Türkiye’de 5 milyon romatizma hastası var
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Diğer Hastalıklar

Türkiye’de 5 milyon romatizma hastası var

Romatizma hastası hekime 10 yıl geç geliyor... Tanı gecikiyor hastalar sakat kalıyor...

 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER
SİBEL GÜNEŞ
NTV
Güncelleme: 15:42 TSİ 14 Eylül 2007 Cuma

İSTANBUL - Vücudun hareket sisteminde ağrı, hareket kısıtlılığı, şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan romatizmal hastalıklara erken tanı konulamıyor. Hastaların hekime ortalama 10 yıl geç başvurması, ciddi sakatlıklara hatta ölümlere bile neden olabiliyor.
Haberin devamı

Türkiye’nin romatizma zirvesi Fethiye’de yapıldı... 500 uzmanı biraraya getiren romatizma kongresinin ana gündem maddesi tanı ve tedavide yaşanan sorunlar oldu. Kongrede hastaların ağrı, şişlik, hareket güçlüğü gibi belirtileri ciddiye almadıkları için hekime çok geç başvurmasının tedavi şansını azalttığı vurgulandı.

Romatoloji Kongresi Başkanı Prof. Dr. Meral Çalgüneri, “Erken tanı maalesef her zaman mümkün olmuyor. Bize hastaların gelme süresi ortalama 10-15 yılı bulabiliyor. Bazı romatizma tiplerinde ağrı sinsi bir ağrı olabiliyor. Arkasından hasta ağrıya alışıyor. Gittiği yerlerde mekanik bel ağrılarıyla değerlendiriliyor, hastalık atlanıyor” diye konuştu.

Türkiye’de sayıları 5 milyonu ulaşan romatizma hastası olmasına rağmen ramotoloji uzmanı sayısının 200’le sınırlı kalması da bir sorun oluşturuyor. Uzmanlar kronik ağrısı olan hastalara sorunun atlanmaması için mutlaka bir de romatoloji uzmanının kontrolünden geçmelerini öneriyorlar.

İLAÇLARA GETİRİLEN SINIRLANDIRMALAR
Sayıları 5 milyonu bulan romatizma hastalarının tedavisindeki önemli bir sorun da bütçe uygulama talimatının ilaçlara yönelik getirdiği sınırlamalar. Kongrede Romatizma Araştırma ve Eğitim Derneği Başkanı Prof. Dr. Eftal Yücel, “Bazı ilaçların Bütçe Uygulama Talimatı’nın listesinde yer almıyor. Yani bir hastaya yazdığınız ilaç listede olmadığı için eczacı geri ödemede bulunmuyor” dedi.

Prof. Dr. Meral Çalgüneri ise romatizma tedavisinin ilaç ağırlıklı olarak yürüdüğüne işarete ederek, şu noktalara dikkat çekti:
“İlaç tedavisi önem kazanıyor. Bu noktada ilaç olmazsa sıkıntı yaşanıyor. Sağlık harcamaları ülkemizde doğrudan bütçeden kaynaklandığı için tedavi aksayabiliyor. Aksaması demek hastalığın aktive olması demek bu duruma gelince tedavi etmek zorlaşıyor.”

NADİR GÖRÜLEN HASTALIKLARDA DA SORUN VAR
Romatizma hastalarının sorunları bunlarla sınırlı değil. Romatizma başlığı altında yer alan 200’ye yakın hastalık var. Bunlar içinde yer alan nadir hastalıklar bütçe uygulama talimatında yer almıyor. Yani bu hastalıkların tedavisi için gereken ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmıyor.

Romatizma Araştırma ve Eğitim Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayhan Dinç, şöyle konuşuyor:
“Nadir görülen hastalıklarda bütçe uygulaması yok. Sağlık Bakanlığı bizden bu hastalıklarla ilgili yapılmış geniş çalışma istiyor. Ancak nadir görülen hastalıkların da geniş çalışılması imkanı yok. Bu hastalıkların bir bölümü de Türkiye’ye özgü. Bu tür hastalıklarda özellikle araştırma hastanelerinde diğer hastalıklarda kullanılan ilaçların da kullanılması hakkının getirilmesi gerekiyor. Bazı ilaçlar belli hastalık grubu için kullanılıyor geri ödemesi yapılıyor. Biz bu ilaçları nadir görülen romatizma hastalıkları için kullanmaya kalktığımızda mümkün olmuyor. Oysa bu hastalara erken müdahale şart. Sakatlığı önlemek için erken ilaç tedavisi yapmayı arzu ediyoruz. Erken tedaviye başlamak istediğimizde bürokrasiye takılıyoruz. İmza süreçleri aşması gerekilen bir sorun oluyor. Özellikle bağ dokusu hastalıkları ve damar iltihapları konusunda sıkıntı var.”

KONGREDEN HASTALARA YÖNELİK UYARILAR
Romatoloji 2007 Kongresi’nin önemli gündem başlıklarından biri de özellikle genç erkeklerde görülen Ankilozan Spondolit ya da Omurga Romatizması ve Bambu Hastalığı olarak bilinen sağlık sorunu oldu. Hastalığın en önemli belirtisi de bel ağrısı. Ancak bel ağrısı da sık görülen bir sorun olduğu için birçok hasta hekime başvurmuyor ve tedavi şansını yitiriyor.

BEL AĞRISI DEYİP GEÇMEYİN
Romatoloji 2007 Kongresi Genel Sekreteri Prof. Dr. Sedat Kiraz, bu konuda yaşanan sorunları şöyle dile getirdi:
“Bel ağrısı toplumda sık görülen bir vaka. Ama her bel ağrısı illa da komplike nedenlerle ortaya çıkmıyor. Büyük bir kısmı yüzde 90 kadarı basit ağrı kesicilerle geçebiliyor. Ama içinde bazı durumlar var ki onlar özellik arz ediyor bunlardan bir tanesi de ankilozan spondilit. Tüm bel ağrılarının içinde ankilozan spondilit dediğimiz omurga romatizmasına bağlı bel ağrıları yüzde 5’i oluşturuyor.. Ankilozan spondilitin en önemli bulgusu; bel ağrısı gerçekten sinsi başlıyor genç yaşların hastalığı. Genç bir erkekte ortaya çıkan bel ağrısı; özellikle gece uykudan uyandıran tarzda ise, sabah tutukluğu dediğimiz, kalktığında hasta belinde tutukluluktan yakınıyor. Bu tutukluk 1 saati aşkın sürüyorsa, hareket ve egzersiz ile bu tutukluk rahatlıyorsa bunda ön planda ankilozan spondiliti düşünmek lazım; hele ki hasta 40 yaşından daha genç ise. Ankilozan spondilitin erken tanısının önemli. Tedaviye erken başlıyoruz, bir takım kalıcı sakatlıkların ortaya çıkmasını engelleyebiliyoruz. Bunun içinde elimizde ilaçlarımız var, bir kısmı uzun daha basit olabilen maliyeti daha düşük ilaçlar. Ama bir kısmı gerçekten dirençli hastalarda kullandığımız daha maliyetli ilaçlar.”

ROMATOİD ARTRİT 200 KİŞİDEN BİRİNİN SORUNU
Romatizma hastalıkları arasında en sık görülenlerden biri de Romatoid artrit. Eklemlerde şişlik ve ağrı yapan bu hastalık, el, diz ve dirsek gibi orta boy eklemleri tutuyor. Hastalığın en ayırt edici tanısı elde sabah oluşan tutukluk. Romatizmal hastalıklara bağlı sakatlıkların önemli bir bölümü romatoid artritten kaynaklanıyor.

Romatizma Kongresi Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Ertenli, romatoid artritle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Her 200 kişiden birinde bu hastalık görülüyor. Son 10 yılda romatoid artritin tedavisinde çok büyük değişiklikler oldu Bağışıklık sistemini etkileyen ilaçların birden fazla kullanımı gündeme geldi.. Hastalığın erken tanısının tabii ki çok büyük önemi var, çünkü tedaviye ne kadar erken başlarsak o kadar iyi oluyor. Erken tanı ile birçok hastalığın sakatlığa gitmediği görüldü. Son yıllarda geliştirilmiş biyolojik ilaçlarla klasik tedavilere cevap vermeyen hastalarda önemli yararlar sağlandı. Bu kadar ilerlemeye rağmen her şey çok da ideal değil: Herhangi bir kliniğin izlediği romatoid artrit populasyonuna bakıldığı zaman hastalarımızın üçte ikisi iyi durumda olmasına rağmen, belki bir yüzde 10’luk kısmı da hala tüm tedavilere cevap vermeyip kötüye gidebiliyor. Gene son yıllarda şu görüldü ki; hastalar sık hekime başvurur tedavileri de aktif olarak bir romatolog tarafından takip edilirse uzun dönemde tedavilerinin sonuçları çok iyi oluyor. Yaşam kaliteleri düzeliyor, sakatlıkları azalıyor, ölüm oranları azalıyor. Hastaya ilaç verip, 6 ayda, 1 senede görmekle olmuyor. Hastaların bir romatoloğa başvurmasını ve yakın takipte olmasını öneriyoruz.

GUT HASTALIĞINA DİKKAT
Her 100 kişiden birinde görülen gut hastalığı Hipokrat döneminden beri gündemde olan bir sağlık sorunu. Kralların ya da zenginlerin hastalığı olarak biliniyor. Genellikle proteini fazla tüketenlerin sorunu olarak görülse de genetik yatkınlık hastalığın oluşumundaki en önemli faktör. Romatizma Araştırma ve Eğitim Derneği Başkanı Prof. Dr. Eftal Yücel, şöyle konuşuyor:
“Erkeklerde daha fazla görülen bir hastalık, 30-40’lı yaşlarda erkeklerde başlar, menopoz sonrası ileri yaşlarda kadınlarda ortaya çıkar, diyetle, alkolle ilgisi var. Ancak her alkol aynı şekilde etki etmiyor. İçki kullanmayı önermiyoruz. Ama alkol kullananlara da bira yerine şarap öneriyoruz. Bira gut atağını tetikliyor. Deniz mahsulleri, kırmızı et, sakatat şikayetleri çok artırıyor ama süt ve süt ürünleri iyi geliyor. Az yağlı peynir mesela bolca yenebilir. Bitkisel proteinlerin etkisi nötr, örneğin mercimek yenebilir. Ayak baş parmağında birden ortaya çıkan çok şiddetli kızarıklık ve ağrı olması, 3-4 gün sürmesi ve 1 haftada geçmesi en önemli belirtisi. Hastanın birkaç kez böyle tekrarlayan bir hikayesi varsa yüksek ihtimalle gut hastasıdır. Tedavide diyet yapmak, kilo vermek önemli ve eğer sık atak geçiriliyorsa ilaç kullanmak gerekli. Hastalık kandaki ürüt asitin artmasıyla ortaya çıkıyor, ürik asit azaltıcı ilaçların belki ömür boyu kullanılması gerekli olabilir.”

BEHÇET HASTALIĞI’NIN TEK BELİRTİSİ AFT DEĞİL
Tıp literatürüne Hulusi Behçet tarafından kazandırılan bir hastalık olan Behçet hastalığı da kongrenin önemli başlıklarından biri oldu. Türk hekimleri Behçet hastalığı konusunda en fazla çalışan hekimler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Ayhan Dinç, hastalığın ağızda çıkan aftlarla tanındığını ama bilinmeyen birçok belirtisi de olduğunu belirtiyor:
“Aft her 6-7 kişiden birinde görülen bir sorundur.Ancak tek başına gözüküyorsa buna Behçet demiyoruz. Bu sadece ağıza özgü başka bir hastalıktır. Ancak buna genital ülser, sivilce gibi cilt bulguları, eklem şikayetleri, göz iltihabı, damar içi pıhtılaşmaları, beyin ve bağırsak problemleri eşlik ediyorsa o zaman Behçet diyoruz. Çoğu kez hastalar ağzımda yara çıkıyor acaba Behçet miyim diye geliyor. Ama maalesef Behçet tanısı koyacak bir test yok. Hastalığın tanısı hasta öyküsüyle konuyor. Behçet testi denilen bir test var ama bu bir cilt testidir. Her 100 hastadan 30’unda pozitif çıkar ve çok güvenli değildir.”

AİLESEL AKDENİZ ATEŞİ APANDİSİTLE KARIŞTIRILIYOR
Ailesel Akdeniz Ateşi ise bilinen 4 etnik grupta özellikle gözüküyor. Türkiye, Kuzey Afrika ülkeleri, Ermenistan, Arabistan ve İsrail’de görülen ve kalıtsal özelliği ön planda olan bir hastalık. Hastalığın tipik özelliği ani başlangıçlı ve kısa süreli (2-3 gün en fazla) karın zarı iltihabına bağlı karın ağrısı, akciğer zarı iltihabına bağlı göğüs ağrısı ya da artrit eklem iltihabına (artrit) bağlı eklemlerde şişme ve ağrı ile kendini gösteren atakların olması. Deride özellikle ayak bilekleri üzerinde kızarıklık da şikayetlere eklenebiliyor. Hastaların bir bölümünde böbrek hastalığı gelişebiliyor. Son zamanlarda bu hastalığa “Pyrin” olarak adlandırılan bir gendeki mutasyonların (gen diziliminde değişme) olduğu saptandı.

Prof. Dr. Ayhan Dinç bu hastalığın adet ağrısıyla apandisitle karıştırıldığına dikkat çekiyor ve birçok hastanın gereksiz yere apandisit ameliyatı geçirdiğini söylüyor ve ekliyor: “Ailesinde bu hastalık olan kişiler mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurmalı. Aksi halde hastalık atlanabilir.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Ali Can  - Aydın
06 Eylül 2007, Perşembe 14:53  
Romatizma konusu gerçekten önemli.Romatizmal hastalıkların tedavisinde fizyoterapi yöntemleride tüm dünyada etkin bir şekilde kullanılıyor.Bizim ülkemizde fizyoterapistlerin serbest çalışma hakkı olmadığı için bu tedavi yöntemi gelişmiş ülkelerden çok gerilerde seyrediyor.Tüm hekimler ilaca yükleniyor.Bu durumda hastaların daha çok yan etkiye maruz kalmasına sebeb oluyor. Yapılması gereken öncelikle fizyoterapistlere çağdaş ülkelerdeki hak ve yetkilerini bir yasa çıkartarak vermektir.Böyle bir düzenleme romatizmal hastalıklarla mücadelede önemli bir adım olacaktır.    

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları