Sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu savunan Buğdaycı, Bu, çocuklara daha çok anne ve babalar ya da sevilen ve örnek alınan kişilerden bulaşıyor dedi. Ebeveynlerde Yaptığımı yapma, söylediğimi yap anlayışının hakim olduğuna işaret eden Buğdaycı, iletişimin yüzde 60ının sözsüz beden hareketleriyle, yüzde 30unun ses tonu ve vurgulamalarla, yüzde 10unun da sözle gerçekleştirildiğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.
Çocuklara sigara aldırmanın kötü bir mesaj olduğunun altını çizen Buğdaycı, sigara kullanımıyla mücadelede eğitimin önemine değinerek, şunları kaydetti:
Okullardaki sigaranın zararlarına ilişkin eğitim, yıllarca lise ve üniversite gençliğine verilmeye çalışıldı. Ancak bunun etkili olmadığı anlaşıldı. Çünkü, sigaraya başlama yaşı daha erken. Lise ve üniversitede eğitim gören gençler artık tiryaki durumunda. Bu nedenle verilecek eğitimi, daha aşağı yaşlara çekmek durumundayız. Şu anda dünyada önerilen ideal sigaraya karşı eğitim yaşı 13-14tür. Yani ilköğretim 6. ve 7. sınıfları kapsıyor. Türkiyede bu eğitim ilköğretim 4 ve 5. sınıflarda başlamalıdır ve diğer sınıflarda devam etmelidir.
HASTA YANINDA SİGARA İÇEN HEKİMLERİN ORANI YÜZDE 56,8
Buğdaycı, yapılan araştırmalara göre, Türkiyede 15 yaş üzeri nüfusun yüzde 43,5 oranında sigara içtiğini, erkeklerde bu oranın yüzde 62,5 ve kadınlarda yüzde 24,3e ulaştığını, hekimlerde yüzde 55 seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Hasta yanında sigara içen hekim oranının yüzde 56,8, ebe ve hemşireler de ise yüzde 50,8 olduğunu ifade eden Buğdaycı, açıklamasına şöyle devam etti:
Akciğer kanserlerinin yüzde 90ı, tüm kanserlerin yüzde 30u, felçlerin yüzde 25i ve kronik bronşitlerin yüzde 80i sigaraya bağlıdır. Ayrıca, damar sertliği, damar tıkanıklıkları sigara içenlerde sık görülen hastalıklardır. Puro ve pipo tütünlerinin dumanı ağızdan emilebilir. Bu yüzden dudak ve ağız kanserleri daha çok görülür. Ayrıca, ağızda çiğnenen tütünler de dudak ve ağız kanserine neden olurlar.