Benazir Butto ve Nevaz Şerifin demokratik seçim kampanyası atmosferinde Pakistana dönmesi, Müşerrefi devirme olasılı tehlikesinin uyarısını veriyordu. Fakat Butto, terörle ve İslam aşırılıkla savaşmak isteyen programıyla daha güçlüydü.
KAHİRE - Pakistandaki siyasi rejim kurulduğu 1947 yılından itibaren üç temel dinamik üzerine inşa edildi: İslamcı ideoloji, askeri güç ve feodal kapitalist sistem. Bu unsurlar, komşusu Hindistanın tam aksine Pakistanın modern tarihinin çoğunluğunda istikrarsız ve demokrasi dışı siyasi bir rejim ortaya koyması için birbirileriyle etkileşim içine girdiler.
Pakistan halkı üç önemli özelliğiyle bilinir: İslam ümmeti düşüncesinin milliyetçi veya bağımsız ulusalcı bir oluşum inşa etmekle etkileşim içine girmesinden kaynaklanan savaşçı İslami ruh. Dinle ve İslamın direği olarak görülen Arap sevgisiyle bağlantılı Arap sorunlarını destekleyen ruh ve son olarak İslam ile genel şekliyle Doğulu ruhun karışımı olan sevgi ve muhabbet ruhu.
Pakistan devletinin ilk lideri ve kurucusu laik eğilimlere sahipti. Her ne kadar Pakistan ile Hindu Hindistanı birbirinden ayıran bir İslami anlayış iddia etse de bu anlayış aşırılıkçı değildi. Hatta ibadet ve törenler açısından bile dine sıkı sıkıya bağlı olmadı.
Fakat Pakistanın şansızlığı, lider Muhammed Ali Cennahın ülkenin bağımsızlığından kısa bir süre sonra vefat etmesiydi. Bu yüzden onun laik ve demokratik düzenlemesi, dini olarak aşırılıkçı Mevdudinin düşüncesinin egemen olduğu Pakistan siyasi sisteminin siyasi kadrolarında hatırı sayılır bir etki bırakmadı.
Şu iki önemli etkenin gölgesinde askeri egemenlik, siyasi sistemin güçlü dayanağı oldu: İlki laik siyasilerin demokratik sistemin yapılandırılmasında başarısız olmaları ve ikincisi, sonraları Zülfikar Ali Buttonun liderliğindeki Halk Partisi ve Nevaz Şerifin liderliğini üstlendiği İslami Rabıta Partisinin temsil ettiği feodal ve kapitalist siyasilerin ortaya çıkması.
Siyasilerin askeri yönetimle birlikte Pakistan sistemini kontrollerine alması, Doğu Pakistanın Bangladeş adı altında ayrılmasına yol açtı. Hindistan, Pakistanla ilişkilerinden ve kendisinden ayrılmasından intikam alarak Bangladeşin ayrılmasına destek verdi. Böylece Pakistan rejimi demokrasi, askeriye, derebeylik ve ardından kabilecilik arasında gidip gelmeyi sürdürdü. Bu yüzden rejim, modern sivil ayağı geliştiremedi. Ordu sürekli olarak birçok dönem içinde iktidarı ele geçirmeyi kolladı. Maalesef sivil elitler yeterli lekesizlikten ve vizyondan beslenmediler. Bu yüzden ordu tarafından karalanmaları ve bitirilmeleri kolay oldu. Bu durum birçok kez ve birçok liderle tekrarlanıp durdu.
Pakistanda Benazir Butto ve Nevaz Şerifle temsil edilen modern liderlik, halka sıcak bakan feodal yapı ile İslami eğilimlerle uyumlu kapitalizmin rekabetine sahne oldu. Ordu ise özellikle de şu üç etkenin tesiri altında dini eğilimlere yönelik artan müdahalelerle birlikte iki taraf arasında hakem rolü üstlendi:
Sovyetlerin Afganistana saldırısı ve İslami cihad hareketinin doğuşu. Keşmir sorununun sürmesi, bu sorunun kurtuluş hareketleri ve Pakistanın Hindistanla ilişkileri üzerindeki etkisi. Körfez ülkelerindeki petrol zenginliğiyle irtibatlı İslami uzantının belirmesi ve bu uzantının aşırılıkçı dini düşüncenin kutuplaşması ve yayılmasındaki etkisi.
Fakat siyasi sistem, halkın ve General Ziya Ülhak dönemindeki siyasi sistemin genel İslami yapısına karşın parlamentodaki dini partilerin gücü açısından sınırlı dini eğilimi hep korudu.
General Müşerref iktidarı teslim aldığında İslamcı ve laik dalganın birden peşine düştü. Ardından terörle savaş politikası çerçevesinde İslamcılara saldırdı ve hepsini düşman gördü. Fakat kendisi askeri taktikte ustaydı. Zira iki büyük parti Halk Partisi ve İslami Rabıta Partisi içinde bölünmeler çıkardı. Bir müddet dini partileri safına çekti ancak teröre karşı savaşında dini partilere, Pakistanın kuzey batısındaki ve Pakistan-Afganistan sınırındaki kabile bölgelerine saldırdı veya onların saldırısına uğradı.
Müşerref yolsuzlukla savaş, ekonomik sistemi kontrol altına alınması ve kalkınma hamlesinde ilerleme kaydedilmesi noktasında başarılı oldu ancak sivil ve askeri iki otoriteyi elinde tutmayı istiyordu. Bu istek ise demokrasiyi kollayan güçlerle ve özellikle de İslami güçler ve İsraili destekleyen Amerikancı güçlerle savaşmasına sebebiyet verdi. Çünkü Müşerrefin ABDdeki İsrail yandaşlarıyla flörtü gelişmedi. Böylelikle kendisine ve iktidarını sürdürme eğilimine karşı çıkan güçler Müşerrefe karşı harekete geçtiler.
Benazir Butto ve Nevaz Şerifin demokratik seçim kampanyası atmosferinde Pakistana dönmesi, Müşerrefi devirme olasılı tehlikesinin uyarısını veriyordu. Fakat Butto, terörle ve İslam aşırılıkla savaşmak isteyen programıyla daha güçlüydü.
Bu noktadan hareketle karşıtları onu düşman bildiler, kendisine karşı komplo kurdular ve 27 Aralık günü düzenlenen suikastle son bulan bir dizi terör eyleminde bulundular. Bu ifadeler bir suçlama değil ve aşırılıkçı İslamcı bir grup suikast olayındaki sorumluluğunu ilan etti ve bir süredir de Benaziri tehdit ediyordu. Bu yüzden suikasta uğraması an meselesiydi. Butto söylemlerinde aşırıya kaçtı ve bu söylemlerini gerçekleştirmek için üçüncü kez iktidara gelene kadar beklemesi daha uygun düşerdi. Yalnız Benazir gibi karizmatik bazı siyasiler, sahip oldukları cazibeli kişiliğe dayanarak güvenlik ile siyasi sezgiler arasındaki dengeyi kaybediyorlar.
Soru şu: Pakistandaki siyasi sistemin geleceği ne olacak? İlkesel değerlendirmemize göre sistem gerginlik ve kaos sürecine giriyor ancak aşağıdaki etkenler gerçekleştirildiği takdirde süratle bu sürece baskın gelinebilir:
Ordunun Başkan Müşerrefin eğilimlerine tam desteği. Başkan Müşerrefin kendisine iktidarda daha fazla meşruluk verecek seçimleri gerçekleştirme başarısı. ABDnin hali hazırdaki süreçte eldeki en iyi alternatif olarak görerek Müşerrefi desteklemesi. Halk Partisinin Benazir Buttonun yokluğunun şokunu atlatma ve zayıf da olsa Buttonun suikast öncesi niyetlendiği gibi Müşerref rejimi ile koalisyon kurma başarısı.
Geriye şu soru kalıyor: Acaba yukarıdaki etkenler gerçekleşecek mi?
* Mısırda yayımlanan El Ehram gazetesi, 30 Aralık 2007, Mısırın eski Pakistan büyükelçisi Arapçadan çeviri: Halil Çelik