Değişimi Zamana bölüyor Hızla çarpıyor, sonunda da Elde var sıfır, elde var sıfır diye hayıflanıyorum.
Niye ki Değişimin Hızına hiç ama hiç yetişemiyorum.
***
Şunun şurasında daha 35 yıl önce tanışmamış mıydım o dönemin en ilerlemiş teknolojik aleti olan siyah beyaz televizyonla.
Şimdi ise iletişim ve bilişim marketlerini dolduran bin bir çeşit yeni teknolojik ürün var adını, işlevini ve nasıl çalıştığını bilmediğim.
Öylesi bir çağda yaşıyorum ki o çağın getirdiği nimetleri ve değişimleri yakalamaktan acizim.
Kullandığım aletlerin bir-iki fonksiyonunu anca becerebiliyorum, var olan diğer sayısız fonksiyonundan ise bihaberim.
Değişimi görebiliyorum... Değişimi fark edebiliyorum ama hepsi o kadar... Ona ulaşmak ne mümkün!
Ha ki bir yerinden yakalıyorum, o zaten değişiyor.
***
Değişim hangi Zamanda bu kadar Hızla aktı yarabbim!
***
Çok şükür ama imdadıma yetişen bir buçuk yaşındaki torunum Noram var.
Kendisine aldığımız onca öğretici, onca eğitici hatta onca cicili bicili çocuk kandıran oyuncaklara inat, o kendi yarattığı teknolojik oyuncaklarıyla yakalıyor benden kaçan hızı.
Norayı gözlediğimde Zaman, Hız ve Değişim denilen denklemin cevabının sıfır olmadığını görebiliyorum.
Denklemi ben çözemiyorum ama bir buçuk yaşındaki Nora çözüyor. Nerede varsa teknolojik bir düğme, Noranın parmağı onda! Kâh buzdolabında, kâh fırında... Kâh telefon tuşunda kâh televizyon kumandasında.
Teknoloji ve onun değişim hızı belki benim kuşağıma hatırı sayılır bir nanik yaptı, bizim kendisine ulaşmamıza zaman olarak fırsat tanımadı, diğer bir deyişle elimizden kaçtı ama görüyorum ki Noradan kurtuluşu yok.
***
Üstelik torun Nora yalnız da değil, yakında ikinci torun Nare de geliyor.
Gerçi ben Nare diye erken ötüyorum çünkü babası başka isimde ısrarlı. Karuna diye bir isim uydurmuş... Karunun (Bahar) ardına bir a ekleyip feminen yapmış, kendince yeni bir kız ismi üretmiş. İlle de Karuna olacak diyor.
Sen Nareyi nereden uydurdun? derseniz...
Naregden... Kadim Ermeni isminden.
Naregin gsini kaldırın olsun size feminen bir isim.
Zaten ilk mucidi de ben değilim... Ermenistanda çokça kullanılan bir isim.
Ama pes etmiş değilim... Babiklik (dedelik) hakkım var ve Nare koydurmak için her türlü entrikaya başvurup, elimden gelen tüm hinoğluhin baskıları uygulayacağım.
Üstelik şimdiden kendime beste de hazırlamış durumdayım.
Norayı ve Nareyi birlikte severken, Nora Nare hoy Nare diye halay da tutacağım.
***
Zaman, Değişim ve Hız denklemini torunum ve kendi üzerimden sorgulamam boşa değil elbet.
Ona baktığımda ancak, çok daha net anlıyorum Değişimin ve Zamanın Hızını.
Sadece teknolojinin değil onun hızına da yetişemiyorum artık.
Çok çabuk büyüyor, çok da çabuk öğreniyor.
Bütün ayrıcalıklar ona.
O artık bütün ilgimizin üstünde yoğunlaştığı tek merkez.
Öncesinde oğluma misafirliğe giderdik şimdi, Noraya gidiyoruz. Ya da hanım müjdeyi verip eve erken gelmemi istediğinde oğlum ya da gelinim değil sanki gelen, Noralar geliyor.
Öylesine ayrıcalıklı ki bugüne değin bir tek eşim bana Çutak (Keman) diye takma ismimle seslenirdi, şimdi o da başladı.
Eşimle aramızdaki özel ilişkimize balıklama girdi.
E vallahi de hoş geldi.
Gerçi tam Çutak diyemiyor Tutak diyor ama...
Bana doğru koşup bir Tutak Babig deyişi var ki değmeyin keyfime gitsin.
O an işte intikamımı almış hissediyorum bana nanik yapan Zamanın ve Değişimin Hızından.
***
Hanenizden torunlar eksik olmasın dostlar.
Hadi bu yılın başında onların Genatsına (Varlığına) içelim.
İçelim ve çabalayalım ki onlar mutlu olsunlar, acı çekmesinler. Ne demişti Ermeni ozan Tumanyan...
Abrek yereğek payts mez bes çabrek
Yaşayın çocuklar, ama bizim gibi yaşamayın.