Prof.Dr. Ruhi Köse, bölgede huzurevlerinin Elazığ, Malatya, Erzurum gibi tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu illerde bulunduğunu, ancak göçer ya da yarı göçer hayvancılık sisteminin yoğun olduğu Van, Hakkari, Bitlis ve Muş gibi bölge illerinde huzurevi olmadığını bildirdi.
Göçer ya da yarı göçer hayvancılık sistemindeki yaşam biçiminde, her şeyin aile ile sınırlı olduğunu belirten Köse, Doğu Anadolunun birçok yerleşim biriminde, yapı bozumuna uğrasa bile geleneksel tarz ve öğelerin baskın olduğunu ifade etti. Bu yaşam biçiminde çocuğun, 7 yaşından itibaren haneye ve aileye katkı sağlayabilecek, kendisinden yararlanılabilecek dolayısıyla aileyi devam ettirebilecek birisi olarak algılandığını anlatan Köse, şunları söyledi:
Yaşlanmış anne ve baba bu geleneksel kültür içinde, oğlunun veya oğullarının yanında kalmalıdır. Kızının ve damatlarının yanında kalması bir aşağılanma ifade eder. Ne kadar yoksul olursa olsun, yaşlı anne ve babalar, oğullarının yanında kalmalıdır.
Bölgedeki yazılı olmayan, geleneksel olarak kodlanmış değerlere göre, yaşlıların huzurevinde kalmasının aykırı bir durum olarak görüldüğünü ifade eden Köse, Bölgede var olan geleneksel kültürde yaşlılara, devlete ait ya da özel olan bir kurum tarafından bakılması, bir tür hakaret olarak algılanmaktadır dedi.
Bu anlayışın toplumun dinamiklerine bağlı olarak zamanla değişiklik gösterebileceğini belirten Köse, bu değişimin baskı ve zorlamayla olmayacağını, koşulların zamanla bölgede huzurevi ihtiyacını doğurabileceğini vurguladı.
Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kemal Çelik de Vanda geçmiş yıllarda, belediye tarafından huzurevi yapıldığını ancak talep olmaması nedeniyle kapandığını söyledi. Çelik, geleneksel yapıdan dolayı şimdiye kadar böyle bir ihtiyacın oluşmadığını, ancak gelecekte oluşabilecek ihtiyaç üzerine 2008 yılında huzurevi yapılması için girişimde bulunduklarını kaydetti.