10. İstanbul Bienali’nde Kemalizm tartışması
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Cannes
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » İstanbul Bienali

10. İstanbul Bienali’nde Kemalizm tartışması

Bienal küratörü Hou Hanru’nun bienal kataloğunda Kemalist modernleşme modeline ‘tepeden inme bir dayatma’ demesi tepkiye neden oldu. Marmara Üni. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Nazan Erkmen, 131 öğretim görevlisi adına bir kınama mesajı yayımladı.

Bienal açılışında: İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı (ortada) ve küratör Hou Hanru (sağda).
 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
NTV-MSNBC
Güncelleme: 15:08 TSİ 28 Eylül 2007 Cuma

İSTANBUL - Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, “İmkânsız Değil Üstelik Gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik” başlığı altında düzenlenen ve 8 Eylül’de başlayan 10. Uluslararası İstanbul Bienali’nin bu yılki küratörü Hou Hanru’nun bienal kataloğunda yer alan metnine sert tepki gösterdi. Bunun üzerine, Bienali düzenleyen İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı bir açıklama yaparak, sanatın siyasete alet edilmesinden üzüntü duyduklarını dile getirdi.
Haberin devamı

Güzel Sanatlar Fakültesine bağlı 131 öğretim görevlisi adına hazırlanan ve fakültenin dekanı Prof. Dr. Nazan Erkmen’in imzaladığı “Bienal’e kınama” adlı metinde, Hanru’nun hazırladığı yazının Bienal’e gölge düşürdüğü iddia edildi.

“TEPEDEN İNME DAYATMA”
Hanru, Bienal kataloğundaki yazısında şu ifadeye yer vermişti: “Kemalist proje tarafından savunulan modernleşme modelinin yine de sisteme dahil bazı çözülemez çelişkiler ve ikilemlerle dolu ‘tepeden inme bir dayatma’ olması; reformların, devrimci birer araç olarak gerekli olmalarına rağmen yarı askeri bir şekilde dayatılması demokrasi ilkesine aykırıydı; milliyetçi ideoloji evrensel hümanizmin benimsenmesine aksi yönde işledi ve toplumsal bir elit önderliğindeki ekonomik ilerleme toplumsal bölünme üretti. Popülist siyasi ve dini güçler, taleplerini toplumun tabanında yeniden oluşturmayı ve yönlendirmeyi ve bu talepleri kendi çıkarları yönüne çevirmeyi başardılar.”

ERKMEN: “DUYARLI OLMALIYDI”
Hou Hanru’nun Kemalizme dair bu sözlerine dikkat çeken Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazan Erkmen, yaptığı yazılı açıklamada fakülte adına şu ifadeleri kullandı: “Kemalist projenin ‘tepeden inme bir dayatma’, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘anti hümanist’ olarak suçlanması, bilgisizliği aşan kasıtlı bir ifade olarak öne çıkmaktadır. Son derece hassas zamanlar yaşayan Türkiye’de İstanbul Bienali küratörünün bu konuda daha duyarlı olmasını ve Atatürk’ün ‘Sanatkâr cemiyette uzun cehid ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır’ sözündeki gibi, ancak bu duyarlılığı taşıyanların ‘sanatçı’ demeye layık olabileceğini hatırlatıyoruz.”

İKSV: “ÜZÜLDÜK”
Prof. Nazan Erkmen’in açıklamalarından üzüntü duyduğunu belirten İKSV, şu açıklamada bulundu:
“Sayın Prof. Nazan Erkmen’in 10. Bienal’le ilgili bildirisini üzülerek okuduk. İstanbul Kültür Sanat Vakfı, kuruluşundan bu yana siyasetin sanatla ilişkisi konusunda büyük bir titizlik göstermiştir. Nitekim, 35 yıldır bu konuda hiçbir sorun yaşanmamıştır.

Demokrasinin başta gelen ilkelerinden biri düşüncelerin, buluşların önyargısız ve özgürce tartışılmasıdır. Bu ilkenin birer bilim kurumu olan üniversitelerimizce büyük bir duyarlılıkla izlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Sayın Nazan Erkmen’den siyasal yaklaşımlardan önce Bienal’e sanatsal açıdan bakması ve bu konuda eleştirilerde bulunmasını beklerdik.

Vakfımız bir sanatçı ya da küratörün düşüncelerini özgürce dile getirmesi gerektiğine inanmakta ve bu konuda herhangi bir müdahale yapma hakkını kendinde görmemektedir. Küratörümüz Hou Hanru bu düşüncelerini Çağlar Keyder, Sibel Bozdoğan, Reşat Kasaba gibi önde gelen bilim adamlarının kitaplarından yararlanarak geliştirmiş ve sözlerini bu kaynaklardan yaptığı alıntılarla desteklemiştir.

Bir sanat ve kültür kuruluşu olarak bir üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin özgür düşünceye karşı en azından bizim gösterdiğimiz duyarlılığı göstermesi ve Bienal gibi etkinliklere sanatsal açıdan yaklaşmasını, bu konularda üniversite platformunda konuşmalar, açık oturumlar, paneller, söyleşiler hatta sempozyumlar düzenlemesini beklerdik. Hou Hanru ve Bienal dolayısıyla İstanbul’a gelen yüzlerce sanatçı ve eleştirmen sevinerek bu tartışmalara katılırlardı.”


RADİKAL GAZETESİ SANATÇILARIN TEPKİSİNİ YAZDI
Bienalde ‘Kemalizm’ tartışmasına bugün Radikal gazetesi de geniş yer verdi. Gazetede yer alan çeşitli sanatçı ve küratörlerin konuyla ilgili görüşleri şöyle:
Adnan Yıldız, Küratör

“Keşke sanat eğitimi alanında modernizmimizi, Hanru’nun özellikle mimari olarak son derece doğru saptadığı yerden tartışacak kadar cesur ve eleştirel bir üniversite dünyamız olsaydı. Akademisyenlerin çoğunun başlarında onlara bu bildiriyi imzalatan tepeden inmeci, ‘çağdaş Türk aydını’ piyesini sürdürmeye meraklı hocaları var. Asıl tam tersi olmalıydı! Aynı kadro Hanru’ya daha derin bir eleştiri getirebilir, ‘Biz buradayken, ne işin var Santralistanbul’da? O daha yeni, biz ise kaç yıllık okuluz? Otur, tartışalım...’ diyebilirdi.”
Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Sanatçı
“İki türlü değerlendirmek gerekiyor. Birincisi özgürleşme yolundaki Türkiye’de herkesin istediğini söyleyebilmesi. Bu açıdan Hanru’nun söyledikleri doğal ama ülkemizde Atatürk ilkelerine bağlılık önemli bir kavram. Ben Hanru’nun Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Atatürk’ü çok iyi tanımadığını düşünüyorum. Bana göre yanlış bir değerlendirme hatta biraz saygısızlık.”
Nilüfer Ergin, MÜGSF Öğretim Üyesi
“Hanru’nun bu kadar kesin bir yargıyla, davetli olduğu ülkenin tarihine ilişkin yorum yapması beni de irkilti. Elbette sergisinin sanatsal çerçevesini kurabilmesi için ülkenin sosyal kültürel dokusuna ilişkin bir araştırma yapacak. Ve bunu kullanacak metininde ama Cumhuriyet Projesi ve Atatürk’e dair onu idelojik taraf olmaya iten nedeni doğrusu ben de merak ediyorum.”
İnci Eviner, Sanatçı
“Nazan Erkmen’in sanatı devlet ideolojisinin bir yansıması olarak gören zihniyetin temsilcisi olarak söyledikleri bulunduğu kurumu, şahsını ve meslektaşlarını zor duruma düşürdü. Hanru’nun Türkiye’deki demokratikleşme sürecini doğru ifade ettiğini düşünüyorum. Sanat eğitimi veren bir kurumun görevi özgür bireyler yetiştirmektir. Erkmen’in kendini ideolojik kalıplardan kurtarıp özgürleştirmesini ve demoktratikleşme sürecine katkıda bulunmasını umuyorum.”

HOU HANROU NE DEMİŞTİ?
“Batılı olmayan ilk modern cumhuriyetlerden ve gelişen dünyanın kilit oyuncularından biri olarak Türkiye’nin tarihi ve son dönem konumu bu yöndeki en radikal, çarpıcı ve etki uyandıran vakalardan birini oluşturuyor. Ancak can alıcı bir sorun, Kemalist proje tarafından savunulan modernleşme modelinin yine de sisteme dahil bazı çözülemez çelişkilerin ve ikilemlerle dolu, tepeden inme bir dayatma olması: reformların devrimci birer araç olarak gerekli olmasına rağmen yarı askeri bir şekilde dayatılması, demokrasi ilkesine aykırıydı; milliyetçi ideoloji evrensel hümanizmin benimsenmesine aksi yönde işledi ve toplumsal bir elit önderliğindeki ekonomik ilerleme toplumsal bölünme üretti. Popülist siyasi ve dini güçler, taleplerini toplumun tabanında yeniden oluşturmayı ve yönlendirmeyi ve bu talepleri kendi çıkarları yönüne çevirmeyi başardılar.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

aylin sunam  - İstanbul
15 Kasım 2007, Perşembe 12:18  
Peki biz Türkler, Atatürk"ün önderliğinde gerçekleşen Türkiye ya da Modern Türkiye projesinin başarılı olup, olmadığını sorgulamıyor muyuz? Günlük yaşam pratiklerinin modern düşünce sistemi ile çeliştiğine her gün tanık olmuyor muyuz? Bunu yapıcı bir biçimde eleştirmek ve daha iyiye doğru geliştirmek elimizde. Ama kendi eleştirisini ortaya koymayıp, başkası eleştirdiğinde ise Türk-çe horozlanmak çok doğru gelmiyor bana. Sanatçı her zaman dünyaya yeni bakış açıları getirmekle yükümlü olmuştur, bunda kötü niyet aramak yerine eleştiriyi anlamaya çalışmak daha iyi olmaz mı?

aylin sunam  - İstanbul
15 Kasım 2007, Perşembe 12:18  
Peki biz Türkler, Atatürk"ün önderliğinde gerçekleşen Türkiye ya da Modern Türkiye projesinin başarılı olup, olmadığını sorgulamıyor muyuz? Günlük yaşam pratiklerinin modern düşünce sistemi ile çeliştiğine her gün tanık olmuyor muyuz? Bunu yapıcı bir biçimde eleştirmek ve daha iyiye doğru geliştirmek elimizde. Ama kendi eleştirisini ortaya koymayıp, başkası eleştirdiğinde ise Türk-çe horozlanmak çok doğru gelmiyor bana. Sanatçı her zaman dünyaya yeni bakış açıları getirmekle yükümlü olmuştur, bunda kötü niyet aramak yerine eleştiriyi anlamaya çalışmak daha iyi olmaz mı?

aylin sunam  - İstanbul
15 Kasım 2007, Perşembe 12:08  
"Türk"ün Türk"ten başka dostu yoktur" söyleminin toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından benimsendiği bir ülkede yaşıyoruz. Tarih kitaplarımız,okuldaki hocalarımız bunu hepimizin kafasına yerleştirdiler. Medyamız da bu görüşü desteklemek için devletle işbirliği halinde. Ulusalcılığın kitleleri birarada tutmak için 19. yy"da ortaya konulan bir yöntem olduğunun farkında mıyız? Atatürk"ün devrimlerini gerçekleştirebilmek için bu yöntemi benimsediğinin, bunun birarada tutma yöntemi olduğunun farkında değiliz gibi geliyor. Bu kimlikle özdeşleşmek, bu kimliği yüceltmek yaygın bir davranış biçimi.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları