Hani derler ya Bir kitap okudum hayatım değişti diye...
Benim de Bir konuşma yaptım hayatım değişti diyesim geliyor işte...
Geçen hafta katıldığım Siyaset Meydanının ardından yaşadığım tebriklerle, teşekkürlerle dolu şu son birkaç günde, 10 Ocak 97de o zamanlar adı Birdirbir olan bu köşede İlahlara illallah başlığıyla yazdığım bir yazımı anımsadım.
Açtım okudum tekrar...
Bir bölümünü tam da böylesi günlerde hep birlikte paylaşmakta yarar var.
***
Doğu toplumlarını, batıdan ayıran önemli bir özellik de kahraman ve ilah yaratmasındaki farklılıkta aranmalı. Bizim önemli özelliğimiz kolay yüceltip, bir o kadar rahat alçaltabilmemiz ilahlarımızı....
İşte doğu toplumlarının tipik karakteristiği
Suni olarak yaratılan kahramanlar ve her an bir kahramana muhtaç bırakılmış toplumsallaşamamış bir kalabalık...
Körün olmadığı yerde, şaşı Abdurrahman Çelebi olur çoğu kez bizde. Bir vuruşta bin sinek öldüren Kaç Nazar tevatürleri yaratırız sürekli. Ve işi gücü bırakır, kurtarıcılar bekleriz asırlar boyunca hep
Kurtarıcılar beklemeyin, kendi kendinizin ilahı olun...
***
Efendim, hepiniz sağ olun.
Sayısız telefon ve faks mesajlarıyla, gazeteye bizzat gelerek, çiçek göndererek o geceki konuşmam nedeniyle hislerine tercüman olduğumu belirten cemaat üyelerine -bilemiyorum bu işlerin tevazulu şekli nasıl olur ama- en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
***
Yeni bir şey değildi aslında söylediklerim. Bu köşede defalarca dile getirdiğim konulardı.
Tek değişiklik bu kez seslendiğim kesim salt cemaatle sınırlı değildi ve yaptığım konuşma içinde yaşadığımız büyük toplumun tüm kesimlerineydi.
O kesimlerden gelecek tepkiler ayrı bir önem taşıyordu.
Ne mutlu bize ki o kesimlerden gelen tepkiler de hayli olumluydu.
Adnan Genç adlı bir kardeşimizin ifadesiyle Kilitli vicdanları yoklamıştık o gece
***
Şair dostumuz Sezai Sarıoğlunun programı izlerken anında karaladığı ve bana ulaştırdığı uzun destanın bir bölümünü sizlerle paylaşarak bitirmek istiyorum izninizle.
Bir filmi seyrederken çok başımıza / beş dakika arada ben, / gözyaşlarını zor durumda bırakarak / alıntıların hatırına / gazoz ısmarlıyorum / masal ısmarlıyorum senin / ismini bilmediğim çocuklarına / Tuz(la) gözlerinden öpüyorum her ikisini / masal gözlerinden öpüyorum.
Biz aynı mahallenin çocukları / can kardeş, düş kardeş
/ harflerinden öpüyorum seni
/ sen benim / çoğalmamın başlangıcısın olsa olsa.
Ey orman Ahalisi, Nazımca / ey aşık ahalisi / Fermanın bahçesine ağaç diker miyiz? / Hani o gün, / ferman derman olanda.