FİŞEKÇİ: BÖYLE BİR ŞEY BEKLEMİYORDUK
Nazım Hikmetin eşi Pirayenin torunu Kerem Bengünün elindeki arşivde ilk kez bulunan Dört Güvercin şiiri, Sözcükler dergisinin son sayısında yayınlandı. İlk kez yayınlanan şiirle ilgili olarak, derginin genel yayın yönetmeni Turgay Fişekçi duygularını şu sözlerle açıkladı: Böyle bir şey beklemiyorduk. Nazım Hikmetin bütün şiirleri yayınlandığını, artık yayınlanmayan hiçbir şiirinin olabileceğini tahmin etmiyorduk. Büyük bir sürpriz oldu. Bu şiiri 1938de İstanbul Tevkifhanesinde yazmış ve Pirayeye göndermiş. Sonra muhtemelen kendisi de unutmuş herhalde. Çünkü sürekli bir cezaevinden başka bir cezaevine gidiyor. Şimdiye kadar kitaplarda yer almaması böyle açıklanabilir sanıyorum.
Fişekçi, edebiyat çevrelerini heyecanlandıran sürpriz şiir ve yarıda kalmış roman taslakları ile ilgili olarak NTVMSNBCye konuştu:
BİR ŞEY BULDUK, NEDİR BU?
 |
| Piraye, yazar Kemal Tahir ve Nazım Hikmet. 1940 Çankırı Cezaevi. |
Nazım Hikmetin eşi Piraye Hanımla hayatlarının 20 yılı beraber geçti. 20 yılın yaklaşık 14 yılında Nazım Hikmet cezaevindeydi. Hem birlikte, hem ayrı ortak bir hayatları vardı. Bu süre içinde Nazım Hikmet çeşitli cezaevlerinden Pirayeye mektuplar dışında resimler, şiirler gönderiyordu. Yıllar boyu korumasında kaldı. Piraye Hanım bu anlamda çok muhafazakar bir kadındı. Nazım Hikmetten ayrıldıktan sonra dış dünyaya çok kapalı bir hayat sürdü. Kimseyle başka bir ilişkisi olmadı, elindeki eserleri de özenle korudu. Pirayeden sonra Pirayenin oğlu Mehmet Fuat bunların hepsini yayınladı. Nazım Hikmetin pek çok eserini Mehmut Fuat gün ışığına çıkardı. Memletketimden İnsan Manzaraları gibi çok sayıda eser, Piraye hanım sayesinde bugüne ulaştı. Yoksa bu eserler bugün olmayacaktı. Piraye Hanım 1995te, oğlu Mehmet Fuat 2002de öldü. Bugün Pirayeden kalanlar Mehmet Fuatın oğlu, yani Pirayenin torunu olan Kerem Bengünün elinde. Kerem Bengü ve eşi Zeynep Bengü, Pirayenin de oturduğu evde oturuyorlar. Zaman zaman evdeki bir takım evrakları elden geçiriyorlar. Ve bir ay kadar önce de beni çağırdılar, Bir şey bulduk, nedir bu? diye. Bunun Nazımın yayınlanmamış bir şiiri olduğunu anladım. Ve Sözcüklerde yayınlanması için onlardan izin alarak dergide yayınladım.
Y. KEMALLE FARKLI ZAMANLARDA DÜŞÜNMÜŞ GİBİ
 |
|
Ayrıca bir takım defterler bulmuşlar. Bunlar da gene Nazım Hikmetin cezaevinde yazmaya başladığı üç ayrı roman. Piraye Hanım, Nazım Hikmete bir mektubunda yaklaşık olarak şöyle bir şey söylemiş: Sıkıldığında kendine bir defter al, yazmaya başla ve kendini rahatlat gibi bir öğüt. Her üç defterin girişinde tırnak içinde Pirayenin bu sözleri var. Nazım Hikmet bu romanları bir tür Pirayenin öğüdünü yerine getirmek için yazmış. Nazım bunları 20- 30 sayfa yazıp yarıda bırakmış. Bir tanesi çok ilginç. Adı, Zeytin ve İncir Adası. Bozcaada, Gökçeada gibi bir adayı anlatıyor. İçinde Rum kahramanlar var. Konu olarak son derece ilginç bir roman taslağı. Biliyorsunuz daha sonra benzer bir konuyu Yaşar Kemal işledi, Fırat Suyu Kan Akıyor Baksanada yine böyle bir ada anlatılıyor. İki yazar arasında böyle aynı şeyi daha önce Nazım Hikmet düşünmüş gibi bir izlenim doğdu bu romanı okuduğumuz zaman. Bu üç roman taslağını Nazım Hikmetin bütün eserlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları yakında kitap olarak yayınlayacak.