türkiye’ye baskı yapması- ki Türk parlamentosu bunu reddetmişti- ve ABD’nin Ortadoğu ve Avrupa’da bu derece halk desteğini kaybetmesi sonrası, bu koalisyonun bir değeri var mı?

Washington Uzakdoğu Araştırmalar Merkezi şöyle diyor:”‘Bu soruların yanı sıra ABD’nin Irak’taki şartlarının kötüleşmesi ve Kuzey Irak’taki Türk askeri güç kullanımı etrafındaki daimi tehlike, Türk-Amerikan ilişkilerini uluslararası çalışma cetvelinin başına koydu.”

Merkez ayrıca şunu da ekliyor: “Ankara ve Washington’un aralarındaki ‘yabancılaşmayı’ azaltmakta istekli oldukları doğru; ancak şu an ilişkileri birbirlerini yanlış anlamayı aştı ve bu durum, ilişkilerin geleceği ve Ortadoğu’da bölgesel güvenliğin yapısı üzerinde ağır gölgesini bırakacaktır.’

AK Parti’nin Türk siyasetinde siyasi bir güç olarak belirmesi, ilişkilerdeki bu yabancılaşma ile aynı zamana denk geldi. Geçmişte iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar stratejik koalisyon çerçevesinde kalıyordu. Fakat şimdi Sovyetler Birliği’nden hareket alan ortak tehlikenin yokluğu ve Türkiye’deki yeni sivil-askeri dinamiklerle birlikte, ortada Türk-Amerikan koalisyonunun geleceğini yeniden irdeleme yönünde bir ihtiyaç söz konusu. Özellikle de Ankara’nın Irak’taki Amerikan savaşına katılmayı reddetmesiyle açıkça ifadesini bulan, aralarındaki ortak stratejik vizyonun parçalanması sonrası durum böyle.

Bu gelişmeler Washington’da birçoklarını, koalisyon şartlarının kötüleşmesinin sebebinin AK Parti’nin yükselişinden kaynaklandığı yönünde bir görüşe sevk etti. Fakat Washington, Türkiye’nin Ortadoğu’daki liderliğini kabul etmesi durumunda, bu partiyi bölgede kendisinin en iyi stratejik ve ideolojik müttefiki olarak görebilir. Peki ilk stratejik sorumuza yanıt vermiş olduk mu? Orta ve uzun vadede belki evet.

*Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayımlanan El Haliç gazetesi, 11 Ocak 2008
Arapçadan çeviri: Halil Çelik



 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

mecit YILMAZ  - Trabzon
18 Şubat 2008, Pazartesi 10:52  
ah benim kardeşlerim.biz ne zaman kaybettik Osmanlı ruhunu şimdi tekrar bulmaya çalışalım.o her zaman içimizdeydi. bunun tüm dünya alem farkında ama bi tek biz bilmiyoruz.yazık.tabiki amerika bize bizde ona muhtacız.ama keşke keşke balkanlardaki kardeşlerimizin elinden tam olarak tutabilsek keşke eskisi gibi ortadoğuya adaleti huzuru getirecek cesaretimiz olsa.cesaret diyorumçünkü gücümüz ve potansiyelimiz var.BÜYÜKANIT siaysete karışacağına TURAN yolunda planlar yapsa ya keşke bak o zaman dünya nasıl değişiyor

Tanju mursel  - Yurt Dışı
10 Şubat 2008, Pazar 14:02  
yazinizi okudum.. vucudum urperdi keske oyle olsa da malesef azicik hayal.. Balkanlar osmanliya agliyor, gel diyor.. eger ki geleckse ilk bayragi acacak ta benim!

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları