Türkiyede özellikle dayak vakalarının çok yaygın olduğunu kaydeden Doç. Dr. Figen Şahin, Yasal açıdan çocuğun vücudunda bir iz bırakacak kadar şiddetli dayağa fiziksel istismar dense de, biz hepsinin aslında çocuğun ruhuna zarar verdiğini düşünüyoruz. O yüzden her çeşit dayak, kötü muamele, duygusal olarak kötü davranışlar çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkileyen şeyler dedi.
Eğitimli eğitimsiz tüm ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusunda eğitim alması gerektiğini ifade eden Şahin, anne babaların çocuk yetiştirirken kendi ebeveynlerini model aldıklarını söyledi. Şahin, uygun anne-babalık modelleriyle yetiştirilmenin çocuk sağlığı açısından çok önemli olduğunu ifade ederek, Anne baba çocuğu doğru şekilde yetiştiremiyorsa, terbiye edeceğim diye dövüyorsa ya da ona kötü davranıyorsa o zaman çocuklar hem ruhsal hem de duygusal açıdan çok sağlıklı yetişemiyor. Bu konuda ebeveynlerin eğitim çok önemli. Ehliyet almak için bile bir eğitim gerekir. Araba kullanmak bir çocuğu yetiştirmeye göre çok daha kolay bir iş. Ama araba kullanmak için bu kadar çaba gösterirken, aynı çabayı çocuğumuzu nasıl yetiştirelim diye göstermiyoruz diye konuştu.
ERKEK ÇOCUKLARA DİKKAT
Merkezlerine gelen 139 çocuktan 94ünün ihmal ve istismara maruz kaldığını belirten Şahin, bilinenin aksine kız çocuklarının da erkek çocukları kadar fiziksel istismara uğradığını kaydetti.
Türkiyede erkek çocuklarının cinsel istismara uğramayacağı gibi bir yanılgı olduğunu kaydeden Şahin, erkek çocuklarının da kız çocuklarına yakın bir oranda cinsel istismara maruz kaldıklarını söyledi. İstismara uğrayan 94 çocuktan 54ünün kız olduğunu ve bunlardan 38inin (yüzde 70.4) cinsel istismara maruz kaldığını ifade eden Şahin, istismara uğrayan 40 erkek çocuğun da 26sının (yüzde 65.0) cinsel istismarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Kız çocuklarının namusu kavramının Türkiyede çok önemli olduğunu ifade eden Şahin, bu nedenle kızların çok korunaklı olduklarını, ebeveynlerin erkek çocuklarını ise aynı oranda korumadıklarını dile getirdi. Bu nedenle erkek çocukların daha kolay ele geçirilebilen, daha kolay bulunabilen bir konumda olduklarını belirten Şahin, özellikle 16-17 yaşındaki ergenlerin kendi cinsel meraklarını, 8-9 yaşındaki erkek çocuklarla tatmin ettiklerini belirtti. Şahin, bu nedenle ailelerin erkek çocuklarını da koruması gerektiğini kaydetti.
ÇOCUĞA KENDİNİ KORUMASI ÖĞRETİLMELİ
Ebeveynlerin çocuklarını koruması için en iyi izlenecek yolun çocuklara kendini korumayı öğretmek olduğunu ifade eden Şahin, küçük yaşlardan itibaren çocuklara kendi bedenlerinin özel yerleri olduğunun anlatılması gerektiğini söyledi. Çocuklara, başka birisinin özel yerlerine dokunmasının normal ve doğru olmadığını ve bu konularda hayır diyebilmeyi öğretmek gerektiğini kaydeden Şahin, bunların çocuklara ayıp ya da günah diye değil, anlatılarak öğretilmesinin daha doğru olacağını ifade etti.
Çocuklardaki duygusal ve fiziksel gelişmeler konusunda ailelerin dikkatli olmaları gerektiğini belirten Şahin, bazı fiziksel ve duygusal belirtilerin ebeveynleri istismar konusunda uyarabileceğini kaydetti. Çocuğun bir yere gitmek istememesi, gece uykularında ani bozulmalar, daha önce olmayan idrar ya da dışkı kaçırmalarının başlaması, stres bulguları, erkeklerden korkma ya da tam tersine toplum içinde aşırı cinsel davranışlarda bulunma gibi daha önceden yapmadığı davranışları yapmasının istismar belirtileri olabileceğini anlatan Şahin, fiziksel bulguların da cinsel bölgede oluşan kaşıntı, kızarıklık, akıntı ya da kanama gibi belirtilerle belli olabileceğini kaydetti. Şahin, Bu bulguların hiç biri cinsel istismarın kesinlikle olduğunu göstermiyor bize. Sadece kuşkulandırabilecek bulgular. Ama böyle bir şeyler ortaya çıktıysa ve çocuk bu konuda bir şeyler söylüyorsa ya da tam tersine hiçbir şey söylemiyorsa ebeveynler bir doktora başvurmalı diye konuştu.
TÜRKİYEDE CİNSELLİK BİR TABU
Türkiyede cinselliğin tabu olarak algılandığını anlatan Şahin, ebeveynlerin cinsel istismarı çok hassas bir konu olarak gördüğünü kaydetti. Bu nedenle çocukları olayı anlattıklarında ailelerin zaman zaman panikleyebildiğini ifade eden Şahin, bazı ailelerin de çocuklarına inanmadıklarını belirtti.
Çocuğa inanmamanın ya da onu suçlamanın çocuğu olayı anlatmaktan alıkoyabileceğini belirten Şahin, Başına ne gelmiş olursa olsun bu çocuğun suçu değildir. Bunu yapanın suçudur. Çocuğu suçlamak, ona kızmak ya da dövmek çocuğu çok etkiliyor ve yaralıyor. Anne babalar sakince, yorum yapmadan ve yönlendirecek sorular sormadan çocuğu dinleyip, sonra bir doktora ya da konuyla ilgilenen merkezlere başvurmalılar dedi.
Cinsel istismar vakalarında adli sürecin de çocukları örseleyebildiğini belirten Şahin, çocukların bu süreçte bir çok kez anlatarak olayı tekrar tekrar yaşadıklarını söyledi. Merkez olarak bu konuda çalıştıklarını anlatan Doç. Dr. Figen Şahin, Öyküyü bir kişinin dinlemesi, ifadenin video kayıtlı şekilde alınması, ilk muayene bulgularının raporlanıp, görüntülenip, fotoğraflanması, mahkemede de bunların kullanılması çocuğun bu süreçten olumsuz etkilenmemesi için çok önemli diye konuştu.