Amerika’da savaştan dönen askerlerdeki Vietnam Sendromu’nu tedavi eden Dr. Grove, ordudan ayrılınca tüm düzenin bozulduğunu söylüyor. Sosyolog Prof. Narlı da, bir askerin savaş sonrası duygusunu, notlarından şöyle aktarıyor: İçimde öldürme duygusu var!
İSTANBUL - Amerikalılar, Vietnam Savaşı’nda yaşadıkları travmayı, bugün yeniden yaşıyor. Savaştan dönen askerler Vietnam Sendromu nedeniyle sivil hayatta askeri üniformalarını giyip, silahlarını kapıp şiddet saçıyor, öldürüyorlar. NTVMSNBC, Türkiye’de de Güneydoğu’da çatışmalara katılan asker ve polisler arasında ortaya çıkan bu sendromu, uzmanlarla konuştu. Amerika’da Afganistan ve Irak’tan dönen askerlerde ortaya çıkan bu ruhsal problemi tedavi eden askeri hastanenin Psikiyatri Kliniği Şefi Dr. John Grove ve Sosyolog Prof. Nilüfer Narlı hastalığın nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirdiler.
Vietnam savaşı, askerlerin, savaştan döndüklerinde sivil hayata ayak uyduramaması ve ağır psikolojik sorunlar yaşaması nedeniyle ortaya çıkan ruh hastalığına adını vermişti. Literatürdeki adı Travma Sonrası Stress Bozukluğu ya da Post Travmatik Stress Bozukluğu olan bu hastalık, aslında trafik kazası, yangın, deprem gibi her türlü ani ve korkunç durumun ardından yaşanıyordu. Ancak Vietnamdan sonra askerler arasında o kadar çok ortaya çıktı ki, Vietnam Sendromu olarak adlandırıldı. Bugün, Afganistan ve Irak savaşından dönen Amerikalı askerler arasında da yine aynı psikolojik durum ağır bir şekilde yaşanıyor.
Ülkenin en büyük iki gazetesi New York Times ve Washington Post, geçen haftalarda, bu durumun vahim boyutlara ulaştığının çarpıcı örneklerini yayınladılar ve Amerikan halkını şoke ettiler. Adını Vietnam Sendromu olarak değil de, Post Travmatik Stress Bozukluğu olarak ifade etseler de, sonuç aynıydı; Afganistan ve Irak savaşından dönen askerler, bu ruhsal sorunu yaşıyor ve şiddet saçıyorlar, hatta katil oluyorlardı.
AMERİKALI GAZİLERİ TEDAVİ EDEN PSİKİYATR ANLATIYOR NTVMSNBC, ABDde bu hastalığın tesbit edildiği eski askerleri tedavi eden askeri hastanenin Psikiyatri Kliniği Şefi Dr. John Grovea sordu. Grove, Post Travmatik Stress Bozukluğu (PTSB) yaşayan bu eski askerlerin sürekli alarm halinde yaşadığını anlattı. Groveun verdiği bilgiye göre, sürekli tedirgin ve çaresizler. İş bulamayacakları korkusuyla çoğu sorunlarını açıklamıyor. Oysa tedavilerine başlanabilse bile bu sorunları uzun bir süre yaşayacaklar. Rahatsızlıklarını saklayanların yüzde 80i de madde bağımlısı.
Savaşan kadınlarda ise erkekler gibi sert görünme gayreti yüzünden daha çok cinsel travma yaşandığını anlatan Grove Orduda bireysellik ezilip grup kimliği öne çıkarıldığından, ordudan ayrılınca özgüven probleminin sıkça yaşandığını, bunun da kişinin çevresiyle kurduğu sosyal ilişkilerden cinselliğine, kariyerine kadar, tüm düzenini bozduğunu söylüyor.
PROF. NARLIDAN SAVAŞAN BİR ASKERİN DUYGULARI Bahçeşehir Üniversitesinden Sosyolog Prof.Dr. Nilüfer Narlı, NTVMSNBCnin soruları üzerine, savaş sendromunu değerlendirirken, kişisel notlarından, eski bir askerin şu sözlerini aktardı: Savaşta çok insan öldürdüm, yaraladım. Şimdi sivil hayata döndüm. Fakat içimde öldürme duygusu var. Bunu yenmek için ava çıkıyorum.
Ruhsal sorunları daha çok alt gelir grubundakilerin yaşadığını anlatan Narlı, ABD için bu durumu değerlendirirken, ABDde alt gelir grubundakilerin, burs alıp üniversite okuma hedefiyle askere gittiğini, ama hayallerini gerçekleştiremediğini söyledi. Balkanlar ya da Afrikada iç savaşa katılanların, mülteci olarak gittikleri ülkelerde tecavüz başta olmak üzere çeşitli suçlar işlediklerini söyleyen Narlıya göre, ABD kamuoyu, açık bir toplum olması nedeniyle, Vietnamda olduğu gibi, Irak savaşının travmasını da konuşarak, filmler yapıp dünyayla paylaşarak atlatacak. Tüm dünyada ilgiyle izlenen, Vietnama ilişkin Doğumgünü 4 Temmuz, Taksi Şoförü, Rambo gibi ünlü filmlerin, ABDde yaraların sarılmasına katkısı olduğu biliniyor.
TÜRKİYEDE YAŞANANLARA İLİŞKİN ARAŞTIRMA AZ Genellikle asker kökenli olan araştırmacıların yaptığı az sayıdaki araştırma, Türkiyede de, Güneydoğuda görev yapan asker ve polisler arasında, normal hayata döndüklerinde bu sendromun yaşandığını ortaya koyuyor. Tespit edilenler tedavi ediliyor; ancak yetkililer pekçoğunun, işinden olacağı korkusuyla rahatsızlığını bildirmediğini belirtiyor. Asker ve polisler arasında intihar etti ya da cinnet geçirdi şeklinde duyurulan vakaların, aslında bu rahatsızlıktan kaynaklandığı vurgulanıyor.
İkisi asker kökenli üç psikiyatrist tarafından gerçekleştirilen ve 1995 yılında Nöropsikiyatri Arşivi dergisinde yayımlanan araştırma, Türkiyede bu konuda yapılan ender çalışmalardan biri. Mehmet Z. Sungur, B. Akın Sürmeli, Ahmet Özçubukçuoğlunun Güneydoğuda Görev Yapan Askeri Popülasyonda Görülen Travma Sonrası Stress Bozukluğu Üzerine Bir Çalışma başlıklı araştırması 1992den önceki son üç yılda, Güneydoğuda görev yapan askerlerde Travma Sonrası Stress Bozukluğunun görülme sıklığının üç kat arttığını gösteriyor.
GATAda yine aynı yıl yapılan bir başka araştırma ise, Doktor Yüzbaşı Ulvi Reha Yılmazın Çatışma bölgesinde görev yapan ve GATA Psikiyatri Anabilim Dalına başvuran askeri personelde, silahlı çatışmaya katılacak olmanın stresi ile silahlı çatışmaya katılmış olmanın psikopatolojik etkilerinin araştırılması ve çatışma sonrası psikolojik durumun incelenmesi başlıklı uzmanlık tezi.
Yılmazın 1995 yılında gerçekleştirdiği bu çalışmanın önemli sonuçlarından biri, Doğu ve Güneydoğuda görev yapan askerlerde TSBB belirtilerine yüzde 27.8 oranında rastlanmış olması. Diğer ilginç bir saptama ise psikolojik bozuklukların, bölgede çatışmaya katılan askerlerden çok, çatışmaya katılmamış askerler arasında görülmesi. Dr. Yılmaz bu durumu Çatışmaya katılmamış askerlerde, çatışma stresinin şiddetinden çok, bekleme ve belirsizliğin ruhsal belirtileri arttırdığı belirlenmiştir diye açıklıyor.