İstanbul Eczacılar Odası delegelerinden Zafer Kaplan, NTVMSNBCye 3 aşamalı araştırmanın sonucunun izlenmesi ve gerekirse 24 saat içinde ilaçların toplanması gerektiğini, yani çok tehlikeli olduğunu söyledi.
İSTANBUL - İstanbul Eczacılar Odası Delegesi Zafer Kaplan, yeni yönetmelik çıkarsa, Türkiyenin ilaç araştırma ve geliştirme üssü haline geleceği propagandasına karşı; kastedilen araştırmanın klinik araştırma olduğunu, yani ilacı yaratmak olmadığını anlattı.
İlaç AR-GEsi klinik araştırmalardır; yani ilacın laboratuvarlarda kimyasal sentezini yapmak, molekülü yaratmak değil. Sadece dışarıdan ilaç olmaya aday kimyasalları büyük ilaç tekelleri getirip Türkiyede insanlarımızı kobay olarak kullanarak insanlarımızdaki etkilerini ölçecekler. Bu nedenle bu taslağı asla olumlu karşılamıyorum. Şu anda Türkiyede ilaç araştırmaları ile ilgili çok tehlikeli bir gidiş var. Türkiyeyi ilaç AR-GE merkezi haline getireceklermiş, Türkiyeye döviz kazandıracaklarmış... Bunu söyleyen de Türkiyedeki yabancı sermayeli dünya tekellerinin ve ilaç firmalarının Türkiyedeki temsilcileri. Çünkü bu yönetmeliği Bakanlıktaki bürokratlar tek başına hazırlamıyor ki, mutlaka dünyadaki küresel sermayenin temsilcilerinin lobicileri geliyor; o parlamenterleri, o bürokratları etkiliyorlar ve istedikleri yönetmelikleri çıkarıyorlar.
ÜLKEYE ÖZEL İLACIN, BUNUNLA İLGİSİ YOK (Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünün Dünyada ülkeler ilaçları kendi insanlarının yararlılığına göre belirliyor. Mesela İsrail kendi ülkesinde araştırılmamış ilaca ruhsat vermiyor. Ülkemizde kullanılacak ilaçları kendi vatandaşlarımız üzerinde deneyip ona göre bunlara ruhsat vermeliyiz açıklamasına karşı) Bu büyük bir saptırmadır, ülkemizde ilaç keşfedilmiyor ki insanımız üzerinde deneyerek bulalım. Her ülkenin kendi insanına özgü ilaç yaratılmaz ki; bu nasıl bir bilimsel açıklama! Kişiye ve onun genetik özelliklerine uygun ilaç yaratıp tedaviyi kişiye özgü yapmak diye bir bilimsel gelişme var; ama bunun bugünkü ilaç araştırmalarıyla hiçbir alakası da yoktur.
KLİNİK ARAŞTIRMA GERÇEĞİ: KAĞIT İÇİNDE 10 HAP... Şu anda hazırlanan taslakla yapılan şey: Dünyada ilaç AR-GEsi yapabilen ve bu işe yılda 3-5 milyar dolar ayırabilen 8-10 tane dünya tekeli olmuş ilaç firması vardır. Bunlar önce kimyasal laboratuvarlarda bir molekülü ortaya çıkarırlar, bunu geliştirirler ve Faz 1 dediğimiz çalışmalarda bu molekülleri fareler üzerinde denerler. Sonra klinik araştırmalar ve insan deneyleri yaparlar. İnsan deneyleri için de bizim gibi ülkeleri seçerler; bir takım hekim ve hastanelerle anlaşırlar. İlaçların klinik araştırmalarını yapmak için özel şirketler kurmuşlardır, bu bir sektördür. Bizim gibi ülkelerde, bir hastaneye gidersiniz, bir doktor muayene eder ve arkasından kağıt içinde 10 tane hap verir ve Bunları 10 gün kullan, sonra bana gel der. Onların ne olduğunu hasta anlamaz, kullanır ve 10 gün sonra gidip doktora etkilerini anlatırsınız, doktor da rapora yazar, bunun için de belirli bir para alır. Klinik araştırma dediğimiz bu.
PAZARDA YAN ETKİSİ ÇIKARSA TOPLATILIR Dünya tekelini elinde tutan 8-10 ilaç firması, ilaç olmaya aday molekülü elbetteki kendi ülkelerindeki insanlar üzerinde de deniyor ama daha çoğunlukla bizim gibi ülkeleri seçerler, buralarda denerler ve eğer yan etkileri, toksik etkileri tolore edilebilir bir düzeyde ise artık onu ruhsatlandırır, piyasaya çıkarırlar. Ve Faz 3 dediğimiz aşamada pazarda herkese verilebilir, o zaman da ilacın pazardaki etkisi gözlenir. Geri çekilen pek çok ilaç bu Faz 3 aşamasında geri çekilir. Yani insanlarda tedavi amacıyla kullanıldıktan sonra çıkan yan etkiler nedeniyle toplatma olabilir.
ROMATİZMA İLACI, BİNLERCE İNSANI KALPTEN ÖLDÜRDÜ Vioxx, bunlardan biridir. Şu anda 5 milyar dolar üretici firma tazminat ödüyor. Yani pazara çıkan ilacın aylar, yıllar sonra kalp krizine neden olduğu ve binlerce insanın bu ilaç yüzünden öldüğü ortaya çıktı. Bu ilaç sözde kilinik ve insan araştırmaları yapıldıktan sonra pazara çıkmış ve Buyurun kullanın, emniyetli bir romatizma ilacıdır denmiş ve aradan 2 sene geçtikten sonra binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmış. Ülkemizde de hiçbir kalp sorunu olmayan insanlar, ilaç yüzünden kalp krizi geçirerek ölmüştür ve bunların neticesinde ilaç toplatılmıştır.
KLİNİK ARAŞTIRMA ÇOCUK VE HAMİLELERİ DE KAPSAYACAK Klinik araştırma dediğimiz hadise budur ve son derece tehlikeli bir iştir. Bu nedenle Türkiyede klinik araştırmalar için kolaylıklar çıkarılmasını son derece sakıncalı buluyorum. Şu anda etik kuruldan izin alınmadan kaçak olarak yapılan bir takım çalışmalar var, şimdiki taslakla bu resmileştirilecek. Bundan önceki yönetmeliklerde çocukların ve hamilelerin ilaç klinik araştırmalarında kullanılması yasaklanmıştı; ama sözünü ettiğimiz bu dünya tekelleri, Efendim bu ülkede bilim gelişmesin mi, insanlar ilaç gelişmesine katkıda bulunmasın mı gibi bir takım baskılarla bu işi hallettiler ve gene çocuk ve hamilelerin ilaç klinik araştırmalarında kullanılmasının önü açıldı.