YÖK Başkanı Özcan, merakla beklenen ilk açıklamasını yaptı: Bağımsızlıkla ilgili çok fikrim var. Rektörleri kendi hallerine bırakırsak, mükemmel işler yaparlar. Yasaklar da kendi kendine ortadan kalkar.
ANKARA - Yeni YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, bu göreve atanınca, geçen yıl türban yasağıyla ilgili verdiği özgürlük demeci gündeme getirilmişti. Özcan, görevdeki 4üncü gününde, önce rektörlerle tanıştı; sonra merakla beklenen açıklamasını yaptı. Ben oldukça demokrat bir adamım. Benim hakkımda her şeyi konuşabilirsiniz, yeter ki terbiye sınırları aşılmasın. Kafaya tabanca dayamadan her şey konuşulmalı diyen Özcanın ilk işi Selçuk Üniversitesinde soruşturma açılan Doç. Şahin Filizin sorununu çözmek olmuş.
İLK İŞİ DOÇ. FİLİZİN DURUMUNA EL KOYMAK Özcan, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığının, izinsiz olarak il dışına çıktığı ve televizyon kanallarında programa katıldığı gerekçesiyle hakkında disiplin soruşturması açılan İslam Felsefesi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şahin Filizi arayıp durumu öğrendiğini söyledi.
Daha sonra hem teyit etmek, hem de durumu düzeltmek için Selçuk Üniversitesi Rektörü Süleyman Okudanı aradığını ifade eden Prof. Dr. Özcan, şöyle konuştu:
Önemli olan, üniversitelerde küçük nedenlerden dolayı huzursuzluklar çıkartıp, kamuoyunda üniversiteleri küçük düşürmek olmamalı. Rektör Bey sağolsun, olumlu yaklaştılar ve Biz bunu düzeltiriz dediler. Biz, öğretim üyelerinin televizyon programlarına katılmak için izin almadan şehir dışına çıktıklarını biliyoruz. Bazen bu akşam vakitlerine denk geliyor, izin alamıyorlar. Bu, çok da önemli bir şey değil. Bir intihal ve zimmet suçu değil. Böyle suçları affetmeyelim ama sonuçta bir bilim adamı.
ORUÇ TUTMAMASI KİMSEYİ ALAKADAR ETMEZ Filiz Beyin konusunda sadece izinsiz gitme yok. Birazcık kural dışı durumları olan bir öğretim üyesiymiş. Kendisi de bana İşte ben Ramazanda oruç tutmam dedi. Onun oruç tutup tutmaması beni hiç alakadar etmez, kimseyi de alakadar etmez diye düşünüyorum. Üniversitede böyle birkaç aykırı davranış üst üste gelirse bakışlar değişiyor, negatif enerji topluyor. Kendisini belki de az cezalandırmak istenmiş olabilir, ama durum düzeldi. İnşallah bundan sonra olmayacağını düşünüyorum. Böyle küçük şeylerden dolayı üniversitelerin ismi geçmez ve gazetelere küçük düşmeyiz.
KAFAYA TABANCA DAYAMADAN HER ŞEY KONUŞULMALI YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, kendisi hakkında yapılan eleştirilerle ilgili şunları söyledi: Bilmeden konuşuyorlar. Ben oldukça demokrat bir adamım. Benim hakkımda her şeyi konuşabilirsiniz. Yeterki terbiye sınırları aşılmasın. Herkes, herkes hakkında konuşsun, bunda bir zarar yok. Birbirimizin kafasına tabanca dayayıp zorlamadıktan sonra her şey konuşulmalı. Benim üniversiteler için istediğim de bu. Herkes konuşsun ama bu, terbiyeyi aşmasın. Birbirimize zarar vermeyecek şekilde tartışalım. Bu, demokratik bir bağımsız üniversite demektir. Bunun özlemini duyuyor, onun için çalışıyoruz
REKTÖRLERİ KENDİ HALİNE BIRAKALIM Üniversitelerdeki yasaklardan bahsedilirken yalnızca başörtüsü konusunun ele alınmasını da eleştiren Özcan, şöyle devam etti: Hiç alakası yok. Ben farklı şeylerden bahsediyorum. Üniversitelerin özgürlüğünden bahsediyorum. Üniversitelerdeki özgürlük kavramının içi doldurulmak isteniyorsa, çok farklı şeylerle doldurulabilir. Sadece bir şekilde (başörtüsü) değil, buna dikkat etmek lazım. Benim bağımsızlıkla ilgili bir çok fikrim var. Bu idari, mali bağımsızlık olabilir. Bilimsel bağımsızlık olabilir. İçini doldurmanın bin yolu var, konu sadece başörtü ve katsayı değil. Bu, üniversiteleri serbest bırakarak sağlanabilir.
KONU EDİLEN YASAKLAR KENDİLİĞİNDEN KALKACAK Bu, serbestlik ortamı yaratarak, rektörleri soruşturmaya tabi tutmayarak, küçük nedenlerden dolayı onları baskı altında tutmayarak, onları kendi hallerine bırakarak sağlanabilir. Rektörleri kendi hallerine bırakarak mükemmel işler yapacaklarını düşünüyorum. Konu edilen yasaklar da kendi kendine ortadan kaldıracaklardır. Hiç kimse o işlerle (türban ve katsayı) uğraşmayacak.
ÇÖZÜM İÇİN ANAYASA MAHKEMESİNE GEREK YOK YÖK Başkanı Özcan, başörtüsü sorunuyla ilgili Anayasa Mahkemesi kararlarının hatırlatılması üzerine de sorunun çözümü için bunlara gerek olmadığını savundu.
Özcan, Onların savlarını biliyorum. Bunlar, üniversitenin dışında konmuş yasaklardır. Mahkemelerle ilgilidir. Bu bakış meselesidir. Öyle bir kural olabilir. Ama siz onu önemli görmeyebilirsiniz, bir sürü insanı rahat ettirirsiniz. Biz öyle bir sonucun çıkacağını ümit ediyoruz diye konuştu.
Göreve geleli 4 gün olduğunu da hatırlatan Özcan, 4 günde çok fazla bir şey öğrenemedim. Öğrenme süreci biraz uzun sürer. Öğrendikçe kanaatim değişecek. Şimdi çok memnunum. Olayın algılanması iyi. Beni iyi karşıladılar. Beni destekleyenler, eleştirenlerden daha fazla. Sivri olarak eleştiren birkaç eski YÖK Başkanı ve onun etrafındaki bir kaç kişi var. Ama tanıdıkça onlar da vazgeçecekler diye düşünüyorum dedi. YÖKte yeni başkanla ilk toplantı
artık bütün sorunların çözülecegine
inanıyoruz inş. yeni yök başkanımız
herşeyi yoluna koyacak inş bizler çok
umutluyuz yeni yök başkanından inş
umutlarımızı yıkmaz. madem burası
demokrat bir ülke bu başörtü ,katsatı
sorunlarının olması çok saçma zaten.
hiç kimsenin ögrencilerimizin
gelecegini karartmaya hakkı yok.
türkiyenin bu büyük ayıbını kapatsın
artık.
Ali Belliyol - Balıkesir
17 Aralık 2007, Pazartesi 11:56
Bence sayın YÖK başkanımız, öncelikle
akademik yükseltmelerde Rektörlere
verilen sınırsız yetkiyi
kaldırmalıdır. Bugün bir akademisyen
bir akademik yükselmeyi hakettiği
halde rektörü istemezse ilana
çıkılmıyor ve o kişi Profesörlük
şartlarını yerine getirse de profesör
olamıyor. Bu durum çok yanlış bir
uygulamadır. Bilimsellik yerine
rektörün sizin hakkınızdaki
düşünceleri önem kazanıyor. Sizin
tipinizi bile beğenmese, bu, atamaması
için bir sebep olabiliyor. İşin
tuhafı, bu kişi profesör olacak
nitelikleri taşıyor, niye engel
oluyorsun diye de kimse soramıyor.
Ali Belliyol - Balıkesir
17 Aralık 2007, Pazartesi 11:35
Bence sayın YÖK başkanımız, öncelikle
akademik yükseltmelerde Rektörlere
verilen sınırsız yetkiyi
kaldırmalıdır. Bugün bir akademisyen
bir akademik yükselmeyi hakettiği
halde rektörü istemezse ilana
çıkılmıyor ve o kişi Profesörlük
şartlarını yerine getirse de profesör
olamıyor. Bu durum çok yanlış bir
uygulamadır. Bilimsellik yerine
rektörün sizin hakkınızdaki
düşünceleri önem kazanıyor. Sizin
tipinizi bile beğenmese, bu, atamaması
için bir sebep olabiliyor. İşin
tuhafı, bu kişi profesör olacak
nitelikleri taşıyor, niye engel
oluyorsun diye de kimse soramıyor.