Anayasa Platformu oluşturan kadın örgütleri, 82 Anayasasında 2004te yapılan değişiklikle eşitliği kazandıklarını belirterek, bu maddenin anayasadan çıkmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar.
Anayasa Kadın Platformu basın toplantısıyla görüşlerini açıkladı.
İSTANBUL - 86 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği Anayasa Kadın Platformu, AK Parti tarafından hazırlatılan yeni anayasa taslağının 9uncu maddesindeki düzenlemeye tepki gösterdi. Anayasa Kadın Platformu, kadınların çocuklar, yaşlılar ve engelliler ile birlikte özel surette korunmaya muhtaç bir kesim değil, ülke nüfusunun yarısını oluşturan ve hayatın her alanında fırsat eşitliğini hak eden bireyler olduğunu vurguladı.
Taksim Hill Otelde düzenlenen basın toplantısında Anayasa Kadın Platformu adına konuşan Ka-der Başkanı Avukat Hülya Gülbahar, Türkiyede tarihî bir adımı gerçekleştirdiklerini, çalışmalarının kadınların örgütlü olarak anayasa hazırlama sürecine müdahale girişimi olduğunu vurguladı.
Gülbahar, yeni anayasa taslağında eşitlikle ilgili 9uncu maddedeki düzenlemeye karşı olduklarını, 1982 Anayasasında 2004 yılında yapılan değişikliğin tartışılmasına ve bu maddenin anayasadan çıkarılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Gülbahar, yeni anayasa çalışmalarının, mevcut anayasadaki 10. madde gözetilerek, elde bir var denilerek yapılmasını istedi, 10uncu maddenin demokrasi ve laikliğin temel güvencesi olduğunu savundu.
İÇİNDE KADIN SÖZÜ OLAN TEK YASA Basın toplantısında konuşmacı olarak yer alan gazeteci İpek Çalışlar ise, İçinde kadın sözü olan tek yasa olan anayasa, adına yakışır şekilde hazırlanmalıdır. Eşitsizlik hepimizin canını acıtıyor. 10. maddeyi verip, 9. maddeyi almaya hiç niyetimiz yok dedi.
Ayrı bir anayasa taslağı hazırlığı yapmadıklarını söyleyen Kadının İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İpek İlkkaracan da, anayasanın tümünü gözden geçirip bir dizi öneri getirmeyi düşündüklerini belirtti.
MEVCUT ANAYASANIN 10UNCU MADDESİ Kanun önünde eşitlik: Madde 10 - Kanun önünde Eşitlik Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
TASLAKTAKİ 9UNCU MADDE NE DİYOR? Eşitlik: Madde 9- (1) Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (2) Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. (3) Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunmayı gerektiren kesimler için alınan tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (4) Devlet organları ve idare makamları, bütün eylem ve işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.
KADIN ÖRGÜTLERİNİN 9UNCU MADDE ÖNERİSİ Herkes dil, ırk, renk, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlara karşı doğrudan ve dolaylı, her türden cinsiyet ayrımcılığı yasaktır.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, kadın erkek eşitliğinin fiilen hayata geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında fırsat ve uygulama eşitliğine sahip olması hedefine ulaşılana kadar, devlet bu fiili eşitliğin sağlanması için kota dahil hukuksal ve kurumsal geçici ve özel önlemler alır. Bu önlemler bir ayrım olarak mütalaa edilmez.
CİNSEL YÖNELİM VE MEDENİ HAL EKLEMESİ Kadın örgütlerine göre; bu haliyle mevcut 10uncu madde korunacak, ancak tam eşitlik için şart olan ve Türkiyenin uluslararası sözleşmelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından da ivedilik taşıyan iki ekleme yapılacak.
Birinci ekleme ile cinsel yönelim ve medeni hal temelinde ayrımcılık yasaklanarak tam eşitlikçi bir Anayasa yolunda büyük bir adım atılmış olacak.
İkinci ekleme ile, Türkiyenin 1985 yılında onaylamış olduğu Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gereği, kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamaya yönelik geçici özel önlemlerin yasalarımızda yer almasına yönelik yükümlülük yerine getirilmiş olacak.