Broşürde, kadınlara yönelik şiddet biçimleri, aile içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, evlilikte tecavüz, kız çocuklarının cinsel istismarı, zorla evlendirme, tecavüz, iş yerinde cinsel taciz, kadın bedeninin zorla sömürülmesi, töre cinayetleri, devletin yürüttüğü veya göz yumduğu fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, silahlı çatışma durumlarında cinayet, sistematik tecavüz, cinsel kölelik ve gebeliğe zorlama olarak sıralandı.
 |
|
Kadına yönelik şiddetin evrenselliği ve yaygınlığı korkutucu boyutlarda denilen broşürde, dünyada kadına yönelik şiddete ilişkin şu istatistiki bilgilere yer verildi:
Cinayete kurban giden kadınların yüzde 70i kocaları tarafından öldürülüyor.
Dünyada her yıl 5 ile 15 yaşları arasındaki 2 milyon kız çocuğu, fuhuşa zorlanıyor.
Kadınların fuhuşa zorlanmasıyla ortaya çıkan ticaretin boyutu 7 milyar dolar...
ABDde her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor, her yıl 4 bin kadın dövülerek öldürülüyor.
Pakistanda ev kadınlarının yüzde 99u, çalışan kadınların yüzde 77si dayak yiyor.
Fransada kadınların yüzde 95i şiddete maruz kalıyor, 2 bin 500 kadın tecavüze uğruyor.
135 milyon kadın sünnet ediliyor ve bu sayı her yıl 2 milyon artıyor.
Tecavüze uğrayan kadınların büyük bölümü namus adına kendi yakınları tarafından öldürülüyor.
TÜRKİYEDE EĞİTİMLİ 6 ERKEKTEN BİRİ ŞİDDET UYGULUYOR
 |
|
Broşürde, bu yıl Türkiyede Kadına Yönelik Şiddet konusunda yapılan bir araştırmanın sonuçlarına da yer verildi. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiyede her 3 kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Her 10 kadından 9u haklı görülebilecek dayak yoktur görüşünü dile getirirken, eşinden dayak yiyen kadınların yarısı bu durumdan kimseye bahsetmiyor. Söz konusu araştırmanın dikkat çekici diğer sonuçları ise şöyle:
Yükseköğrenim görmüş her 6 erkekten biri, eşine fiziksel şiddet uyguluyor.
Aileye eşlerinden daha çok gelir getiren her 3 kadından 2si şiddete maruz kalıyor.
Okuma-yazma bilmeyen kadınların yüzde 43ü, yüksek öğrenim görmüş kadınların yüzde 12si en az bir kez fiziksel şiddet gördüğünü söylüyor.
Kadınların yüzde 70-85i devletin, erkeklerin eşlerine uyguladığı şiddeti engelleyebileceğini ancak bu sorumluluğu yerine getirmediğini düşünüyor.
Kadınların büyük çoğunluğu aile içi şiddeti aile içinde çözülmesi gereken bir mesele olarak algılamıyor ve hükümete, yerel yönetimlere, devlet kurumlarına, yasalara ve mahkemelere bu alana müdahale etme konusunda önemli sorumluluklar yüklediğini düşünüyor.
Kadınların yüzde 92si, mahkemelerin şiddet uygulayan erkeklere ceza vermesini istiyor.
Kadınların yüzde 85i Türkiyedeki kadın sığınma evlerinin sayısının yeterli olmadığını düşünüyor, yüzde 87si vergilerinin sığınma evleri açmak için kullanılmasını onaylıyor.
Devletin yasalarda ve eylemlerinde, kadına yönelik şiddetin her biçiminin temel insan haklarının ihlali olduğunu ve herhangi bir gelenek, din, kültürel davranış veya politik güçten dolayı meşru görülemeyeceğini tanıması gerektiği ifade edilen broşürde, Devlet, özel ve kamusal alandaki her türlü şiddet eylemini açıkça kınamalı ve gereken önlemleri almalıdır denildi.
TECAVÜZ BİR SAVAŞ TAKTİĞİ
Kadına yönelik şiddetin, güç ilişkilerinden beslendiği ve ayrımcılığı güçlendirdiği belirtilen broşürde, cinsiyet ayrımcı politikalarla beslenen şiddetin, dinsel, geleneksel ön yargılarla pekiştirildiği, yasalar eliyle de meşrulaştırıldığı savunuldu. Broşürde, Kadınlar, politik görüşlerinden, cinsel tercihlerinden, etnik kökenlerinden, farklı inanç ve düşüncelerinden dolayı şiddete daha fazla uğruyor. Kadınlar, töre ve namus cinayetlerine maruz kalırken, devlet ise kadına yönelik şiddeti sadece töre ve namus cinayetlerine indirgiyor, özel ve kamusal alanı tahrip eden şiddeti görmezden geliyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor ifadelerine yer verildi.
Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden birinin de savaşlar olduğuna işaret edilen broşürde, şunlar kaydedildi:
Savaşlarda, kadınlar ve kız çocukları sırf cinsiyetlerinden ötürü sayısız fiziksel ve cinsel şiddet eylemlerine maruz kalıyorlar. Tecavüz bir savaş taktiği, bilinçli bir politika olarak otoriteler tarafından kullanılıyor ve teşvik ediliyor. Savaşın bir sonucu olarak göç olgusu da en çok kadını etkiliyor. Göç etmek zorunda kalan kadınlar, mülteci kamplarında cinsel ve fiziksel şiddet ile karşılaşıyorlar. Kadınlar toplumsal kimliği nedeniyle savaşa karşıdır. Kadınlar, şiddetin ve silahların teslim aldığı bir dünya istemiyor.
ŞİDDETE TOK, EKMEĞE AÇ KADINLAR
Yeni anayasada kadınların beklentilerinin de karşılanması gerektiği ifade edilen broşürde, kadınlar, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir Anayasadan yana denildi.
Broşürde, kadınların, eşitlikçi bir Türkiye talebi ile Anayasa metinlerine en açık biçimiyle eşitlik talebinin yerleşmesinin öncülüğünü yaptıkları belirtilerek, kadınların, özel ve kamusal alanda olduğu gibi Anayasada da toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele ettikleri kaydedildi. Broşürde, Kadınlar, eşitsiz güç ve iktidar ilişkilerinin şiddeti ürettiğinin farkındalar denildi.
Broşürde, Türkiyede ve dünyada uygulanan yeni liberal politikaların, yoksulun yoksulu olan kadınların emeğini değersizleştirdiği kaydedilerek, bunun nedeni olarak, kadınların mülkiyet ve kaynaklar üzerinde daha az denetime sahip bulunması ve ücretlerinin daha düşük, istihdam koşullarının daha güvencesiz olması gösterildi.
KESK tarafından hazırlanan broşürde, Şiddete tok, ekmeğe aç yaşayan biz kadınlar, işsizlik, yoksulluk ve göç sorununun çözümü ile şiddetin önlenebileceğini biliyoruz. Kamusal bir dönüşüm bir programının uygulandığı eşit yurttaşlar olarak emeğimizin değerinin verildiği bir ülkenin yaratılması için sendikalarda örgütlenmeye ve mücadelemizi yükseltmeye ihtiyacımız var görüşüne yer verildi.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |