Kadınların şiddete itirazı var
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Yaşam
İnsanlar
İlişkiler
Alışveriş
Hayvanlar Alemi
Lezzet
Gezi
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Yaşam » İlişkiler

Kadınların şiddete itirazı var

KESK tarafından yayımlanan broşürde, dünyada ve Türkiye’de kadınların içinde bulunduğu dramatik koşullara dikkat çekilerek, daha eşit bir dünya ve ülke için yaratılması gereken koşullara yer verildi.

 DİĞER HABERLER

  YAŞAM - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
AA
Güncelleme: 17:24 TSİ 29 Kasım 2007 Perşembe

ANKARA - KESK, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla “Kadınların Şiddete İtirazı Var” isimli bir broşür yayımladı.
Haberin devamı

Broşürde, kadınlara yönelik şiddet biçimleri, “aile içinde meydana gelen fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, evlilikte tecavüz, kız çocuklarının cinsel istismarı, zorla evlendirme, tecavüz, iş yerinde cinsel taciz, kadın bedeninin zorla sömürülmesi, töre cinayetleri, devletin yürüttüğü veya göz yumduğu fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddet, silahlı çatışma durumlarında cinayet, sistematik tecavüz, cinsel kölelik ve gebeliğe zorlama” olarak sıralandı.

“Kadına yönelik şiddetin evrenselliği ve yaygınlığı korkutucu boyutlarda” denilen broşürde, dünyada kadına yönelik şiddete ilişkin şu istatistiki bilgilere yer verildi:
* Cinayete kurban giden kadınların yüzde 70’i kocaları tarafından öldürülüyor.
* Dünyada her yıl 5 ile 15 yaşları arasındaki 2 milyon kız çocuğu, fuhuşa zorlanıyor.
* Kadınların fuhuşa zorlanmasıyla ortaya çıkan ticaretin boyutu 7 milyar dolar...
* ABD’de her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor, her yıl 4 bin kadın dövülerek öldürülüyor.
* Pakistan’da ev kadınlarının yüzde 99’u, çalışan kadınların yüzde 77’si dayak yiyor.
* Fransa’da kadınların yüzde 95’i şiddete maruz kalıyor, 2 bin 500 kadın tecavüze uğruyor.
* 135 milyon kadın sünnet ediliyor ve bu sayı her yıl 2 milyon artıyor.
* Tecavüze uğrayan kadınların büyük bölümü namus adına kendi yakınları tarafından öldürülüyor.

TÜRKİYE’DE EĞİTİMLİ 6 ERKEKTEN BİRİ ŞİDDET UYGULUYOR

Broşürde, bu yıl “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” konusunda yapılan bir araştırmanın sonuçlarına da yer verildi. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de her 3 kadından biri fiziksel şiddet görüyor. Her 10 kadından 9’u “haklı görülebilecek dayak yoktur” görüşünü dile getirirken, eşinden dayak yiyen kadınların yarısı bu durumdan kimseye bahsetmiyor. Söz konusu araştırmanın dikkat çekici diğer sonuçları ise şöyle:
* Yükseköğrenim görmüş her 6 erkekten biri, eşine fiziksel şiddet uyguluyor.
* Aileye eşlerinden daha çok gelir getiren her 3 kadından 2’si şiddete maruz kalıyor.
* Okuma-yazma bilmeyen kadınların yüzde 43’ü, yüksek öğrenim görmüş kadınların yüzde 12’si en az bir kez fiziksel şiddet gördüğünü söylüyor.
* Kadınların yüzde 70-85’i devletin, erkeklerin eşlerine uyguladığı şiddeti engelleyebileceğini ancak bu sorumluluğu yerine getirmediğini düşünüyor.
* Kadınların büyük çoğunluğu ‘aile içi şiddet’i aile içinde çözülmesi gereken bir mesele olarak algılamıyor ve hükümete, yerel yönetimlere, devlet kurumlarına, yasalara ve mahkemelere bu alana müdahale etme konusunda önemli sorumluluklar yüklediğini düşünüyor.
* Kadınların yüzde 92’si, mahkemelerin şiddet uygulayan erkeklere ceza vermesini istiyor.
* Kadınların yüzde 85’i Türkiye’deki kadın sığınma evlerinin sayısının yeterli olmadığını düşünüyor, yüzde 87’si vergilerinin sığınma evleri açmak için kullanılmasını onaylıyor.

Devletin yasalarda ve eylemlerinde, kadına yönelik şiddetin her biçiminin temel insan haklarının ihlali olduğunu ve herhangi bir gelenek, din, kültürel davranış veya politik güçten dolayı meşru görülemeyeceğini tanıması gerektiği ifade edilen broşürde, “Devlet, özel ve kamusal alandaki her türlü şiddet eylemini açıkça kınamalı ve gereken önlemleri almalıdır” denildi.

“TECAVÜZ BİR SAVAŞ TAKTİĞİ”
Kadına yönelik şiddetin, güç ilişkilerinden beslendiği ve ayrımcılığı güçlendirdiği belirtilen broşürde, cinsiyet ayrımcı politikalarla beslenen şiddetin, dinsel, geleneksel ön yargılarla pekiştirildiği, yasalar eliyle de meşrulaştırıldığı savunuldu. Broşürde, “Kadınlar, politik görüşlerinden, cinsel tercihlerinden, etnik kökenlerinden, farklı inanç ve düşüncelerinden dolayı şiddete daha fazla uğruyor. Kadınlar, töre ve namus cinayetlerine maruz kalırken, devlet ise kadına yönelik şiddeti sadece töre ve namus cinayetlerine indirgiyor, özel ve kamusal alanı tahrip eden şiddeti görmezden geliyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor” ifadelerine yer verildi.

Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden birinin de savaşlar olduğuna işaret edilen broşürde, şunlar kaydedildi:
“Savaşlarda, kadınlar ve kız çocukları sırf cinsiyetlerinden ötürü sayısız fiziksel ve cinsel şiddet eylemlerine maruz kalıyorlar. Tecavüz bir savaş taktiği, bilinçli bir politika olarak otoriteler tarafından kullanılıyor ve teşvik ediliyor. Savaşın bir sonucu olarak göç olgusu da en çok kadını etkiliyor. Göç etmek zorunda kalan kadınlar, mülteci kamplarında cinsel ve fiziksel şiddet ile karşılaşıyorlar. Kadınlar toplumsal kimliği nedeniyle savaşa karşıdır. Kadınlar, şiddetin ve silahların teslim aldığı bir dünya istemiyor.”

“ŞİDDETE TOK, EKMEĞE AÇ KADINLAR”
Yeni anayasada kadınların beklentilerinin de karşılanması gerektiği ifade edilen broşürde, “kadınlar, eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir Anayasadan yana” denildi.

Broşürde, kadınların, eşitlikçi bir Türkiye talebi ile Anayasa metinlerine en açık biçimiyle eşitlik talebinin yerleşmesinin öncülüğünü yaptıkları belirtilerek, kadınların, özel ve kamusal alanda olduğu gibi Anayasa’da da toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele ettikleri kaydedildi. Broşürde, “Kadınlar, eşitsiz güç ve iktidar ilişkilerinin şiddeti ürettiğinin farkındalar” denildi.

Broşürde, Türkiye’de ve dünyada uygulanan yeni liberal politikaların, “yoksulun yoksulu” olan kadınların emeğini değersizleştirdiği kaydedilerek, bunun nedeni olarak, kadınların mülkiyet ve kaynaklar üzerinde daha az denetime sahip bulunması ve ücretlerinin daha düşük, istihdam koşullarının daha güvencesiz olması gösterildi.

KESK tarafından hazırlanan broşürde, “Şiddete tok, ekmeğe aç yaşayan biz kadınlar, işsizlik, yoksulluk ve göç sorununun çözümü ile şiddetin önlenebileceğini biliyoruz. Kamusal bir dönüşüm bir programının uygulandığı eşit yurttaşlar olarak emeğimizin değerinin verildiği bir ülkenin yaratılması için sendikalarda örgütlenmeye ve mücadelemizi yükseltmeye ihtiyacımız var” görüşüne yer verildi.

 DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ
 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları