Butto suikasti ve Pakistan’ın geleceği
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Dünya basını

Butto suikasti ve Pakistan’ın geleceği

“Benazir Butto ve Nevaz Şerif’in demokratik seçim kampanyası atmosferinde Pakistan’a dönmesi, Müşerref’i devirme olasılı tehlikesinin uyarısını veriyordu. Fakat Butto, terörle ve İslam aşırılıkla savaşmak isteyen programıyla daha güçlüydü.”

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Dr. Muhammed Numan Celal*
NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:08 TSİ 02 Ocak 2008 Çarşamba

KAHİRE - Pakistan’daki siyasi rejim kurulduğu 1947 yılından itibaren üç temel dinamik üzerine inşa edildi: İslamcı ideoloji, askeri güç ve feodal kapitalist sistem. Bu unsurlar, komşusu Hindistan’ın tam aksine Pakistan’ın modern tarihinin çoğunluğunda istikrarsız ve demokrasi dışı siyasi bir rejim ortaya koyması için birbirileriyle etkileşim içine girdiler.
Haberin devamı

Pakistan halkı üç önemli özelliğiyle bilinir: İslam ümmeti düşüncesinin milliyetçi veya bağımsız ulusalcı bir oluşum inşa etmekle etkileşim içine girmesinden kaynaklanan savaşçı İslami ruh. Dinle ve İslam’ın direği olarak görülen Arap sevgisiyle bağlantılı Arap sorunlarını destekleyen ruh ve son olarak İslam ile genel şekliyle Doğulu ruhun karışımı olan sevgi ve muhabbet ruhu.

Pakistan devletinin ilk lideri ve kurucusu laik eğilimlere sahipti. Her ne kadar Pakistan ile Hindu Hindistan’ı birbirinden ayıran bir İslami anlayış iddia etse de bu anlayış aşırılıkçı değildi. Hatta ibadet ve törenler açısından bile dine sıkı sıkıya bağlı olmadı.

Fakat Pakistan’ın şansızlığı, lider Muhammed Ali Cennah’ın ülkenin bağımsızlığından kısa bir süre sonra vefat etmesiydi. Bu yüzden onun laik ve demokratik düzenlemesi, dini olarak aşırılıkçı Mevdudi’nin düşüncesinin egemen olduğu Pakistan siyasi sisteminin siyasi kadrolarında hatırı sayılır bir etki bırakmadı.

Şu iki önemli etkenin gölgesinde askeri egemenlik, siyasi sistemin güçlü dayanağı oldu: İlki laik siyasilerin demokratik sistemin yapılandırılmasında başarısız olmaları ve ikincisi, sonraları Zülfikar Ali Butto’nun liderliğindeki Halk Partisi ve Nevaz Şerif’in liderliğini üstlendiği İslami Rabıta Partisinin temsil ettiği feodal ve kapitalist siyasilerin ortaya çıkması.

Siyasilerin askeri yönetimle birlikte Pakistan sistemini kontrollerine alması, Doğu Pakistan’ın Bangladeş adı altında ayrılmasına yol açtı. Hindistan, Pakistan’la ilişkilerinden ve kendisinden ayrılmasından intikam alarak Bangladeş’in ayrılmasına destek verdi. Böylece Pakistan rejimi demokrasi, askeriye, derebeylik ve ardından kabilecilik arasında gidip gelmeyi sürdürdü. Bu yüzden rejim, modern sivil ayağı geliştiremedi. Ordu sürekli olarak birçok dönem içinde iktidarı ele geçirmeyi kolladı. Maalesef sivil elitler yeterli lekesizlikten ve vizyondan beslenmediler. Bu yüzden ordu tarafından karalanmaları ve bitirilmeleri kolay oldu. Bu durum birçok kez ve birçok liderle tekrarlanıp durdu.

Pakistan’da Benazir Butto ve Nevaz Şerif’le temsil edilen modern liderlik, halka sıcak bakan feodal yapı ile İslami eğilimlerle uyumlu kapitalizmin rekabetine sahne oldu. Ordu ise özellikle de şu üç etkenin tesiri altında dini eğilimlere yönelik artan müdahalelerle birlikte iki taraf arasında hakem rolü üstlendi:

* Sovyetlerin Afganistan’a saldırısı ve İslami cihad hareketinin doğuşu.
* Keşmir sorununun sürmesi, bu sorunun kurtuluş hareketleri ve Pakistan’ın Hindistan’la ilişkileri üzerindeki etkisi.
* Körfez ülkelerindeki petrol zenginliğiyle irtibatlı İslami uzantının belirmesi ve bu uzantının aşırılıkçı dini düşüncenin kutuplaşması ve yayılmasındaki etkisi.

Fakat siyasi sistem, halkın ve General Ziya Ülhak dönemindeki siyasi sistemin genel İslami yapısına karşın parlamentodaki dini partilerin gücü açısından sınırlı dini eğilimi hep korudu.

General Müşerref iktidarı teslim aldığında İslamcı ve laik dalganın birden peşine düştü. Ardından terörle savaş politikası çerçevesinde İslamcılara saldırdı ve hepsini düşman gördü. Fakat kendisi askeri taktikte ustaydı. Zira iki büyük parti Halk Partisi ve İslami Rabıta Partisi içinde bölünmeler çıkardı. Bir müddet dini partileri safına çekti ancak teröre karşı savaşında dini partilere, Pakistan’ın kuzey batısındaki ve Pakistan-Afganistan sınırındaki kabile bölgelerine saldırdı veya onların saldırısına uğradı.

Müşerref yolsuzlukla savaş, ekonomik sistemi kontrol altına alınması ve kalkınma hamlesinde ilerleme kaydedilmesi noktasında başarılı oldu ancak sivil ve askeri iki otoriteyi elinde tutmayı istiyordu. Bu istek ise demokrasiyi kollayan güçlerle ve özellikle de İslami güçler ve İsrail’i destekleyen Amerikancı güçlerle savaşmasına sebebiyet verdi. Çünkü Müşerref’in ABD’deki İsrail yandaşlarıyla flörtü gelişmedi. Böylelikle kendisine ve iktidarını sürdürme eğilimine karşı çıkan güçler Müşerref’e karşı harekete geçtiler.

Benazir Butto ve Nevaz Şerif’in demokratik seçim kampanyası atmosferinde Pakistan’a dönmesi, Müşerref’i devirme olasılı tehlikesinin uyarısını veriyordu. Fakat Butto, terörle ve İslam aşırılıkla savaşmak isteyen programıyla daha güçlüydü.

Bu noktadan hareketle karşıtları onu düşman bildiler, kendisine karşı komplo kurdular ve 27 Aralık günü düzenlenen suikastle son bulan bir dizi terör eyleminde bulundular. Bu ifadeler bir suçlama değil ve aşırılıkçı İslamcı bir grup suikast olayındaki sorumluluğunu ilan etti ve bir süredir de Benazir’i tehdit ediyordu. Bu yüzden suikasta uğraması an meselesiydi. Butto söylemlerinde aşırıya kaçtı ve bu söylemlerini gerçekleştirmek için üçüncü kez iktidara gelene kadar beklemesi daha uygun düşerdi. Yalnız Benazir gibi karizmatik bazı siyasiler, sahip oldukları cazibeli kişiliğe dayanarak güvenlik ile siyasi sezgiler arasındaki dengeyi kaybediyorlar.

Soru şu: Pakistan’daki siyasi sistemin geleceği ne olacak? İlkesel değerlendirmemize göre sistem gerginlik ve kaos sürecine giriyor ancak aşağıdaki etkenler gerçekleştirildiği takdirde süratle bu sürece baskın gelinebilir:

* Ordunun Başkan Müşerref’in eğilimlerine tam desteği.
* Başkan Müşerref’in kendisine iktidarda daha fazla meşruluk verecek seçimleri gerçekleştirme başarısı.
* ABD’nin hali hazırdaki süreçte eldeki en iyi alternatif olarak görerek Müşerref’i desteklemesi.
* Halk Partisi’nin Benazir Butto’nun yokluğunun şokunu atlatma ve zayıf da olsa Butto’nun suikast öncesi niyetlendiği gibi Müşerref rejimi ile koalisyon kurma başarısı.

Geriye şu soru kalıyor: Acaba yukarıdaki etkenler gerçekleşecek mi?

* Mısır’da yayımlanan El Ehram gazetesi, 30 Aralık 2007, Mısır’ın eski Pakistan büyükelçisi
Arapçadan çeviri: Halil Çelik

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları