Yaklaşık 2 ay önce Darfura giden BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moonun, bir hafta süren gezisinden sonra Washington Postta yayınlanan yazısı böyle başlıyordu. Genel Sekreter, Gayet sarih bir kavrayışla geri döndüm. Bu krize tek bir çözüm getirmek mümkün değil. Darfur karmaşıklığı açısından tam bir ders niteliği taşıyor. Barış gelecekse, çatışmanın büyümesine yol açan bütün unsurların hesaba katılması gerekiyor diyordu. Genel Sekreter, Libya lideri Muammer Kaddafi ile de görüşmüş, Kaddafi Darfurda şiddetin bitirilmesi için barış görüşmelerinin Libyada yapılmasını önermişti.
Uzun süren müzakereler sonucu barış görüşmeleri 2 gün önce Libyanın Surt kentinde başladı. Sudan hükümeti görüşmelere elverişli ortam yaratmak amacıyla Darfurda tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiğini duyurdu.
KADDAFİ OĞULLARIM OLMADAN OLMAZ DİYOR
Ancak konferans daha başlamadan, barış umudu kayboldu. En büyük isyancı gruplar konferansı protesto ederek katılmadı. Konferansın açılışında konuşan Kaddafi de, Sudan Kurtuluş Hareketi/Ordusu ve Darfurdaki Adalet ve Eşitlik Hareketinin konferansa katılmalarının Darfurda barışın sağlanması için esas olduğunu vurguladı; Ben bu örgütlerin liderlerini oğullarım olarak kabul ediyorum. Onlar olmadan barış yapamayız dedi.
Darfurda 7 hükümet karşıtı grup adına konuşan Ahmed İbrahim ise, görüşmelere büyük umut bağladıklarını kaydererek, uluslararası toplumla işbirliği yapacaklarını söyledi.
DARFUR NERESİ?
Darfur, Sudanın devasa çöl ve çorak arazilerinin batı kesiminde 510 kilometrekare toplam alanı bulunan 6 milyon nüfuslu, Fransa kadar geniş bir eyalet. İdari olarak üç ayrı bölgeye (Kuzey, Orta ve Güney Darfur) ayrılmış olan Darfurda yaşayanların çoğunluğu siyah Afrikalı. Sudan genelinde ve yönetimde ise Arap ve Müslümanlar egemen.
ÇATIŞMALAR NASIL BAŞLADI?
Afrikanın en büyük ülkesi Sudanın bu eyaletinde; içsavaş ya da soykırım olarak nitelenen felaketler dizisi 2003 yılında, Sudan Kurtuluş Ordusu ile Adalet ve Eşitli Hareketi adlı iki örgütün, eşit haklara sahip olmadıkları, bölgenin ihmal edildiği gerekçesiyle merkezi yönetime karşı ayaklanmasıyla başladı.
Yıllardır Arap göçebeler ile çiftçiler arasında süren toprak kavgası, 1990larda Darfurda petrol yataklarının bulunmasıyla alevlenmişti.
 |
|
Darfur petrol zenginiydi; ancak zenginlikten sadece yönetimdekiler yararlanıyor, halk yoksulluk içinde yaşıyordu. Yerel ve Arap kabilelerin hayvancılıkla geçindiği bölgede su kaynakları ve otlakların paylaşımı konusundaki uyuşmazlıklar, kuraklığın etkisi ile büyümüştü. Bu ortamda isyan beklenmeyecek kadar etkili oldu.
CANCEVİDLER TÜRKİYEDEKİ KORUCULAR GİBİ
Hükümet isyanı bastırmak için, denetimi altındaki cancevid diye bilinen milisleri devreye soktu. İşte bu noktadan itibaren bitmeyen çatışmalar başladı. (Üç farklı kelimenin Can=adam, cev=silah taşıyan, vid-cevvad=soylu at birleşmesiyle oluşan ve silahlı süvari anlamına gelen Cancevid, Hükümet yanlısı Arap kabilelerinden seçilen savaşçılara deniyor.) Cancevidler isyanı bastırmaya çalışırken köyleri yaktılar, kadınlara tecavüz ettiler, öldürdüler...
Merkezi hükümet, ulaşamadığı noktalarda Cancevidleri kullanıyor. Etnik sebeplerin yanı sıra Cancevidlerin Afrikalı kabilelere saldırısında su kaynaklarının giderek azalmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Çatışmalar üç farklı eksende gelişti. Resmi hükümet güçleri ile isyancılar arasında; hükümet yanlısı Cancevid milisleri ile Afrika yerlisi sivil halk arasında ve Cancevidler ile isyancılar arasında. Gözlemcilere göre; yaşanan çatışmalarda en fazla mağdur olan taraf Müslüman siviller oldu.
ÖLDÜRÜLDÜLER YA DA KAÇTILAR
BM verilerine göre, Darfurda 4 yıldır süren iç savaşta en az 200 bin kişi öldü, 4 milyon kişi insani yardım olmaksızın yaşayamayacak durumda. 2.5 milyon insan ise yerlerinden oldu; bir kısmı Darfurda kurulan insani yardım kamplarına sığındı, bir kısmı da komşu ülke Çada...
İnsani yardım kamplarındaki kadınlar; su veya odun toplamak için kamptan biraz fazla uzaklaştıklarında tecavüze uğradıklarını anlatıyor.
BARIŞ GÜCÜ VAR AMA
Dünya, Afrikanın bu uzak köşesinde yaşananlara uzun süre seyirci kaldı. Sonunda dünya duruma el koymaya kalktı; ancak militer gruplara destek olduğu ve etnik temizlik yaptığı suçlamalarını reddeden Sudan hükümeti engelledi. Nihayet, bu yıl Nisan ayında uluslararası ambargo ve baskılara direnemeyip, BMnin Darfurda barışı sağlamaya yönelik operasyonlarını kabul etti.
Bugün Sudan hükümetinin izniyle Afrika Birliği Barış Gücünün Darfurda 7000 askeri bulunuyor. Geçen temmuz ayında, BM Barış Gücü ve Afrika Birliği Barış Gücünün Darfura 26 bin asker gönderme girişimi oldu, ancak sonuçsuz kaldı.
Darfurdaki Afrika Birliği güçlerinin komutanı General Martin Luther Agwai, Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu önderliğinde, uluslararası arenada deneyimli ve etkili isimlerin çözüm amacıyla Darfuru ziyareti sırasında barış gücünün yetersizliğini anlatırken; hiç bir Afrika ülkesinin Darfurdaki çatışmalı ortam için uygun teçhizatlara sahip bir ordusunun bulunmadığını söylemişti. Aqwainin verdiği bilgiye göre; Afrika Birliği bünyesindeki 26 ülkeden 7 bin asker, kabaca Fransa büyüklüğündeki bölgede güvenliği sağlamaya çalışıyor.
DÜNYAYA HOLLYWOOD ÜNLÜLERİ DUYURDU
Nihayet, Darfurun adını dünyaya duyuran ve sokaktaki insanların bilgi sahibi olmasını sağlayanlar Hollywood ünlüleri oldu.
 |
| Baba ve oğul Clooney, Darfur için çabalıyor. |
Dünyanın en seksi erkeği unvanlı aktör George Clooney başta olmak üzere Hollywood yıldızları Brad Pitt, Matt Damon, Angelina Jolie, Don Cheadle, Mia Farrow seferber oldular, Darfur için. Clooney adeta kendisini bu konuya adadı; eski bir gazeteci olan babasıyla Darfura gitti; belgesel filmler çekti...
ANGELINA JOLIENİN DARFUR FOTOĞRAFLARI
Ardından BMnin iyiniyet elçisi Angelina Jolie gitti; mülteci kampında çocuklarla, kadınlarla konuştu; fotoğraflar çektirdi ve fotoğraflar dünya basınında, onun Eğer ben size biraz daha tanıdık geldiğim için bu fotoğraflara bakıyorsanız; bu bile çok iyi. Çünkü biliyorum ki, bana bakarken aslında onlara bakıyorsunuz sözleriyle yayınlandı.
 |
| Angelina Jolie, Darfurlu çocukla... |
Jolie ve diğer ünlüler daha fazlasını bekliyordu ama, en azından Darfurun adının duyulmasını sağlamış oldular. Geçtiğimiz günlerde Oceans serisinin üçüncüsü için biraya gelen Clooney, Pitt, Damon ve Cheadle da filmin promosyon çalışmalarının gelirini Darfur fonuna aktaracağını duyurdular.
KUM SAATLİ EYLEM
Bu yıl 30 Nisanda ise Küresel Darfur Günü çerçevesinde 30 ülkede protesto gösterisi düzenlendi. Göstericiler, sahte kanla dolu 10 bin kum saatini çevirip, kan dökülmesini önlemek için zamanın hızla aktığı mesajını verdiler.
Elton John, George Clooney, Bob Geldof, Mick Jagger, Hugh Grant, Matt Damon gibi ünlüler kararlı eylem çağrısı yaptı. Etkinlik çerçevesinde 350 Darfurlunun sığındığı, ancak 100ünün hapse atıldığı İsrailin Başbakanı Olmerte, 8 yaşındaki Afafın yazdığı Babamı serbest bırakın mektubu dünyada yankı yarattı.
TÜRKİYEDE 9 BİN DARFURLU MÜLTECİ VAR
22 Temmuz seçimlerinden kısa süre önce Darfur krizinin çözümü için çalışan sivil toplum kuruluşunun koordinatörü Larry Rossin, Türkiyeye gelerek destek istedi. Seçim havasının gölgesinde kalan bu ziyarette Rossin, Türkiyenin Müslüman bir ülke olarak, Arap ülkelerine baskı yapabileceğini, özellikle İslam Konferansı Örgütü üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
Rossin ilginç bir şey daha söyledi; BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre Türkiyede 9 bin Darfurlu mülteci var.
DARFURDA BUGÜNKÜ DURUM
Darfurda bugün hükümet karşıtı iki ana isyancı grup var; Sudan Halk Kurtuluş Ordusu (Sudan Liberation Movement) ve Adalet ve Eşitlik Harekatı (Justice and Equality Movement). Fakat son yıllarda, bu gruplar da etnik, politik ve kişisel gerekçelerle bölündüler. Şu anda çok sayıda farklı isyancı grupların olduğu söyleniyor.
 |
| George Clooney'in objektifinden: Batılı çocuk "Ben de Darfur'da yaşasaydım" yazılı pankart taşıyor. |
Libyada umutsuzlukla başlayan barış görüşmeleri sürerken, Darfurda güvenlik sağlanmış değil; çatışmalar sürüyor; açlık ve susuzluk ve hastalık kol geziyor.
Batılı ülkeler Darfurda yaşananların soykırım olduğunu söylüyor, hükümet ise abartıldığını iddia ediyor. Darfurda geçen yıl da bir barış girişiminde bulunuldu. Ancak isyancılar bölündü, barış sağlanamadı.
VE YİNE BARIŞ UMUDU YOK
İki gün önce başlayan Libyadaki barış görüşmelerini baltalayan ise, 9 Ekimde Sudan Hükümetinin askerlerinin, isyancı Sudan Halk Kurtuluş Ordusuna (SLA) saldırısı oldu. Çatışmada ölenlerin sayısının çok fazla olduğu duyuruldu; isyancıların başkanı Minni Minnawi hükümetin bu davranışını sırtından bıçaklama olarak nitelendirdi.
Nitekim SLA, bu saldırının ardından Libyadaki barış görüşmelerini boykot etti ve barış umudu bir kez daha yok oldu. Libyada diğer katılımcılarla görüşmeler ise sürüyor. Ancak yine umut yok.