Şehir tiyatrolarına oyuncu alımı için ilk kez açılan ihaleye sanatçılar tepkili. Tiyatrocular tepkilerini Gri terör, siyasi soytarılık, böyle bir şey görmedim sözleriyle dile getirdi.
İSTANBUL - İstanbul Büyükşehir Belediyesi internet sitesinde 28 Ocak saat 10.00da gerçekleşecek 168 sanatçı ve teknik elemanı kapsayan “herkese açık” hizmet alımı ihalesiyle ilgili tartışmalar sürüyor. 5 adet oyuncunun, 35 yardımcı oyuncunun, 25 figüran oyuncunun, 20 özel nitelikli sanatçının taban fiyatı 2.8 milyon YTL olacak ihalede, Ekonomik açıdan en avantajlı teklif, en düşük fiyat esasına göre belirlenecektir ifadesi yer alıyor. Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN) Başkanı Haşmet Zeybek, Şehir Tiyatroları sanatçısı Mazlum Kiper ve Yönetmen Orhan Alkaya ihaleyle sanatçı alımını NTVMSNBCye değerlendirdi.
TİYATRO SANATÇISINA KALDIRIM TAŞI MUAMELESİ... Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen, 168 sanatçı ve teknik elemanı kapsayan ihalesini, saçmalık ötesi siyasi soytarılık sözleriyle değerlendirdi. Tiyatro sanatçısını böylesine aşağılamaya kimsenin hakkı olmadığını söyleyen olarak Akmen, böyle bir uygulamanın yeryüzünde eşi menendi olmadığını belirterek, Tiyatro sanatçısına kaldırım taşı muamelesi yapanların boyunları, günü gelir o sanatçıların göz külhanları altında ezilir dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin internet sitesi ibb.gov.trde ihaleyle alınacak sanatçıların özellikleri şöyle sıralanıyor: İhale konusu işin yerine getirilmesinde idarece çalıştırılması öngörülen personelin sayı ve nitelikleri aşağıda belirtildiği gibidir. Öngörülen Personel: 35 adet Yardımcı Oyuncu (Konservatuar Mezunu), 25 adet Figüran Oyuncu (En az İlkokul Mezunu), 20 adet Özel Nitelikli (Dansçı, Enstrüman vs.) Sanatçı (Dans, Enstrüman vb. becerisi olan), 5 adet Oyuncu (Tiyatro çevrsince tanınmış ve kabul görmüş istisnai roller için), 9 adet Halkla İlişkiler Uzmanı (Üniversite Mezunu, Bayan), 16 adet Yer Gösterici (Üniversite Öğrencisi, 8 Bayan, 8 Erkek), 9 adet Efektör (Meslek Lisesi Mezunu (Elektrik, Elektronik vb.)), 8 adet Işıkçı (Meslek Lisesi Mezunu (Elektrik, Elektronik vb.)), 8 adet Terzi (Meslek Lisesi İlgili Bölüm Mezunu), 5 adet Kuaför (Meslek Lisesi veya Dengi Okul Mezunu), 2 adet Marangoz (Meslek Lisesi Marangozluk Bölümü Mezunu), 2 adet Kunduracı (Meslek Lisesi veya Dengi Okul Mezunu), 5 adet Dekor Kostüm Realizatörü (Akademi Mezunu (Resim, Heykel vb.)), 10 adet Sahne Teknisyeni (Meslek Lisesi veya Dengi Okul Mezunu), 7 adet Aksesuarcı (Meslek Lisesi veya Dengi Okul Mezunu), 2 adet Uzman Pedagog (Üniversite Mezunu) olmak üzere toplam 168 adet personel. Belediye: Tiyatrodaki ihale yanlış anlaşıldı Haşmet Zeybek: Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN) Başkanı
SANATÇILARIN ÜZERİNDE GRİ TERÖR UYGULANIYOR Önce tiyatro binaları yıkılacak diye başlandı. Bedevi kültürü tiyatrodan anlamadığını açıkça söylemeyerek ikili oynuyor. Sanatçıların üzerinde gri terör uygulanıyor. Ateşle oynuyorlar, Şehir Tiyatroları giderse, dil gider, dil giderse de vatan. Sürekli emrivakiyle yönetiliyoruz. Tepkisiz kalmayacağız.
OYUNCU ALIMI, SİYASİ OYUNLARIN DIŞINDA TUTULMALI Aldığı parayı hak eden tek kurumuz. Yeni uygulamayla yıllardır kadroya girmek için hazırlanan oyuncuların özlük hakları gasp ediliyor. Oyuncu alımı, siyasi oyunların dışında tutulmalı. Bize oyuncu üç kaynaktan gelir. Adı duyulmuş, diyelim Şener Şen gibi bir oyuncu bize başvurur, alırız. Veya çocuk tiyatrolarından gelirler. Konservatuarı bitiren öğrenciler yövmiyeli kadroya girerler. Eğitimini almış olsalar dahi oyuncular 5-10 yıl çalışıp elendikten sonra kadroya alınırlar. Oyuncu alımı, siyasi oyunların dışında tutulmalı.
Mazlum Kiper: (Şehir Tiyatroları Sanatçısı ve Eski Genel Sanat Yönetmeni)
BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİM Uzun yıllar Avrupada çalıştım, halen de bir takım tiyatrolarla ilişkimiz var, böyle bir şeye rastlamadım. Böyle bir şey ne Türkiyede ne de başka yerde görmedim. İhaleyle her şey alınabilir de, ihaleyle sanatçı alınabileceği düşüncesi biraz tuhaf geliyor. Bunu neye istinaden yaptıklarını anlamış değilim. Böyle bir şey olamaz. Bizim ait olduğumuz İstanbul Şehir Tiyatrosu, 94 yılını bugüne kadar ihalesiz getirdi. Yetiştirdiği insanlarla bugüne geldi.
Bunu kim değerlendirecek, bunu değerlendirebilecek insan olduğunu da sanmıyorum. Sonuçta bir oyun bile siz ne kadar iyi hazırlanırsanız hazırlanın, seyircinin karşısına çıkıyor ve çok iyi hazırlandığını düşündüğünüz bir oyun tutmayabiliyor. Tutmaz dediğiniz bir oyun da kapalı gişe oynayabiliyor. Bunu değerlendirebilecek bir merci yok, Bu ancak şunu getirir: Ünlü insanları alırız, öbürlerine üç-beş kuruş veririz, onlar da yanında oynar havasını getirir.
Sonuçta biz yıllarımızı vererek bir noktaya geliyoruz. Şehir Tiyatrolarında 80i yevmiyeli olmak üzere yaklaşık 250 oyuncu ve rejisör var. Bugüne kadar böyle bir şey olmadı. Bizde oyuncular ya alaylıdır; babadan oğula, usta-çırak ilişkisiyle yetişmiştir. Ya da konservatuarlarda mezun olanlar vardır. Beni o alırsa olur, bu almazsa olmaz gibi bir düşünceyle bir oyuncu veya yönetmen yetişemez, gelişemez. İhale, para işin içine girince bir çok alanda olduğu gibi iş ucuzlayabilir.
Orhan Alkaya: (Yönetmen- Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyesi)
KANUNLAR ÇIKARILIRKEN İSTİSNALAR GÖZETİLMEMİŞ Yönetim kurulu olarak bu ihaleyle ilgili önümüze herhangi bir ayrıntı gelmedi. Meşhur tabirle ben de konuyu basından öğrendim. 5018 sayılı Kamu Personeli Yasasının Şehir tiyatrolarında düz uygulamasının yol açtığı pek çok sorundan biri de bu. Bu kanunlar çıkarılırken istisnalar gözetilmemiş. Tiyatroların son derece özerk çalışma koşullarıyla ilgili herhangi bir gözetmede bulunulmamış. Devlet üniversiteleri de bizimle benzer sorunları yaşıyor. Tiyatro gibi, üniversite, akademi gibi son derece özel bir takım alanların koşullarının gözetilmemesinin yarattığı sorunları yaşıyoruz. Özel yasalarla koruma altına alınması, mutlaka istisnai koşulların gözetilmesi gerekiyor ki, bu tür sorunlar yaşanmasın. Bir sanat kurumunun var edici koşulları ortadan kalkma tehlikesiyle karşılaşılmasın.
ŞEHİR TİYATROLARI YASASI ÇIKARTILMALI 2006dan bu yana katma bütçeden çıkartılıp genel bütçeye geçirildiğimizden, kurumsal özerkliğimizin teminatını yitirdiğimiz iki yıldan bu yana benzer pek çok sorun yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Sorunlara teker teker bakmak yeterli gelmiyor. Artık şehir tiyatrolarının hızlı bir ara formülle katma bütçeye geri döndürülmesi ve bir şehir tiyatroları yasasının çıkartılması gerekiyor. Batıda bu tür kurumların kendi özel yasaları vardır. Şehir Tiyatroları dediğimiz zaman Cumhuriyetten önce kurulmuş ve şu anda da var olan iki kurumdan birinden söz ediyoruz. Bu kadar köklü bir kurumlar, aynı zamanda kendi gelenekleriyle var olan kurumlardır. Mezbahalar müdürlüğünde kılıç yapımı ustasına ihtiyacınız olmaz. Dolayısıyla bu tür özel alanları özel yasalarla düzenlemek gerekiyor. Aksi takdirde bu kurumlar asıl işlevlerini yerine getiremez. Bu kurumların bu kanunlarla yönetilemeyeceğini, bir sanat kurumunun niteliklerine uygun yönetim modelinin ne olması gerektiğini, Şehir tiyatrosunun özerk olması gerektiğini anlatmaya devam edeceğiz.
o kadar komik yorumlar hakimki inanın
yiğit özgürün karikatürlerine bu kadar
gülemiyorum. hala ortaçağ hoşgeldin
zaten biz biliyoduk böle olucağını
işte yobaz zihniyet, gibi söylemler
hakim.bedavadan devletten para alan,
Türk tiyatrosu için zerre katkısı
olmayan insanların özellikle bazı
bürokratlar gibi ben koltuğumu
kimseler vermem zihniyetindeki adı
sanatçı olanlardan temizlenmesi olarak
görüyorum, bu tutumu.bunuda tiyatrocu
arkaşamız özetlemiş artık bende oynama
şansı bulabileceğim diye.sevinmeniz
lazım Türk tiyatrosu ORTAÇAĞ
karanlığından kurtuluyo...
Hilmi Bulunmaz - İstanbul
25 Aralık 2007, Salı 15:08
Durumdan vaziyet çıkaracak değiliz.
Ancak, Türkiye tiyatrosunun öncelikli
sorunları var. Coşkun Büktel’in ortaya
koyduğu; “Özdemir Nutku ve OYÇED
skandalı”, “Çığ skandalı”, “Ölüleri
Gömün skandalı”, "Yaşasın Sansür"
skandalı konularında görüş
belirtmeyip, havaya kurşun sıkarak,
Türkiye tiyatrosu bir milim
ilerleyemez. Aksine, Kültür Bakanlığı
koltuğunun boş, bomboş olduğu gibi
(bakınız: Büktel; "Ertuğrul Günay
sayfası"); Uluslararası Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi
Başkanlığı’nın koltuğunun da boş,
bomboş olduğu kanıtlanmış olur.
Türkiye tiyatrosunun yasa
koyucularının duayeni Profesör Doktor
Özdemir Nutku, bu ülkenin en nitelikli
oyunu Theope’yi yazmış yazarına iftira
atacak,
siz “tarafsız”, “kararsız”, “yararsız”
kalacaksınız; sonra İstanbul Şehir
Tiyatroları yönetimi ve İstanbul Şehir
Tiyatrosu Sanatçıları Derneği’nin
sessiz kalmasına ses çıkaracaksınız.
Pöh!...
Bu arada: “Tiyatro sanatçısının düz
işçi ile aynı kefeye konmasına karşı
durmayı becer”mekten bahsedeceksiniz.
Türkiye tiyatrosunda sanatçı olarak
nitelediğiniz (aslında bal gibi memur
yada düzenin estetik askeri) insanlar,
düz işçi bile olamayacak denli
donanımdan yoksun, beceriden uzak,
kaldırım taşı dizebilecek yeteneğe
sahip olamayan zavallılar. Tıpkı,
berduşların tiyatroları işgal
etmesinden korktuğunuz gibi (bakınız:
Bulunmaz; "Berduşlar tiyatromuza gelip
ısınabilir!..."), düz işçilerin de
tiyatroları işgal etmesinden
korkuyorsunuz. Benim tavsiyem, biraz
daha losyon kullanın ki, düz işçilerin
terleri burun kemiklerinizi
sızlatmasın!...
Devletin sömürü çarkını estetize eden
tiyatrocularla düz işçiyi aynı kefeye
koymayıp, hatta düz işçiyi hiçbir
kefeye koymayıp, yok sayan Üstün Akmen
ve temsil ettiği Uluslararası Tiyatro
Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi
yönetimi topluca istifa etmelidir.
Üstün Akmen’i Türkiye Merkezi
Başkanlığı’na uygun gördükleri için;
Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri
Birliği yönetimi de topluca istifa
etmelidir!...
Mehmet Köse - Ankara
25 Aralık 2007, Salı 13:24
ah be akp neler yapıyon sen öle
sanatçıyı, sporcuyu hatta
kokoreççileride yakacak yakında:)))
sanatçı ve sporcu düşmanı örümcek
beyinli insanlar demi :)))
Atatürkçüyüz diye çıkıp Atatürk"ün
yaptıklarının zıttını yapan insanlardan
değiliz arkadaşlar.